Kuaza
       
ARA
giris
Fecr-i Ati Edebiyatı Nedir? Fecr-i Ati Edebiyatı Özellikleri
Fecr-i Ati Edebiyatı Nedir? Fecr-i Ati Edebiyatı Özellikleri

1901′de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla, Edebiyat-ı Cedide topluluğu dağılmış; edebiyat dünyasında II. Meşrutiyet’in ilanına (1908) kadar sürecek bir boşluk doğmuştur. II. Meşrutiyet’in ilanıyla meydana gelen özgürlük ortamı, Fecr-i Ati (Geleceğin Işığı) topluluğunun ortaya çıkışını kolaylaştırmış, Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla dağılan kimi sanatçılarla genç yazar ve şairler bu topluluğu oluşturmuşlardır.

Fecr-İ Ati Edebiyatının Temsilcileri:

Ahmet Haşim
Refik Halit (Karay)
Emin Bülent (Serdaroğlu)
Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)
Tahsin Nahit
Faik Ali (Ozansoy)
Celâl Sahir (Erozan)
Fuat Köprülü
Hamdullah Suphi (Tanrıöver)
Sahabettin Süleyman
Ali Canip (Yöntem)
Cemil Süleyman İzzet Melih

• Faik Ali Ozansoy’un önerisiyle “Fecr-i Ati” adını benimseyen topluluk, uzun ömürlü olamamış ve Milli edebiyat hareketinin doğusuyla dağılıp gitmiştir (1912). Fecri Âti’nin bazı sanatçıları, sonraki yıllarda sanatlarını değişik çizgilerde geliştirmişlerdir.

FECR-i ATİ EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ
1. Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak ortaya çıktıklarını söyleyen Fecr-i Aticiler tepkilerini açık seçik ortaya koyamamışlar, Edebiyat-ı Cedide’nin bir uzantısı olarak kalmışlardır.
2. “Sanat şahsi ve muhteremdir.” ilkesiyle hareket etmişler; şiirde Sembolizmi, öykü ve romanda Maupassant’ı, tiyatroda H. Ibsen’i örnek almışlardır.
3. Topluluk sanatçıları yukarıda belirtilen ilkeyi herkesin ayrı ayrı görüşlere sahip olabileceği biçiminde yorumlamış; bu durum da dağılmaya yol açmıştır. Sanatçıların her biri yalnız kendi duyuşuna, kendi beğenisine göre bir güzellik yaratma çabası içine girmiştir.
4. Fecr-i Ati topluluğu sanatçıları duyuş, düşünüş, üslup ve sanat anlayışında Servet-i Fünun sanatçılarını taklit etmişler, şiirde ağır bir dil kullanmışlardır.
5. Şiirde aruz ölçüsünü esas almışlar; serbest müstezat, sone, terzarima nazım biçimleriyle yazmışlardır.
6. Servet-i Fünuncuların Batı edebiyatını yeterince tanıyamadıklarını söylemişler, Batıdaki akımlardan ve görüşlerden genişçe yararlanmak amacı güttüklerini belirtmişlerdir.
7. Aşk ve doğa konuları üzeride durmuşlar; duygulu, romantik bir aşktan söz etmişler gerçeğe uygun düşmeyen doğa betimlemeleri yapmışlardır.
8. Batı edebiyatıyla sıkı ilişkiler kuracaklarını, özgün bir edebiyat ortaya koyacaklarını, sanatçılar arasında birlik ve dayanışma sağlayacaklarını ve Servet-i Fünün edebiyatını aşacaklarını iddia ederek ortaya çıkan Fecr-i Ati topluluğu bu amaçlarını gerçekleştiremeden dağılıp gitmiştir.

- Edebiyata Fecr-i Ati topluluğunda başlayan ve bu topluluğun sözcülüğünü yapan Yakup Kadri, Fecr-i Ati’nin sanat görüşünü şu cümlelerle açıklar:

• “Sanat, bazı şekiller, renkler, sesler ve hayaller karşısında müstesna bir zevk duyan seçkin bir insan azlığının ruhundan doğar. Sihirli bir gölü andıran bu ruh, kendine akseden şeylere, sathındaki ürperişlere göre türlü şekiller verir ve onları harekete geçirip canlandırır.

• Sanat kadar sanatkâr da tam bir hürriyete muhtaçtır. Bir şaire: ‘Sen şunu terennüm edeceksin!’ veya bir romancıya: ‘Sen falan çevreleri, filan ve falan insanları anlatacaksın’ demek mavi gözlü bir kimseye ‘Senin gözlerin kara olacak.’ demek kadar gülünç, abes ve tabiata aykırı bir fikir istibdadıdır. Sanat şahsi ve muhteremdir. Ben, aşk şiirleri yazarım, siz vatan şiirleri… Fakat hiçbir vakit sizin bana kendi yaptığınızı yapmaya zorlamak hakkınız yoktur.”

FECR-I ATİ EDEBİYATINDA ŞİİR

• Fecr-i Ati topluluğu şairleri yeni olma iddiasıyla ve Servet-i Fünunculara bir tepki olarak ortaya çıkmalarına rağmen, onlardan farklı bir şiir çizgisine ulaşamamışlardır.

• Fecr-i Ati şiirinde Sembolizm ve Empresyonizm akımları etkili olmuştur. Şiirde daha çok aşk ve doğa temaları işlenmiş; şiirlerde duygusal söyleyiş ağır basmıştır. Fecr-i Aticiler Servet-i Fünuncularda görülen maraziliği daha aşırı biçime kavuşturmuşlar; Sembolizmi daha iyi anlamışlardır. Duygusal ve romantik aşk şiirleri, duygusal – öznel doğa betimlemeleri Fecr-i Ati şiirinde çok görülür.

• Fecr-i Ati şiirinde ölçü, aruzdur. Tevfik Fikret’le başlayan serbest müstezat biçimi daha da geliştirilmiş; şiir dili Arapça – Farsça sözcük ve tamlamalarla doldurulmuş, konuşma dilinden uzaklaştırılmıştır.

• Ahmet Haşim, Fecr-i Ati şiirinin en önemli sanatçısıdır. Topluluk dağıldıktan sonra da kendi şiir çizgisini sürdürmüş, özgün bir söyleyişe ulaşmıştır. Emin Bülend Serdaroğlu ve Tahsin Nahit bu topluluğun diğer önemli şairleridir.

• Aşağıdaki parça, Ahmet Haşim’in “O Belde” şiirinden alınmıştır. Bu parça, bize Fecr-i Ati şiiri hakkında bir fikir verebilir:

O BELDE

Denizlerden
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin
Bilsen
Melal-i hasret ü gurbetle, ufk-ı şama bakan
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ
Olan bu mal deniz
Melali anlamayan nesle âşinâ değiliz.
Sana yalnız ince, taze bir kadın,
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar

Bulamaz sende, bende bir mânâ
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istiğna.
Sen ve ben
Ve deniz
Ve bu akşam ki lerzesiz, sessiz,
Topluyor buy-ı ruhunu güya
Uzak
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak
Bu nefy ü hicre müebbet bu yerde mahkûmuz…
(Ahmet HAŞİM)

FECR-İ ATİ EDEBİYATINDA TİYATRO

• 1908′de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte tiyatro canlılık kazanmış; birçok topluluk çeşitli oyunlar sergilemeye başlamıştır. Ancak tiyatro türü önemli bir gelişme sağlayamamıştır. Şehabettin Süleyman, Tahsin Nahit ve Müfit Ratip gibi Fecr-i Ati sanatçıları teknik yönden zayıf, fakat konuşma diline yaklaşan eserler vermişlerdir.

FECR-İ ATİ EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMAN

• Fecr-i Ati yazarları dil konusunda Servet-i Fünun çizgisini izledikleri için öykü ve romanda pek başarılı olamamışlardır. Bunların çoğu dil ve üslupta yapmacıklığa düşmüşlerdir. Bu dönem sanatçılarından Yakup Kadri ve Refik Halit, topluluktan ayrılarak Milli edebiyat akımının ilkelerini benimsemiştir. Öykü ve roman yazarı olarak eser veren Cemil Süleyman ve izzet Melih’in eserleri ise teknik ve içerik olarak oldukça zayıftır. Bu yazarların eserlerinde Realizm ve Naturalizmin etkisi görülür.

AHMET HAŞİM

• Fecr-i Ati topluluğunun en büyük şairi olan Ahmet Haşim Bağdat doğumludur.
• Edebiyata öğretmeni Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun teşvikiyle yönelmiş, ilk önceleri döneminin ünlü şairlerinden etkilenmiştir.
• Arap asıllı bir şair olan Ahmet Haşim, küçük yaşta çok sevdiği annesini kaybetmiş, bu durum onu karamsarlığa, yalnızlığa, sıkıntılara itmiştir.
• İstanbul’a geldiği ilk günlerde çevreye uyum sağlayamamış, topluluklardan kaçar duruma gelmiş, hayalindeki mutlu günlerine dönmüştür. Şiirlerinde psikolojik durumunun yansımaları rahatlıkla görülebilir.
• “Sanat için sanat” görüşüyle şiir yazan Ahmet Haşim, Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir; ancak Batılı anlamda tam bir sembolist sayılmaz. Nesneleri değil, nesnelerin kendinde bıraktığı izlenimleri anlatması onu Empresyonizme (izlenimcilik) yaklaştırır.
• Ona göre şiir, “duyulmak”; nesir, “anlaşılmak” için yazılır. Şiirde anlam kapalı olmalı, her okuyucu onu farklı biçimde yorumlayabilmelidir. Şiir, asla düzyazıya çevrilemez.
• Hayale büyük önem veren Ahmet Haşim’in şiirinde toplumsal sorunlar hiç yer almaz. Kızıl gün batımları, sararmış yapraklar, ay ışığı altındaki doğa, loş karanlıklar… onun başlıca şiir temalarıdır. Sembolist şiirin esas öğesi olan “sembol” onun şiirlerinde pek yoktur.
• Sanatçı hece ölçüsünü hiç kullanmamış, tüm şiirlerini aruzla yazmıştır. Şiirde musikiye önem verir; şiirin “sözden çok musikiye yakın bir dil” olduğunu söyler.
• Fecr-i Âti dönemi şiirlerinde dil ağır, yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklüdür. 1921′den sonraki şiirlerinde ise daha sade bir dil kullanmıştır.
• Şiir dışında fıkra, gezi türünde de eserleri vardır. Düzyazı dili sade ve konuşma havasındadır.
• Bize Göre, Gurabâhâne-i Laklakan adlı eserlerindeki kimi yazılar, edebiyatımızın ilk deneme örnekleri sayılabilir.
Eserleri:
o Göl Saatleri (şiir)
o Piyale (şiir)
o Bize Göre (fıkra)
o Gurabâhâne-i Laklakan (fıkra)
o Frankfurt Seyahatnamesi (gezi)

Yorum Yap



ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM
guncelportal.blogspot.com|www.guncelhaberleri.com|www.haberemek.com|www.erolkara.com|www.guncel-portal.com|www.guncel-portal.org|www.haberler2.com