Kuaza
       
ARA
giris
BİR ŞİZOFRENİN ÇIRPINIŞI

- SPONSOR REKLAMLAR -

BİR ŞİZOFRENİN ÇIRPINIŞI

Din konusu çok tartışılır fakat din konusuyla alakalı ortada bir gerçek varsa o da, insanların dünyada bulamadıkları adalet duygusunu tatmin etmek için geliştirdikleri mistik bir inanç biçimi olmasıdır…

Din bir ülkede giderek güçleniyorsa, o ülkenin ekonomik gelişim sürecinde aksaklıklar vardır ya da gelir toplum üzerinde dengesiz dağılıyordur. Şuanki mevcut hükümetin güçlenme sürecini düşünürsek, bana hak vereceksiniz.

Toplumun elinden ekmeğini, cebinden parasını alıp, sinsice yoksullaştırma politikası izlerseniz, dine olan bağlılıklarının daha da arttığını görebilirsiniz.

Maalesef bizim toplumumuzda çok fazla işi olmayan kişi kendini dine fazlasıyla vermiştir ama bunun dışında, işleri oldukça yoğun, ticari kaygıları hat safhaya ulaşmış insanların inandıkları dinin gereklerini, fırsat bulup çok fazla yerine getirdikleri söylenemez. Bu iki kutuptaki şahısları yer değiştirsekte durum çok fazla değişmez…

Uğraşı olan insan kolay paslanmaz, kendini her alanda geliştirmeye uğraşır ve yoksulluğu sırtında damga gibi hissedip, kendini dine vuran insanları da yüzdelik dilimlere sokup,azınlıkmış gibi ya da siyasal bir araçmış gibi göstermek ne ahlaki değerlere uygundur, ne de dine…

Bir kesim bunu siyasi simge ya da politik çalışma yapacak diye, bir milletin inanç sistemine komple saldırırsanız ve bu dine olan düşkünlüğün altındaki ekonomik bunalımları, yoksullaşmayı göz ardı ederseniz bu gericileşme sürecine bilmeden ya da bilerek destek vermiş olursunuz… O insanları  kazanmak yerine kaybedersiniz yokluğun kör karanlığında dini saptırmalara uygun hale getirirsiniz…

 Ülkede laikliğin hakim olduğunu düşünen insanlar, zorunlu din derslerinin, ya da diyanet işleri başkanlığının varlığını nasıl açıklayacaksınız?

Bunlar, zamanla topluma birşekilde sindirtilmiş, yavaş yavaş ısıtılarak servise sunulmuş gerçekler değil de nedir?

Ya da bırakalım bunu bir kenara, sizce her inanca eşit mesafede yaklaşıldığı gerçeği hakim mi bu ülke de?

Ya da toplum bunu kabullenebilmiş mi?

85 bin caminin olduğu bir ülkede, 90 bin imamın varlığının oldugunu bilmek ardına da sadece 100 cemevinin olduğu gerçeğini öğrenmek, nüfusu alevi sunni diye dağıtarak istatistiğe dökmek, bunun adı ayıp mı yoksa her inanca eşit mesafede yaklaşmak mı?

 Madem eşit mesafedeyiz ülke ve yönetimi olarak başka inançlara, neden islam’a sağlanan tolerans başka dinlere ya da inanışlara sağlanmıyor?

Bu ayrım en tepeden, yani insanların en manevi taraflarından tutulup, sündürülmüyor mu?

 Kadını dincilerin objeleştirmesi, kadınları rahatsız etmiyor mu peki?

Tamam onlar kadınları objeleştirirken bizler rahatsızlığımızı dile getiriyoruz zaman zaman ya sermaye grupları, ya aydın görünen kesim.

Her fırsatta kadınları öne sürmüyorlar mı?

Kadının ucuz emek gücünü son haddine kadar kullanıp, kadınları günde 12 saat deliler gibi çalıştırdıktan sonra 5 saatte evde ev işlerine mahkum etmek objeleştirmek gerçekliğine dahil olmuyor mu?

Çifte sömürü değil de nedir bu!?

Kadını sadece modernlik kaygıları güttüğümüz dönemlerde anmıyor muyuz?

Gerici diye tabir ettiğimiz aşırı dincilerden ne farkımız kalıyor peki?

Sadece kulvarlar mı farklı? Kadınlarında bu konuda artık birlik olması gerekiyor.

Dedik ya daha önce, “ülke yönetiminden bekleniyorsunuz”

 Bu da benim şizofreni günlüğüm olsun! olmaz mı!


1 Yorum Yapin “BİR ŞİZOFRENİN ÇIRPINIŞI”

  1. minerva diyor ki:

    Dinin sömürüldüğü,kadına obje olarak bakıldığı,eşitliğin sözde kaldığı bir ülkenin vatandaşı olarak yazınıza katılıyorum.Yüreğinize sağlık!

Yorum Yap



EN SON YAZILAR
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM