Kuaza
       
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
313 Okunma

            Kültürel bölünmelerin tümünün çağdaşlaşma yöntemlerinden kaynaklandığı kanısındayım. Halk kültürü ürünleri geleneksel yapımızın, yaşam biçimimizin tanıkları ve çağlar boyu süregelen ve sürmeye devam edecek olan taşıyıcılarımızdır. Geleneksel değerlerimizin kaybolma tehlikesi ekonomik ve kültürel değişimlere bağlıdır. Ekonomik, geleneksel, ahlaki yoksulluk ve geleneksel değerlerimizin yavaş yavaş yok olmaya mahkum edilmesi çoğu zaman toplumlarda dinlerin mutlakiyetçi tavrıyla da orantılıdır Aydınlanmayla birlikte özellikle de Batı’da modernleşme projeleri sonucu din sosyal hayatın hemen hemen tüm alanlarında geleneksel etkisini yitirmiştir. İnsanlık, modernizm kıskacında dine karşı yabancılaşırken diğer taraftan da postmodern hareketlerin etkisinde kalmaktan kendini alamamaktır. İnsan hakları savunucularının yönetim dışı organizasyonları, post modern hareketleri yeni küresel ve yerel değerlere bağlı insan şekli yaratmaktadır. Bir tarafta aydınlanma düşüncesini benimsemiş gibi gözüken evrensel tarihi, kurtuluşu, teknolojiyi, çıkarları için katliam yapmayı sosyal gelişim olarak kabullenmiş Batı, diğer tarafta yerel kültür, toplumun geleneksel saplantıları bu saplantılarla birlikte bırakın yerinde saymayı devamlı gerileyen en önemlisi de bağımsızlık yapı taşı olan mali özgürlüğünü, yeraltı kaynaklarını, sahip olduğu toprakları teslim eden ortadoğu… Hiç kuşkusuz dünyada güç değiş tokuşu sadece ekonomi krallığına bağlı olarak sürmektedir.Bununla birlikte demokrasi de gelişmiş ülkelerden üçüncü dünya ülkelerine ithal edilen bir politika aracı olarak kullanılmaktadır.

            Bugün etki ve kalıcılığı göz önünde bulunduran aydınlanma (Aklın ve bilimin öncülüğüne inanma) tam anlamıyla temel eksikliği olmayan kültürlerde gerçekleşmektedir. Aydınlanmanın en önemli koşulu eğitimin çağdaş olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk çağdaşlaşmaya giden yolu çok iyi analiz etmiş kalıcı ve son derece etkili bir örnek vermiş bir önderdir. Aydınlanmanın özünün herşeyden önce insanların beyninde oluşması ve yer etmesi gerektiği görüşüyle eğitim ve bilimin çok önemli ve öncelikli bir konumda yer alması gerektiğini ve uygulanacak yöntemin de akıl ve bilimi izleyerek eleştirel akılcılığa yer vermek olduğunu her seferinde belirtmiştir.

            20. yüzyılda gerçekleşen bilimsel ve teknolojik ilerleme, tüm insanlık tarihinde kaydedilenden fazladır ve modernite: “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” sonucunda ortaya çıkmış olan, insana ve insan aklına olan sınırsız güveni ifade eden bir görüştür.

            Bu ilerleme “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” sonucu oluşan “Modernizm” ve onun ürünü olan “Modern Bilim” ile olmuştur. Sanayi Devrimi sonrası toplum küreselleşmeci politikaların egemen olduğu günümüz “postmodern” dünyasında sanayi toplumunun ürünü olan modern bilim de tehdit altına girmiştir. Modernite ve onun ürünü olan her şeyin (modern bilim, ulus devlet, modern eğitim, modern sanat vs.) karşıtlığıdır postmodernite ve küresel bir dünyanın parçasıdır.

            Aydınlanma ve modernizme karşı olan postmodernite günümüzün sürekli tüketen neo liberal dünyasında ne yazık ki egemen kültür olmuştur. Modernizme karşı oluşta temel sav; bilim ve teknolojide sağlanan muazzam gelişmenin insanın mutluluğunu sağlayamamış olmasıdır.

            Bindiğimiz araba mı, kullandığımız cep telefonu mu, yoksa penisillin midir mutsuzluğumuzun nedeni? Çok tüketen fakat üretim konusunda ilerleyememiş olmamızda mutlu olamamamız için bir etken olabilir mi ?

            Bugüne kadar, mutluluğu teşhis etmede yetersizliği kanıtlanmış olsa da akıl ve bilim dışında neye güvenebiliriz ki?

Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
0 Okunma

            Kültürel bölünmelerin tümünün çağdaşlaşma yöntemlerinden kaynaklandığı kanısındayım. Halk kültürü ürünleri geleneksel yapımızın, yaşam biçimimizin tanıkları ve çağlar boyu süregelen ve sürmeye devam edecek olan taşıyıcılarımızdır. Geleneksel değerlerimizin kaybolma tehlikesi ekonomik ve kültürel değişimlere bağlıdır. Ekonomik, geleneksel, ahlaki yoksulluk ve geleneksel değerlerimizin yavaş yavaş yok olmaya mahkum edilmesi çoğu zaman toplumlarda dinlerin mutlakiyetçi tavrıyla da orantılıdır Aydınlanmayla birlikte özellikle de Batı’da modernleşme projeleri sonucu din sosyal hayatın hemen hemen tüm alanlarında geleneksel etkisini yitirmiştir. İnsanlık, modernizm kıskacında dine karşı yabancılaşırken diğer taraftan da postmodern hareketlerin etkisinde kalmaktan kendini alamamaktır. İnsan hakları savunucularının yönetim dışı organizasyonları, post modern hareketleri yeni küresel ve yerel değerlere bağlı insan şekli yaratmaktadır. Bir tarafta aydınlanma düşüncesini benimsemiş gibi gözüken evrensel tarihi, kurtuluşu, teknolojiyi, çıkarları için katliam yapmayı sosyal gelişim olarak kabullenmiş Batı, diğer tarafta yerel kültür, toplumun geleneksel saplantıları bu saplantılarla birlikte bırakın yerinde saymayı devamlı gerileyen en önemlisi de bağımsızlık yapı taşı olan mali özgürlüğünü, yeraltı kaynaklarını, sahip olduğu toprakları teslim eden ortadoğu… Hiç kuşkusuz dünyada güç değiş tokuşu sadece ekonomi krallığına bağlı olarak sürmektedir.Bununla birlikte demokrasi de gelişmiş ülkelerden üçüncü dünya ülkelerine ithal edilen bir politika aracı olarak kullanılmaktadır.

            Bugün etki ve kalıcılığı göz önünde bulunduran aydınlanma (Aklın ve bilimin öncülüğüne inanma) tam anlamıyla temel eksikliği olmayan kültürlerde gerçekleşmektedir. Aydınlanmanın en önemli koşulu eğitimin çağdaş olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk çağdaşlaşmaya giden yolu çok iyi analiz etmiş kalıcı ve son derece etkili bir örnek vermiş bir önderdir. Aydınlanmanın özünün herşeyden önce insanların beyninde oluşması ve yer etmesi gerektiği görüşüyle eğitim ve bilimin çok önemli ve öncelikli bir konumda yer alması gerektiğini ve uygulanacak yöntemin de akıl ve bilimi izleyerek eleştirel akılcılığa yer vermek olduğunu her seferinde belirtmiştir.

            20. yüzyılda gerçekleşen bilimsel ve teknolojik ilerleme, tüm insanlık tarihinde kaydedilenden fazladır ve modernite: “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” sonucunda ortaya çıkmış olan, insana ve insan aklına olan sınırsız güveni ifade eden bir görüştür.

            Bu ilerleme “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” sonucu oluşan “Modernizm” ve onun ürünü olan “Modern Bilim” ile olmuştur. Sanayi Devrimi sonrası toplum küreselleşmeci politikaların egemen olduğu günümüz “postmodern” dünyasında sanayi toplumunun ürünü olan modern bilim de tehdit altına girmiştir. Modernite ve onun ürünü olan her şeyin (modern bilim, ulus devlet, modern eğitim, modern sanat vs.) karşıtlığıdır postmodernite ve küresel bir dünyanın parçasıdır.

            Aydınlanma ve modernizme karşı olan postmodernite günümüzün sürekli tüketen neo liberal dünyasında ne yazık ki egemen kültür olmuştur. Modernizme karşı oluşta temel sav; bilim ve teknolojide sağlanan muazzam gelişmenin insanın mutluluğunu sağlayamamış olmasıdır.

            Bindiğimiz araba mı, kullandığımız cep telefonu mu, yoksa penisillin midir mutsuzluğumuzun nedeni? Çok tüketen fakat üretim konusunda ilerleyememiş olmamızda mutlu olamamamız için bir etken olabilir mi ?

            Bugüne kadar, mutluluğu teşhis etmede yetersizliği kanıtlanmış olsa da akıl ve bilim dışında neye güvenebiliriz ki?



EN SON YAZILAR