- SPONSOR REKLAMLAR -
Kadın yorgun, kucağında 5 yaşlarındaki kızını tutmakta.Kadın küçücük bir kadın.Adam oldukça iri, buna rağmen çocuğu kadın taşıyor.
Henüz akrabalık bağlarının bu kadar ayağa düşmediği zamanlar…Adam eşini ve küçük kızını da almış karşıdaki akrabalarının düğününe gitmişler.Karşı
hikayecinin bulunduğu yere göre değişir.Herşey hikayecinin nazarındadır.Düğün aslında akşam sekize başlayacak yazıyor
davetiyede ama her düğün gibi vaktinden epey geç başlamış.Zaten hiçbir düğün vaktinde başlamaz.Kadın hangi düğüne giderse gitsin hep kendi yapılmayan
düğününü hayale dalar.Adam kadını sevmiş zamanında kızın babası vermemiş, kız kadını olmak için adamın, ailesine karşı çıkmış ve kaçmış.Kadın hayal etmiş
düğünü olur belki diye ama hiç olmamış.İlerde bir vakit kızı için kendisine yapılmayan ne varsa isteyecektir anne.Ama daha çok var o vakte.Adam hiçbirşeyin
fazlasını sevmez.Çok konuşmaz,çok değil hiç gülmez, ağladığını gören olmamıştır.Adamda çok olan yasaklardır.Kadın sağa sola bakamaz,kadın erkeğinden
habersiz sokağa çıkamaz,kadın kısmısı çok konuşamazmış.Düğünden sonra gene otobüsle karşıya geri dönmeleri gerekir.Yine hikayecinin bulunduğu yere göre
karşı değişir.Gece saat onikiye gelmek üzeredir saat.Bir durak önce inmek için kırmızı düğmeye basar adam.Kadın çocuğu uyandırmamaya çalışır,
araba yavaşlar eylemsizlik prensibi çalışır.Arac ters yönde hareketlenir kadın düşmemek için direğe dayanır.Adam ters ters bakar.
“İki ayak üstünde durmayı beceremiyorsun. ”
Oysa becermek bir erkek eylemidir. Adam iş becerir,adam kadın becerir.Kadının eteği eksiktir.
Kadın boynunu eğer cevap vermemesi gerektiğini öğrenmiştir.Evliliğin ilk yıllarında birkaç kere cevap vermek ve doğru bildiğini söylemek istemiştir.
Öyle zamanlarda o doğrular gözüne oturan kan olmuştur yahut yanağındaki şişlik.Evle indikleri durak arasındaki mesafe yirmi dakika yürüme mesafesinde.Kadın çocuğu uyandırıp elinden tutup yürütmeyi uygun bulur.Çocuk uyanınca yere basar ayağını,Yer soğuk.Beton çeker diye endişeli kadın,
“Bey takunyalarını ver çocuğun da giysin”.
Takunyalar o dönemin modası.Bütün kız çocuklarında var.Kadın da kızın ağlamalarına dayanamayıp pazar parasından arttırdığı paralarla bir çift almış.Kızının
en sevdiği renk kırmızı.Takunyaları alıp da eve geldiklerinde kız yatana kadar çıkarmamış takunyalarını.Takunyalar şimdi yok.Çocuk uyku sersemi şaşkın,Adam sinirli
“Takunyalar bende değil en son sana vermiştim ,otobüste bıraktın dimi.Bir işi de becer lan! ”
Aslında düğünün sonlarına doğru çocuk yorgun düşüp uyuya kalınca kadın çocuğu kucaklamıştı adam da takunyaları almıştı.Ama otobüse bindiklerinde yere bırakmıştı inerken alırım diye.Belli ki unutmuş.Kadının içinden düşünceler bile korkuyla geçiyor.Birşey diyemez.Zaten ne diyebilirdi ki.Ama adam ciddi ciddi
sinirlenmiş.Söylenmeye devam eder.Çocuk annesinin gözlerine bakar, Korku var üstlerde, derinlerinde de mutsuzluk,acıyla karışık.Takunyalara o kadar da
üzülmez çocuk.Annesinin elini daha fazla sıkar.Kızının gözlerine bakar.Acılarını kızının ona tattırdığı mutlulukla siler kadın ve gözyaşlarını da.
Çiğdem POLAT
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |