Referandum ile minare yapımının reddedilişinin temelinde küreselleşmenin yarattığı eşitsizliğin yattığını söyleyen Gerger, küreselleşme ile Batı’nın zengin adacıklar yarattığını
ve bu dünyada yoksullara yer vermek istemediğini söyledi
İsviçre’de yapılan minare referandumunda halkın minare yapımına hayır demesinin yankıları sürüyor. Yabancı karşıtı İsviçre Halk Partisi (SVP) ile Federal Demokratik Birlik (EDU) tarafından toplanan imzalar sonucu gerçekleşen referandum, Cenevre’deki merkezi bir camide minare yapılmak istenmesinin ardından gündeme gelmişti. Aşırı sağcı partiler cami ve minareyi “radikal islamcıların sembolü” olarak tanımlayarak referandum öncesinde yabancı düşmanlığını tırmandırdı.
AZ BİR FARKLA MİNAREYE ‘HAYIR!’ ÇIKTI
SVP’nin referandum öncesinde bastırdığı afişlerden birinde , İsviçre bayrağı üzerinde kara çarşaflı bir kadın ve çok sayıda minare göze çarpıyordu. Bir başka afişte ise, İsviçre bayrağı minareler tarafından deliniyor, yani İsviçre İslam dinin tarafından temelden yok ediliyor.
İsviçrelilerin yüzde 57,5 ile ‘hayır’ dediği minareler üzerinden gelişen tartışmalar Batı dünyasında bir iç muhasebeye dönüştü.İsviçre’de başlayan yasakçı zihniyetin diğer Avrupa ülkelerine de sıçraması bekleniyor. Daha şimdiden Hollanda, Danimarka ve Fransa’dan aşırı sağcı partiler benzer bir referandumun kendi ülkelerinde de gerçekleştirilmesi için çalışmalara başladı.
Haluk Gerger: Batı çatışmadan kaçamaz
Batıyla mazlum insanlar -Asyalı ve Afrikalı- arasındaki mesafe her geçen gün büyüyor. Referandum ile minare yapımının reddedilişinin temelinde küreselleşme ve eşitsizlikler yatıyor. Tarihte görülmemiş bir biçimde zengin batı ile yoksul doğu arasındaki uçurum büyüdü. Anormal şekilde artan bu ekonomik uçurum öteki tüm alanlara da sıçradı. Siyasi, ideolojik ve kültürel alanlardaki çatışmalar ekonomik uçurumun yarattığı tahribatlardır. Avrupa küreselleşen dünyada kendisi için zengin adacıklar yarattı ve bu adacıklara yoksulların ezilmişlerin dahil olmasına karşı çıkıyor. Yoksulların sırtından yaratılan zenginliği kimseler ile paylaşmak istemiyor. Referandum ile ekonomik ve askeri saldırının farklı bir tazehürü yaratıldı. Çatışma ve gerilim giderek artıyor. Batı bu çatışmadan kaçamaz.
Beril Dedeoğlu: Asıl bölünme Batı içinde
Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof Dr. Beril Dedeoğlu referandum krizini şöyle yorumladı. Dereoğlu’na göre “Katolik nüfusun yoğun olduğu bir ülkede yapılan referandum ile sorumluluk sıradan halkın üzerine yıkılmak istendi.
Referandum kararı ile demokrasi çokca tartışılır hale getirildi. Batı dünyası referandum sonrasında kendi içinde bir yarılma yaşayacak.
Daha önce karikatür krizi ile yaşanan olaylarda Batı ile Doğu dünyası karşı karşıya geldi. Referandumda ise Batı kendi içinde ayrışmaya girdi.
Bu tür bir tartışmanın çıkması bir yönüyle iyi oldu. Batı islam dünyası ile yüzleşmek zorunda kalacak. Batı islam ile nasıl bir ilişki kuracağını bu karar ile ortaya çıkan tartışmalar sonrasında karar verecek.”
Soli Özel: Çatışmanın özü değerlerde
Bugünkü referandum sürecine bir günde gelinmedi. Bu tartışmanın başlangıcını İran Cumhurbaşkanı Humeyni’nin 1989 yılında Salman Rüştü hakkında verdiği ölüm fetvasına kadar götürebiliriz. Batı ile İslam değerleri arasında bir uyumsuzluk var.
Irkçı ve milliyetçi çevreler ekonomik krizin bastırmasıyla birlikte bu değerler çatışmasını kullanmak istiyor. Radikal gruplar bubuyumsuzluğu daha da kullanacak. Bulanık suyu bulandırmak isteyecekler.
Fakat asıl ilginç olan şu ki müslümanların yoğun olduğu Basel, Cenevre Zürih gibi kentlerde yaşayan halk minarelerin yapımına karşı çıkmadı. Minarelere hayır diyen oylar içe kapalı dünya ile iletişimi az olan kantonlardan çıktı. Bu durumun özel olarak ele alınmasında fayda var.
İBRAHİM VARLI-birgün