|
SESSİZLİĞİN SESİ KADAR GÜZELDİ ..
Zülfü Livaneli, seyirciye “Sizin hatırınız için ilk kez yapiyorum” diyerek eline davulu aldı ve ‘Duvarlar’ şarkısını davul çalarak söyledi.
Arena’yı tıklım tıklım dolduran Zülfü Livaneli konserinde ne sansasyonel bir şey oldu ne de herhangi bir açılıma destek… Hem çok sıradan hem de olağanüstüydü // İSTANBUL – Dünyanın pek çok yerinde, pek çok sanatçıyla birlikte verdiği konserlerden oluşturulmuş bir barkovizyon gösterisini izledik önce. Bütün yaz ‘çılgınca’ dans ettiğimiz Kuruçeşme Arena’da kurulmuş tribünlerde oturmuş, az sonra neler olacağından çok emin olsak da, söylenecek şarkıları ‘amentü’müz gibi ezberimizde tutsak da heyecanla onu bekliyorduk… Büyük alkışlar eşliğinde yavaş yavaş sahneye geldi, Türkiye’nin müzikal tarihine olduğu kadar politik tarihine de damgasını vuran, Zülfü Livaneli… Önce hepimizi eğilerek selamladı, uzun uzun, her zaman yaptığı gibi. Devirdiği onca yıl sonra seyircisine minnettarlığı gözlerinden öyle okunuyordu ki, sanki tek tek hepimizin elini sıkmaya vakti olsa onu da yapardı.
Livaneli 2004’te Vatan gazetesinde yayınlanan ‘Sessizlik’ isimli makalesinde şöyle diyordu: “Müzik, ezelden ebede giden suskunluğu yırtma çabasıdır ama sessizliğin sesinden daha güzel bir müziği kimse yazamadı şimdiye kadar.” Biz, hepimiz Livaneli şarkılarını işte bu yüzden seviyorduk. O şarkılar sesinin içinde küskün sessizliğimizi saklıyordu. O yerde, bir gece vakti, ‘şarkılara sığınmak’ için bir araya gelmiştik. Bir de geçtiğimiz yollardan geçen şairlerin, ozanların hislerini paylaşabilmek için galiba. Livaneli’nin “Bu şairin şiirleri bestelenemez diyorlardı ben besteledim” diyerek söylediği Konstantin Kavafis’in ‘Çok Uzak’ındaki ‘Bu bulanık anıyı anlatmak isterdim’ sözlerini duyduğum an Freud’un “Vardığım her yere daha önce bir şairin uğradığını gördüm” lafı aklıma geldi. Bütün konser aslında bunu anlatıyor gibiydi. O sessizlikte, her yaştan insanın hislerinin birleşiyor olması; o şarkılar yazıldığında henüz doğmamış olanlarla, şarkılarda anlatılan acıları zamanında yaşamış olanların, o acıları birlikte omuzlaması görülmeye değerdi.
Sık sık arkamı dönüp konukların gözlerinin içine baktım. Neredeyse duymak istediğimiz her şarkısını bizimle paylaşan Livaneli galiba ilk Ataol
Behramoğlu’ndan bestelediği ‘Yangın Yeri’ şarkısı ve Sivas katliamını anan görüntülerle ağlattı izleyenleri. İlk şarkılardan biriydi. O vakte kadar coşkusuz bir konserdi diye yazacağımı düşündüğüm o üç saati, her şarkıda başka bir duyguyla gözlerinin dolduğunu hissettiğim o insanların mağrur coşkusu diye tarif edeceğimi fark ettim.
RADİKAL
|
|