Kuaza
       
İNSANLIK ÖLDÜ MÜ ?
İNSANLIK ÖLDÜ MÜ ?
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
445 Okunma

Boş Samsun 216 paketini   elinde kıvırıp   kültablasına; biraz evvel  un ufak ettiği   elektrik  faturasının  yanına , izmarit ölülerinin içine bıraktı. Gözleri başka yere aklı başka yere bakıyordu.  Evde bulunan eşyalara şöyle bir göz gezdiriyor, “satsam kaç para tutar”, “ alacaklılar gelse  haczetseler borcumu karşılar mı”  , “ ben ne diyorum allahım, çocuk,hanım   eşyasız nerede kalırız, evin de kirasını ödeyemedik zaten, bir de haciz gelirse   ne yaparım” gibi  düşünceler  geçiriyordu aklından.

 

 

 

Yorgun bir kuş gibi çalan kapı zilinin  sesi ile irkildi.  Geleni yine bir haciz memuru sandı. Kapıyı çekinerek açtı. Nejat gelmişti. Cafer in emekli olduğu  Gaztaş’tan  arkadaşıydı.yıllarca her sabah işe birlikte gitmişlerdi. Sayısız anıları vardı.hoş beşten sonra Nejat  Cafer e dönerek: 

- Neden bu kadar dalgınsın be abi, hayrola kötü bir şey mi  oldu?

 

 

 

Cafer  aynı dalgın havasına  geri dönerek cevapladı:

 

- İşler boktan be Nejat. Deyyusun birine güvendim. Gençtir ,iş kurmak ister, yardım sünnettir dedim,  bankadan emekli  maaşımın on katı kredi çekip eline verdim. Her ay benim maaşımın yarısı kesiliyor. O da bana elden veriyordu. İlk ay verdi sorun yok. İkinci ay bir gün gecikmeli verdi. Üçüncü ay  bir hafta sonra verdi. Dördüncü ay oldu ara ki bulasın. Geçenlerde gördüm  “ olum hani para , bak kiramı bile veremiyorum” dedim.Pişkin pişkin sırıtarak “ ne yapayım Cafer abi bende  de yok, canımı mı alacaksın “  dedi ve çekti gitti.  Bak nejatım, benim maaşım   dokuz yüz lira ,  dört yüzünü  banka kesiyor kredi için,   üç yüz ellisini kiraya veriyorum,  yüz lira elektrik suya gidiyor. Ne kaldı?…

 

 

 

Nejat ın ağzı açık kalmıştı. Çünkü başına bu belalar gelen Cafer’in ilk vukuatı değildi. Gaztaş ta çalışırlarken yine birine kefil olmuş  ve o zamanın heybetli bir ev parasını  boş yere ödemişti.Evine hacizler filan da gelmişti bu yüzden. Daha bunun gibi   pek çok kefil olmuşluğu ve aldatılmışlığı vardı  Cafer’in.Nejat, Cafer e dönerek sordu:

 

- Abi, sen akıllanmaz mısın? Melih pezevenginin seni dolandırdığı günleri ne çabuk unuttun,  ya Mesut hıyarının  sana taktığı borçlara ne demeli. Hiç mi aileni düşünmedin bunları yaparken?

 

 

Cafer in kafası  her zamanki gibi  önde duruyordu. Küçülmüş un ufak kalmıştı zaten bu olaydan beri. Aynı  pesimist tavırla Nejat’ın sorusunu cevaplamaya çalıştı :

- Ne yapayım Nejat, oldu bir kere.

 

Nejat söze girdi :

- Ne bir keresi abi, bu kaçıncı. Kaç ev kaç araba parası haybeye ödedin.

 

 

 

 

Cafer devam etti :

-İnsanlara  çok güveniyorum Nejatım,  elimde değil,  hiçbir insanın  bu kadar  hain olacağını  düşünmüyordum. Can evimden vurdu beni,  kıyamadım verdim.

 

 

 

Kısa bir sessizlikten sonra Nejat  yine konuşmaya başladı :

 

- Ah be Cafer abi, ah be abi, ne olacak şimdi, nasıl ödeyeceksin bu kadar borcu? Acilen kaç lira  lazım  hacizlerin durdurulması için?

 

Cafer:

 

- Ne yapacağım bilmiyorum  Nejat. Acil olarak    sadece iki bin lira lazım. Ama ne bana  ne kızıma  ne eşime ne de oğluma hiçbir banka kredi vermiyor.  Kilitlenip kaldık.

 

 

 

Nejat:

 

-  Abi ben de bir şey sandım , iki bin lirayı bulamıyor musun ?  Ağabeylerin kardeşlerin filan   yüzer lira verseler olay hallolur bile .

 

Cafer:


- Vermiyorlar.

 

Nejat:

-Neden ?

 

Cafer:


- Onlarda da yokmuş,öyle dediler. Kredi çekmeye de yanaşmıyorlar.

 

 

Tam o sırada  kapı yine çaldı.  Cafer in kafası önde olduğundan kapıyı Nejat açtı.  İki tane şık giyimli  adam, yanlarında   iki üç tane hamal ile Nejat’a bakıyorlardı. Nejat , Cafer’ i çağırdı.  Cafer yerinden kalkmadı bile.  Al içeri alsınlar her şeyi dedi.hamallar  eşyaları toplarken  yine kapı çaldı.  Nejat kapıyı açınca yine benzer manzara ile karşılaştı. Sarışın, mini etekli, orta yaşlı bir bayan  avukat, yanında bir icra memuru ve iki hamal ile kapıdaydı. “ siz hangi firmadan geliyorsunuz” diye soruverdi Nejat derin nefes alarak.

Fenalığı gözlerinden okunan avukat kadın  Nejat’a hiç bakmadan cevapladı: “ben  Kenebank’ ın avukatıyım,haciz için geldik.”

  

 

 

Alacaklılar  hangi malları hangi bankanın alacağı konusunda  küçük bir tartışma  yaşadılar.Cafer de bir deri bir kemik  kalmış hali ile sigarasını  içine çekiyordu dertli dertli. Başına ne geldiyse iyi niyeti yüzünden gelmişti. Nejat ise  şaşkındı.  Cafer abisine kızsın mı yoksa  kızmasın mı şaşırmıştı. Ne günlere kaldık yarabbim diye içinden geçiriyordu. “Artık iyilik yapanlara kızalım mı kızmayalım mı diye  düşünüyoruz. Biz nasıl bir çağa düştük. Artık hiç kimse hiç kimseye güvenmeyecek mi? İnsanlığımıza ne oldu bizim,  insanlara  yardım edenlere  salak diyoruz,enayi diyoruz.”

 

 

 

Nejat   evden ayrılıp  kendi evinin yolunu tuttu.Sokak başındaki marketin sahibi Mehmet Efendiyle  sohbete  daldı.  “Bizim Cafer Abi vardı ya” diye söze başladı. Anlattı her şeyi. Ve ekledi : “sence bu adama kızmalı mı yoksa  takdir mi etmeli”  Mehmet efendi hiç tereddütsüz  “ enayiliğine doymasın” dedi.  Nejat, “ama abi insanlık filan” diye söze girdi.  Mehmet efendi  küçümser bir ifade ile Nejat’ a bakarak  tekrar etti: “ bu devirde insanlık filan yok, enayiliğine doymasın , sen eşek olursan sırtına semer vuran çok olur. Ne enayiler var şu dünyada”

 


O akşam ve  diğer birkaç gün Nejat hep  Cafer’ in durumunu düşündü. Yaptığı doğru muydu yoksa   yanlış mıydı? Kime sorsa enayiliğine doymasın deyip kestirip atıyorlardı.ama Nejat’ ın kafasındaki meclis bir türlü karar veremiyordu.  

 

 

Günler günleri kovaladı.Nejat emekli olmuştu. Uğraşacak bir şeyler arıyordu.derken eve bir bilgisayar almaya karar verdi. Bu bilgisayara çok heves etmişti. Tüm  gün başından kalkmıyordu. Çet programlarından sohbetler ediyordu. Yine bir gün  böyle sohbetler yaparken dul bir bayan ile tanıştı.kısa bir süre sonra çıra alevlenmişti. Sabahlara kadar konuşuyorlar  ateşli sohbetler ediyorlardı.Aylardan sonra artık ayrı yaşamaya  dayanamamaya  başladılar. Ve  kadının, “evlenelim  Nejat, her an seninle olmak istiyorum, karını boşa evlenelim”  cümlesinin büyüsü ile Nejat eşini boşamış, evini ve murat 131  arabasını  karısı ve çocuklarına bırakarak kadının yanına yerleşmişti.

