- SPONSOR REKLAMLAR -
Ben aşkın aralık olan kapısından ürkek bir şekilde bakıyorken ansızın kolumdan çekerek içeriye çeken kadın.. Ve işte şimdi sabaha iki üç saat var. Omzumda ipek bir kumaş gibi yatıyorsun, sol elin beş parmağıyla kalbimi tutmuşlar sımsıkı sarılmışız.Pencereden içeri kavga dövüş giren ince yağmur sesleri. Buğulu pencereden belli belirsiz beliren ay ışığı..
Bir konuşuyoruz üç susuyoruz, susmak sanki aşkımızı konuşturuyor, dörtnala sürüyor onu kaf dağındaki nadir çiçekler ormanına doğru.. Ses tonlarımız dağlar ve yollar aşmış bir yolcu kadar yorgun , amacına ulaşmış bir cengaver gibi gururlu , elma şekerine kavuşmuş bir çocuk gibi mutlu çıkıyor. Bana eski günlerden bahsediyorsun : “ ilk tanıştığımız zamanlar, ilk birkaç yıl birbirimizi sevdiğimizi söyleyene kadar ne zorluklar çektik, ne kavgalar ettik hatırlıyor musun” diyorsun.Nasıl unutabilirim o yılları.. Her gece sokak lambalarının loş ışığının yansıdığı yanıbaşımdaki duvara dönerek seni sevdiğimi haykırdığım o günleri nasıl unutabilirim. Şairliğimin ve yazarlığımın omuzlarına basa basa sana ulaşmak ,en azından seni uzaktan da olsa görebilmek için kalemle nasıl seviştiğimi artık biliyorsun. Gökyüzü biliyor ve yıldızlar biliyor..
Şimdi göğsümde yatıyorsun ve sabaha kadar bu halde kalsak gökyüzünün ve odaya sızan ince yağmur sesinin nazarı değecek mutluluğumuza.. Evet şimdi yanımda yatıyorsun ve benimsin diyebiliyorum.. Tüm benliğinle benim için sakladığın her şeyinle, tüm gözlerinle tüm kilitlerinle.. Yıllar yılı sakladığın her şeye ipek bir kumaş gibi dokunuyorum, eflatun gözlerine.. Benimsin diyebiliyorum ama sana kavuşamadım ben daha.. Yanımdasın , hayat arkadaşımsın sevgilimsin, bensin ama sana kavuşamam bu mümkün değil.. Aşk , biraz da bu değil midir? Kafasının üzerinden havuç sarkıtılan bir tavşan gibi soluksuz koşmak o havuç için.. Kilometrelerce,ülkeler kıtalar, alemler aşarak koşmak.. Sen işte benim bu havucumsun dişledikçe eksilmeyen.. Akli dengem geri dönüşü olmayan otobanına girdi bir kere, gözlerinin..
Hatırlıyor musun bir gün seninle Kuzguncuk’a gitmiştik, aylardan Mart’tı ,üşüyorduk. Sahilde ikimizden başka kimsenin olmadığı ücra bir yerde boğazı denetliyorduk gözlerimizle. Birbirimize hiç kopmamak üzere sarılmıştık.Rüzgar defalarca vurmayı deniyor, geri çekilerek yeniden vuruyor ama fayda yok sımsıkıyız seninle. Bir müddet sonra o da pes ediyor ,üşütmeyi bırakıp ıslıklar senfonisinden bir “love story” çalmaya başlıyor. Senin, kendini çok rahat hissettiğin anlarda uykun gelir bilirim , işte yine öyle bir andı . Sen göğsümde hafif bir uykuya daldın ellerimiz sımsıkı.. Ben ise bu içimdeki dolup taşan duygu selini muhakkak boşaltmalıydım. Keskin bir jilet gibi yararak kağıda akıttım dolup taşan duygu yoğunluklarımızı.. Ve biraz sonra sen irkildin uyandın alman bandıralı bir şilebin sesiyle. Gözlerini ovuşturarak saçlarını okşuyordum. Sağ elimde saçlarını okşar iken sol elimi arkandan uzatarak biraz önce jilet ile yarıp akıttığım mısraları döktüğüm kağıdı arkandan sana uzattım. Ne çok şaşırmıştın..
Sabaha birkaç saat var, seslerini duyuyor musun uzak yalnızlıkların.. Biz birbirimizi bulduk ve şu an yanımdasın ama ben varolduğum sürece seni arayacağım,sana ulaşmak için mısra doğrultacağım önüme çıkan engellere. Akli dengem geri dönüşü olmayan otobanına girdi bir kere,gözlerinin.. Dönmek istiyorum ancak altında kalırım karşı yoldan gelen kırmızı bir sensizliğin.. Buğulu pencereden sızıp giren ay ışığı gözlerimiz arasında bir ışık köprüsü kuruyor.Anılar birbirini kovalıyor eski günlerin. Telefonlarımız kapalı tüm dünyamız birbirimizden ibaret. Parmağımı dudaklarını arasında gezdiriyorum, cennet gibi huzurluyuz..
Hep sana ulaşmaya çalışacağım tüm benliğinle benimken bile.. Ben sanki biraz da bunun için gelmişim bu dünyaya. Seni aramak serüvenim biterse, de ki o zaman ben ne yaparım ey sevgili.. ! Tüm genleri tüm şifreleri aşkın en büyülü adı olan seni o çınarlı yolda aramak üzere kodlanmış olan ben nasıl vazgeçerim seni aramak serüvenimden.. Şu an göğsünde yattığın ve tüm benliğinle teslim olduğun adam ömür boyu sana ulaşmaya çalışacak.. Asi bir mohikan gibi tek başına baş kaldıracak tüm devletlilere.. Şu an göğsünde yattığın adam senin isminle çağıracak her göremediği mucizeyi..
Ve şimdi güneş doğmuşken sen bu büyülü gecenin yoğun mutluluk ışınımları altında yorgun düşüp tatlı ve masum bir uykuya dalmışken, elini usulca yatağa bırakarak bir güvercin tüyü gibi yataktan kalkıp siyah ceketini giyerek kapıdan çıkıyor bu adam.. Namusum olan o alnında öperek seni..
Gidişimin sebebi niye mi?..
Seni aramak serüveni…
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |