|
İNSANLIK ONURU VE AKP
Gazze’ye insani yardım götürmeyi amaçlayan ve Türkiye ayağını İHH adlı kuruluşun organize ettiği uluslararası yardım filolarının bir kırize yol açacağını gemiler daha yola çıkmadan Düşeyazanlar olarak herkese duyurduk.Filo uluslar arası idi ancak gerek gemimizin büyük olması gerekse de diğer 2 geminin bozulup içindekilerin bizim gemiye geçmeleri ile filonun önderi olarak Türk gemisi gözükmeye başladı. Olayla ilgili pek çok kişi pek çok basın kuruluşu vs. fikrini söyledi,yorumlar yaptı.Ben bunları tekrar edecek değilim.Sadece ufuk açıcı ve beyin jimnastiği yaptırıcı bir yazı olması için bu yazıyı kaleme aldım.Fazla da uzun yazacak değilim. Düşeyazanlar olarak tehlikeyi gördük ve uyardık dedik peki ya Türkiye Devleti bu tehlikeyi öngörüp İHH’yi uyarmadı mı ? AKP’li Murat Mercan “ uyarsak bile bizi dinlememe hakkına sahiplerdi çünkü özel bir gemi,biz karışamayız” cevabını veriyor bu suale. Peki dinleyip dinlememesi İHH’nin bileceği iştir tamam ama işin önemli kısmı Türkiye uyardı mı yoksa olacakları bittabi önceden öngörmüş olmasına rağmen ( öngörmemişlerse vay dışişlerimizin haline) sessiz mi kaldı ? Soruları birazdan daha da çoğaltacağız.Çünkü çok ciddi bir konudur ve bu soruların kamuoyuna yanıtlanması gerekmektedir.. Şunu belirtmeliyim ki AKP’nin(yani Tayip Erdoğan’ın) kriz yönetme politikasını ve meclis grubunda yaptığı konuşmayı fena bulmadığımı belirtmek isterim.Ancak Şili’den döndüğü sabah basın mensuplarına “ umarım aldığımız kararlar ülkemiz adına hayırlı olur,çok ciddi kararlar aldık” demesi ve daha sonra aynı gün gurup toplantısında uygun sertlikte ancak soyut konuşması akıllarda soru işaretleri uyandırdı.Acaba sabahtan öğleye kadar geçen zamanda devletin diğer kademeleri Tayip Erdoğan’ı belirli konularda aldığı ve basına açıklayacağı somut kararlardan,yaptırımlardan vaz mı geçirmişti? Tayip Erdoğan’ın İsrail’e posta koyması (haklı olarak) her Türk vatandaşı gibi benim de koltuklarımı kabartmıştır.Ancak bazı dinci-liberal tayfanın sözünü ettiği bir “Neo Osmanlıcılık” fikri safsatadan öteye gidemez. Neden mi ? Tek cümle ile açıklayım : “Neo Osmanlı mı olmak istiyorsun kardeşim, bölgede en baba ülke, söz sahibi ülke mi olmak istiyorsun ? O zaman bu halkın dişinle tırnağınla yaptığı yerli sanayi kuruluşlarını özelleştireceğine daha da büyütüp karlı hale getireceksin, getireceksin ki bir savaş uçağının kıytırıboktan bir gösterge camını tutan vidayı bile almak için muhtaç olduğun İsrailli şirketlere-sanayi kuruluşlara muhtaç olmadan bu gibi krizlerde İsrail’e ekonomik olarak da postayı koyacaksın !” Başbakanımız İsrail’e esip gürlüyor, tamam ama Heron uçaklarının alımı ne oldu? İptal mi oldu? Hayır ! Konya’da eğitilen İsrailli subaylar ne oldu ? Hiçbir şey olmadı. İsrail ile yapılan diğer antlaşmalar ne oldu ? Hiçbir şey.. Şüphesiz ki bölgemizdeki Suriye,Irak vs gibi ülkeler henüz bebek ülkelerdir.Ve biz böyle ağzımızda salya ile savaşa koşarsak onlar bizden önce koşarlar..Bu yüzden bölge güvenliğimiz açısından da aklı selim davranmak zorundayız. Başbakan uygun tonda öfkesini kusarak bizim de yüreğimize tercüman olmuştur evet, ancak bir başbakanın görevi ülkeyi ekonomi-sanayi alanında başkalarına muhtaç etmeyecek şekle getirerek bu gibi durumlarda yaptırım gücünü uygulayacak kartı elinde tutmaktır.Yoksa mesele İsrail’e ağır laflar etmekten ibaret olsaydı çok sevdiğim Nihat Genç ağabeyimizi de oraya koysak o daha etkili ve sert konuşabilirdi.Mesele bu değildir, mesele ekonomik olarak da o postayı koyabilecek seviyeye ulaşabilmektedir. Geçen gün arkadaşlarla konuşurken AKP’nin son 1,5 yıldaki dış politikasını beğendiğimi söyledim.Tabi hemen bana karşı çıktılar,nasıl olur vs. diye.. Ben hep şunu savunurum.Türkiye halkı özde doğulu genlere sahip bir halktır ve onur,gurur,dik duruş gibi kavramlar onun DNA’sını oluşturur.Siz yarın bütün ülke insanını Karun kadar zengin yapın yine de tam anlamıyla mutlu olmazlar.Onlar hem karınlarının doymasını hem de dış politikada onurlu bir dik duruş istiyorlar ! Türkiye halkının en temel iki isteği kesinlikle budur ! Herkesle de tartışmaya hazırım. Tayip Erdoğan ise son 2 yılda özellikle “one minute” çıkışından itibaren bunun semerelerini iç politikada oy olarak toplayacaktır ve nitekim topladı da.Komşularımızla yakın ilişki,zalim İsrail’e karşı dik duruş vs. bunlar hoşuma giden şeyler de ama bir de 2007 öncesi AKP’den birkaç örnek hatırlayalım mı, ne dersiniz? Yıl 2002-2003 : Ali Babacan nezdinde Akp hükümeti ABD Başkanı George W.Bush ile Mehmetçiğin amerikan ordusu ile birlikte Irak’a girmesi konusunda para pazarlığı yaptı.O zamanlar haykırdık,bağırdık, yapmayın etmeyin diye.Mehmetçiği Müslüman kardeşlerine karşı işgalci konumuna düşüreceksiniz,Mehmetçiği emperyalizmin maşası yapacaksınız, eğer ordumuz Irak’a ABD askerleri ile girerse Ortadoğu topraklarında önümüzdeki 50 yıl başımız önde dolaşacağız dedik. Bu topraklarda Mehmetçiğin kanı üzerinden para pazarlığı ( Bush’un teksaslı olması sebebiyle at pazarlığı da dendi buna) yapıldı emperyalistlerle! Bunları unuttuk mu ? Kim yaptı bu pazarlığı? AKP hükümeti yaptı.. Irak Savaşı sürerken Amerikalı askerlerin cami basıp Kuran-ı Kerim’e kurşun sıkmalarını görmezden gelip, Irak’ta 1,5 milyon masum sivil Müslüman Amerika tarafından katledilirken susan, Mehmetçiğin başına çuval geçirilirken “olur böyle şeyler” diye sessiz kalan kimdi acaba ? AKP hükümeti ve Tayip Erdoğan.. Yıl 2006:Güneydoğudaki mayınlı binlerce hektar arazimizin -biz bunları temizleyip topraksız köylümüze verelim dediysek de- İsrailli özel şirketlere verilmesi için meclisi olağanüstü toplantılara çağıran kimdi?AKP hükümeti.. Tüm bu çelişkiler akıllarda dolaşıyor.Bizi kimse balık havızalı sanmasın.Bu topraklarda Mehmetçiğin kanı üzerinden nasıl para pazarlığı yapıldığını unutmuş değiliz. Yardım gemisinde vahşice katledilen 9 yurttaşımız için şehit diyoruz tamam ancak Zonguldak’ta 22 gün önce meydana gelen maden ocağı faciasında onlarca işçimiz can verdi ve iki işçimiz hala göçük altında. Muhtemelen bu iki işçimizin cansız bedenleri bir daha gün yüzüne çıkartılamayacak.Peki bunlar nedir? Şehit değil midir? Yoksa “kader” midir Recep Bey.. Gün ışığı görmeden bu ülkenin zenginliklerini yerin 500 metre altından gün ışığına çıkarmak için ömür tüketen bu insanlarımız bizim efendimizdir,namusumuzdur.Ve başlarına gelen bu kazalar kader değil olsa olsa ilkelliktir.. Ortada İsrail denen terörist bir devlet vardır.O gemiye asker çıkarmayıp çevresini kuşatıp olayı türk hükümetine bildirip bu işi kansız olaysız bittabi halledebilirdi.Ama görülüyor ki bir şeytan ile karşı karşıyayız..Ömrümüz oldukça siyasi görüşümüz ne olursa olsun Gazze ablukasının kalkması için çalışacağız,gerekirse öleceğiz.Bu bir insanlık onurudur! Türkiye olarak olayı dünya gündemine bir Türkiye-İsrail meselesi gibi değil de bir insanlık meselesi olarak koymamız çok doğru bir davranıştır.Ancak şunu da sizlere genç bir yazar arkadaşınız olarak belirtmek isterim ki BM’nin binasını bombalayıp hiçbir yaptırım görmemiş bir İsrail’in,Dünya’nın orta yerinde Gazze’de bu çağda kuşatma uygulayıp insanlığın en ağır suçlarından birini işleyen İsrail’in, plajda sütünü içen 9 yaşındaki bebekleri katleden İsrail’in bu son olay sebebiyle BM tarafından cezalandırılıcağını düşünmek en hafifinden safdilliktir. İnsanlığın bence en önemli meselesi şu an itibari ile budur. Nedir o mesele? Bunca çağda demokrasi,insan hakları, uluslar arası hukuk vs gibi şeyler geliştirdik ve bunlara uyuyoruz.Ancak görülüyor ki bunlar bir balondan ibaretmiş! Uluslar arası hukuka,vicdana,BM’ye güvenmiyor artık insanlık ! İnsanlığın çözmesi gereken temel mesele budur! |
|
Anahtar Kelimeler: akp-gazze-insalık onuru-ismail sürücüoğlu-israil-köşe yazıları-kose yazisi-tayyip erdoğan |
|