 


Cicim ayları geçtikten sonra  kadın  Nejat’tan sıkılmış ve kavgalar baş göstermişti. Nejat  alkole başladı.dertlerini, her gün içtiği   otuz beşlik yaş üzüm rakısında  unutmaya çalışıyordu. Bu kadına deli gibi bağlanmıştı. Nejat ın bu tavrını  sezen  kadın , Nejat a evrakta sahtecilik gibi,  sahte isimle kredi çekmek gibi, ev sahibinden  para alıp ortadan kaybolmak gibi  işler yaptırmaya başladı. İlk başlarda “yapamam“ diyen Nejat’ a karşı kadının : “ yapmazsan   beni unut “  gibi sözleri anında tesirini gösteriyor ve Nejat  kadının isteklerini anında yerine getiriyordu. Birkaç ay içinde  dolandırıcılık işlerini  iyice büyüttüler. Nejat artık işin kurdu olmuştu.

 

 

 

Aradan bir iki sene geçti.Nejat, çok büyük bir dolandırıcılık işine girmek için bir miktar  paraya ihtiyaç  duyuyordu. Bu sermayeyi nasıl bulurum diye düşünerek yolda yürürken   Cafer ile karşılaştı. Hoş beşten sonra  bir birahanede oturdular. Cafer söze girdi :

 

- Nejat’ım, seninle son görüştüğümüzdeki halimi hatırlıyorsundur. Şimdi çok şükür borçları bitirdim. Emekli maaşımla  kıt kanaat geçiniyoruz şükür.

 

 

 

Nejat düşünceli bir şekilde yalancı tebessüm etti. Nejat ın dalgın hali dikkatini çeken Cafer , arkadaşına  ,”neyin var Nejatım” diye sordu. Nejat önce “yok bir şey “ dedi. Cafer bir daha sorunca  başladı anlatmaya:

 

- Abi sorma ya.  eşimin ve çocuklarımın karnını doyurmak için kendi işimi kurmaya karar verdim. Biraz birikmişim vardı ama onlar yetmiyor. Bir iki bir şey daha lazım. Çocuklar sefalet içinde, biricik karıcığım  temizliğe gidiyor. Bir an evvel şu işi kurup  durumu toparlamalıyım. Ama yok işte, sermayeyi denkleyemiyorum, kahretsin, kahretsin !”

 

diyerek bir de masaya yalancı bir yumruk vurunca  Cafer in  gözleri içten içe dolmuştu. Kısa bir sessizliğin ardından Cafer Nejat a :

 

 

-  Para bulabileceğin kimse yok mu?  Hali vakti yerinde akraba, eş dost filan ?

 


Nejat hemen cevapladı :

 
- Yok be abi.kimsede para yok.

 


Cafer :

 - Kredi filan çeksen?

 

 

 Nejat :

 

- Bana vermiyorlar . daha yeni çektim. Bir sene daha çekemem. Of of ! ne yapacağım allahım ben?  Karım çocuklarım aç. Emekli maaşı  kiraya elektrik suya ancak yetiyor.bu işi kurmazsam  aileme bakamadığım için kendimi affedemem. And olsun,and olsun kendimi…

 


Cafer in gözündeki tutamadığı  ıslaklık belirginleşmişti.  Çok duygusal biri olan  Cafer  bu duruma çok üzülmüştü.  Nejat,” kanıyor enayi” diye  sırıtarak içinden geçirdi. Nejat üzüntü nöbetlerini  arttırdı Cafer in yüreği teslim olmuştu, dile geldi :

 

–Gel kardeşim, gel, benim kredi çekme cezam doldu. Kredi çekip vereyim sana da işini kur , ailenle mutlu ol, sen sonra her ay bana ödersin. İnsanlık öldü mü..

 

 



EN SON YAZILAR