|
İNSANLIK ÖLDÜ MÜ ?
Boş Samsun 216 paketini elinde kıvırıp kültablasına; biraz evvel un ufak ettiği elektrik faturasının yanına , izmarit ölülerinin içine bıraktı. Gözleri başka yere aklı başka yere bakıyordu. Evde bulunan eşyalara şöyle bir göz gezdiriyor, “satsam kaç para tutar”, “ alacaklılar gelse haczetseler borcumu karşılar mı” , “ ben ne diyorum allahım, çocuk,hanım eşyasız nerede kalırız, evin de kirasını ödeyemedik zaten, bir de haciz gelirse ne yaparım” gibi düşünceler geçiriyordu aklından.
Yorgun bir kuş gibi çalan kapı zilinin sesi ile irkildi. Geleni yine bir haciz memuru sandı. Kapıyı çekinerek açtı. Nejat gelmişti. Cafer in emekli olduğu Gaztaş’tan arkadaşıydı.yıllarca her sabah işe birlikte gitmişlerdi. Sayısız anıları vardı.hoş beşten sonra Nejat Cafer e dönerek: - Neden bu kadar dalgınsın be abi, hayrola kötü bir şey mi oldu?
Cafer aynı dalgın havasına geri dönerek cevapladı:
- İşler boktan be Nejat. Deyyusun birine güvendim. Gençtir ,iş kurmak ister, yardım sünnettir dedim, bankadan emekli maaşımın on katı kredi çekip eline verdim. Her ay benim maaşımın yarısı kesiliyor. O da bana elden veriyordu. İlk ay verdi sorun yok. İkinci ay bir gün gecikmeli verdi. Üçüncü ay bir hafta sonra verdi. Dördüncü ay oldu ara ki bulasın. Geçenlerde gördüm “ olum hani para , bak kiramı bile veremiyorum” dedim.Pişkin pişkin sırıtarak “ ne yapayım Cafer abi bende de yok, canımı mı alacaksın “ dedi ve çekti gitti. Bak nejatım, benim maaşım dokuz yüz lira , dört yüzünü banka kesiyor kredi için, üç yüz ellisini kiraya veriyorum, yüz lira elektrik suya gidiyor. Ne kaldı?…
Nejat ın ağzı açık kalmıştı. Çünkü başına bu belalar gelen Cafer’in ilk vukuatı değildi. Gaztaş ta çalışırlarken yine birine kefil olmuş ve o zamanın heybetli bir ev parasını boş yere ödemişti.Evine hacizler filan da gelmişti bu yüzden. Daha bunun gibi pek çok kefil olmuşluğu ve aldatılmışlığı vardı Cafer’in.Nejat, Cafer e dönerek sordu:
- Abi, sen akıllanmaz mısın? Melih pezevenginin seni dolandırdığı günleri ne çabuk unuttun, ya Mesut hıyarının sana taktığı borçlara ne demeli. Hiç mi aileni düşünmedin bunları yaparken?
Cafer in kafası her zamanki gibi önde duruyordu. Küçülmüş un ufak kalmıştı zaten bu olaydan beri. Aynı pesimist tavırla Nejat’ın sorusunu cevaplamaya çalıştı : - Ne yapayım Nejat, oldu bir kere.
Nejat söze girdi : - Ne bir keresi abi, bu kaçıncı. Kaç ev kaç araba parası haybeye ödedin.
Cafer devam etti : -İnsanlara çok güveniyorum Nejatım, elimde değil, hiçbir insanın bu kadar hain olacağını düşünmüyordum. Can evimden vurdu beni, kıyamadım verdim.
Kısa bir sessizlikten sonra Nejat yine konuşmaya başladı :
- Ah be Cafer abi, ah be abi, ne olacak şimdi, nasıl ödeyeceksin bu kadar borcu? Acilen kaç lira lazım hacizlerin durdurulması için?
Cafer:
- Ne yapacağım bilmiyorum Nejat. Acil olarak sadece iki bin lira lazım. Ama ne bana ne kızıma ne eşime ne de oğluma hiçbir banka kredi vermiyor. Kilitlenip kaldık.
Nejat:
- Abi ben de bir şey sandım , iki bin lirayı bulamıyor musun ? Ağabeylerin kardeşlerin filan yüzer lira verseler olay hallolur bile .
Nejat:
Tam o sırada kapı yine çaldı. Cafer in kafası önde olduğundan kapıyı Nejat açtı. İki tane şık giyimli adam, yanlarında iki üç tane hamal ile Nejat’a bakıyorlardı. Nejat , Cafer’ i çağırdı. Cafer yerinden kalkmadı bile. Al içeri alsınlar her şeyi dedi.hamallar eşyaları toplarken yine kapı çaldı. Nejat kapıyı açınca yine benzer manzara ile karşılaştı. Sarışın, mini etekli, orta yaşlı bir bayan avukat, yanında bir icra memuru ve iki hamal ile kapıdaydı. “ siz hangi firmadan geliyorsunuz” diye soruverdi Nejat derin nefes alarak. Fenalığı gözlerinden okunan avukat kadın Nejat’a hiç bakmadan cevapladı: “ben Kenebank’ ın avukatıyım,haciz için geldik.”
Alacaklılar hangi malları hangi bankanın alacağı konusunda küçük bir tartışma yaşadılar.Cafer de bir deri bir kemik kalmış hali ile sigarasını içine çekiyordu dertli dertli. Başına ne geldiyse iyi niyeti yüzünden gelmişti. Nejat ise şaşkındı. Cafer abisine kızsın mı yoksa kızmasın mı şaşırmıştı. Ne günlere kaldık yarabbim diye içinden geçiriyordu. “Artık iyilik yapanlara kızalım mı kızmayalım mı diye düşünüyoruz. Biz nasıl bir çağa düştük. Artık hiç kimse hiç kimseye güvenmeyecek mi? İnsanlığımıza ne oldu bizim, insanlara yardım edenlere salak diyoruz,enayi diyoruz.”
Nejat evden ayrılıp kendi evinin yolunu tuttu.Sokak başındaki marketin sahibi Mehmet Efendiyle sohbete daldı. “Bizim Cafer Abi vardı ya” diye söze başladı. Anlattı her şeyi. Ve ekledi : “sence bu adama kızmalı mı yoksa takdir mi etmeli” Mehmet efendi hiç tereddütsüz “ enayiliğine doymasın” dedi. Nejat, “ama abi insanlık filan” diye söze girdi. Mehmet efendi küçümser bir ifade ile Nejat’ a bakarak tekrar etti: “ bu devirde insanlık filan yok, enayiliğine doymasın , sen eşek olursan sırtına semer vuran çok olur. Ne enayiler var şu dünyada”
Günler günleri kovaladı.Nejat emekli olmuştu. Uğraşacak bir şeyler arıyordu.derken eve bir bilgisayar almaya karar verdi. Bu bilgisayara çok heves etmişti. Tüm gün başından kalkmıyordu. Çet programlarından sohbetler ediyordu. Yine bir gün böyle sohbetler yaparken dul bir bayan ile tanıştı.kısa bir süre sonra çıra alevlenmişti. Sabahlara kadar konuşuyorlar ateşli sohbetler ediyorlardı.Aylardan sonra artık ayrı yaşamaya dayanamamaya başladılar. Ve kadının, “evlenelim Nejat, her an seninle olmak istiyorum, karını boşa evlenelim” cümlesinin büyüsü ile Nejat eşini boşamış, evini ve murat 131 arabasını karısı ve çocuklarına bırakarak kadının yanına yerleşmişti.
Aradan bir iki sene geçti.Nejat, çok büyük bir dolandırıcılık işine girmek için bir miktar paraya ihtiyaç duyuyordu. Bu sermayeyi nasıl bulurum diye düşünerek yolda yürürken Cafer ile karşılaştı. Hoş beşten sonra bir birahanede oturdular. Cafer söze girdi :
- Nejat’ım, seninle son görüştüğümüzdeki halimi hatırlıyorsundur. Şimdi çok şükür borçları bitirdim. Emekli maaşımla kıt kanaat geçiniyoruz şükür.
Nejat düşünceli bir şekilde yalancı tebessüm etti. Nejat ın dalgın hali dikkatini çeken Cafer , arkadaşına ,”neyin var Nejatım” diye sordu. Nejat önce “yok bir şey “ dedi. Cafer bir daha sorunca başladı anlatmaya:
- Abi sorma ya. eşimin ve çocuklarımın karnını doyurmak için kendi işimi kurmaya karar verdim. Biraz birikmişim vardı ama onlar yetmiyor. Bir iki bir şey daha lazım. Çocuklar sefalet içinde, biricik karıcığım temizliğe gidiyor. Bir an evvel şu işi kurup durumu toparlamalıyım. Ama yok işte, sermayeyi denkleyemiyorum, kahretsin, kahretsin !”
diyerek bir de masaya yalancı bir yumruk vurunca Cafer in gözleri içten içe dolmuştu. Kısa bir sessizliğin ardından Cafer Nejat a :
- Para bulabileceğin kimse yok mu? Hali vakti yerinde akraba, eş dost filan ?
- Kredi filan çeksen?
Nejat :
- Bana vermiyorlar . daha yeni çektim. Bir sene daha çekemem. Of of ! ne yapacağım allahım ben? Karım çocuklarım aç. Emekli maaşı kiraya elektrik suya ancak yetiyor.bu işi kurmazsam aileme bakamadığım için kendimi affedemem. And olsun,and olsun kendimi…
–Gel kardeşim, gel, benim kredi çekme cezam doldu. Kredi çekip vereyim sana da işini kur , ailenle mutlu ol, sen sonra her ay bana ödersin. İnsanlık öldü mü..
|
|