SİLİVRİ’YE AYRI SİLOPİ’YE AYRI HUKUK ! HALA HUKUK DEVLETİ MİYİZ ?

Açılım fikri , kardeşlik fikri tabii ki onayladığımız düşünceler, ancak kalkıp ta Silivri’ye başka Silopi’ye başka hukuk uygularsanız hala hukuk devletiyim naraları atmayacaksınız..Teslim sırasında Pkk propagandasını önceden öngörüp önleyemedi iseniz çuvalladığınızı kabul edeceksiniz..
Sizlere seçtiğimiz 3 köşe yazarının konu ile ilgili mutlaka okunması gerek yazılarını sunuyoruz..
Bekir Coşkun -22/10/2009 haberturk
Eli silahlı terör örgütü militanı 20 dakikada ifade verdi ve salındı,
ama eli kalemli Mustafa Balbay‘ın dünkü köşesinde “229 gündür tutuklu”
olduğu yazılıydı..
AÇI
MÜMTAZ SOYSAL
Toprağın Dili
ŞU Güneydoğu toprağının dili olsa da konuşsa.
O toprak ki, uğruna çok kan dökülmüştür ve hâlâ dökülebilir.
O toprak ki, üzerinde çalışıp yorulanlar, yazın yakıcı sıcağında ter dökerek, kışın dondurucu soğuğunda titreyerek çoluk çocuk geçindikleri halde, oraya bir türlü “benim toprağım” diyememişlerdir.
Şimdi o topraklarda acayip bir tiyatro oynanmakta, insanlar coşturulup nutuklar atılmakta, hukuk kurallarına ve halkın duygularına taklalar attırılmaktadır.
Ama kimse “toprak reformu” sözü etmiyor. Oysa, yaşanan sorunların ve aranan çözümlerin temelinde o kavram yatmakta.
Bölgenin toprak sorunu ve dolayısıyla özdeki feodal yapısı henüz yıkılamadı.
Cumhuriyet, başlangıçta o topraklar üzerindeki yabancı hesaplarla, şeriat ya da etnik kökenli isyanlarla uğraşmak yüzünden yıllar boyu o konuya el atamadı. Tek parti, bölgeyi yönetmek için feodal düzenin çağdaş görünümlü insanlarını “mebus” yapıp insan yığınlarını Cumhuriyetin kurallarına ısındırmaktan başka çare bulamamıştı. Atatürk’ün ölümünden ancak iki yıl önce Anayasa’nın 74. maddesinde yapılan bir değişiklikle “çiftçinin toprak sahibi yapılması” için kamulaştırma bedellerinin taksitlendirilmesine zemin hazırlandı; oysa, doğru dürüst mülkiyet ve tapu düzeni olmayan o topraklarda buna gerek bile yoktu. Zaten, hemen ardından gelen İkinci Dünya Harbi o niyetin gerçekleştirilmesini önledi.
Sonrası ise, yine o feodal düzenin çağdaş görünümlü insanlarıyla demokrasi oynamaktan öteye bir türlü geçememiştir. Askeri rejimler bile, asayiş sorunlarının ötesine geçip konuya el atmaya cesaret edemedi; eğitim, ulaşım atılımları, bayındırlık ve enerji yatırımları bu soruna teğet geçti; bazen feodal yapıyı daha da güçlendirecek “aydın din adamı yetiştirme” gibi politikalardan bile medet umuldu.
Toprak reformu, kavram olarak, hâlâ ayrılıkçı terör örgütünün bayrağında ve tekelindedir. Ama, şimdi Meclis içinde ve dışında o örgütün siyasal koluymuş gibi davrananlar da, kadınlı erkekli çağdaş görünümlerine karşın miraslar ya da evlilikler yoluyla sürdürdükleri feodal yapıyı değiştirme niyeti taşımadıkları gibi, o yapıyı ayakta tutmayı sürdürmekte, hatta ondan yararlanmaktalar. Hiçbirinin ağzında “toprak reformu”nun sözü de yok.
“Kürt milliyetçiliği” deseniz, feodalliğe, ırkçılığa ve dış desteğe dayalı milliyetçilik mi olur? Halkına yol göstermek bu mudur?
Cumhuriyet 23.10.2009
——– ————- ————– ————— ————-
ALİ SİRMEN – 23/10/2009 Cumhuriyet
Silopi ile Silivri Aynı Ülkedeler mi?
……..
Açılım, her şeyden önce, Türkiye’de son yıllarda büyük darbeler yemiş olan hukuk sisteminin son kalıntılarını da yerle bir etmiş olması dolayısıyla açık saçık yani müstehcendir.
Gerçekten de seyyar sahra mahkemelerinde, gelenler sorgulanmış ve hukukun kuralları, sorgulananların ikrar olarak kabul edilecek beyanları hiçe sayılarak, kararlar verilmiş, TCK. 221.inci pişmanlık diye adlandırılan maddesinin uygulanması için sanığın ya da sorgulananın talebi şart olmasına karşın bu talep yokken varmış gibi davranılmıştır.
Silivri ve Silopi’deki uygulamaları gördükten sonra, artık bu ülkede hukuka güveni kalmadığını söyleyen vatandaşı kim ayıplayabilir?
Demokrasi, ayrılıkçı terör ile darbe kuşkusu karşısında aynı maddeleri aynı nesnellikle uygulayan rejimdir.
Adalet tanrıçası, arada bir elindeki teraziyi bir yana bırakıp, gözündeki sargıyı, “yargılanan kim bir bakayım da ona göre davranayım” diye aralayıp bakmaz.
Şimdi bütün bunlardan sonra “Silopi ile Silivri aynı ülkede mi?” diye soranları ayıplamak mümkün mü?
***
Açılım daha ilk somut adımında, hukuku çiğnerken çok büyük yara almıştır.
……..