- SPONSOR REKLAMLAR -
Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmişüz
Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-ı murâd
Biz bu bezmün Nâbiyâ çok bâde-hârın görmişüz
YORGUNLUĞUN(!) ESARETİ
Yorulduk…
Konuşmaya, dertleşemeye bile mecalimiz kalmadı artık. Öylesine yorgun hale geldik ki, neden yorulduğumuzu düşünecek kudret bulamadık! Sevmeye, hoşgörü göstermeye tahammülümüz olmadığı gibi anlamaya da çalışmadık, onlarca anlam dolu fakat bir o kadar anlamsız hayatı…
Suskunluğun değerini unuttuğumuz anlarda, anlamlı birkaç sözcük dökülmedi kuruyan dudaklarımızdan. Bizler susulması gereken anlarda konuşmayı, konuşulması gereken anlarda susmayı tercih edenlerdendik çünkü.
Hayatı yaşadık, tıpkı bir kâğıt mendil misali…
Bir çırpıda kullanılıp kenara savrulan bir mendildi bizim hayatlarımız. Paketinden yeni açılmış, tertemiz ve bembeyaz bir kâğıt mendildi oysaki silen, silinen hayatlarımız. Fakat o mendiller bunu hiç hak etmemişti. Onlar Kartaca Barışı’nın soluk güvercinleriydiler. Adili, adaleti hiç tatmamış, tanımamış bir neslin; seri üretimiydiler!
Yorgunluğun esareti bizleri uyuttu. Belki de bizlerdik uyumaya meyilli olan, kim bilir… Uykumuzda hiç göremeyeceğimizi bildiğimiz rüyaları yaşadık, yaşattık. Rüyaların ardı; peşin sıra gelen kâbuslardı. Hayatın hemen her safhasında görebileceğimiz kâbuslar uykuda da bulmuştu bizleri.
İşte tam bu noktada mübalağasız, ecel terleri dökerek, sıçrayarak uyanıyorduk. Bu uyku bizlere fazlaydı. Çünkü biliyorduk ki gerçeğin karşısında uyanık kalmak bir zaruriyetti.
Çevremize bakmaya karar verdik. Ve bir baktık ki tüm dostlar ayrılmış vefasız dünyalarından. Peki, bizler ne yapmıştık? Bizler mendil olmakta direnmekteydik.
Nasıl olurdu ki!
Yaşamaya zaman bulamamışken nasıl ölür, ölenlerin ardından nasıl ağlardık? Bizler zamansız gidenlere zaman ayırmak konusunda tereddüt sahipleriydik. Görüyor, yaşıyor ve en önemlisi harcıyorduk. Sorulduğunda neden diye? Malumunuz, bizler yorgunduk…
Bu kalıtsal yorgunluk, beraberinde bizleri de süreklerken düşünemezdik. Düşünmek zararlıydı, her an düşünmemiz gerektiğini düşünebilirdik! Bu, hiç kuşkusuz vahim bir durumdu.
Ama düşünmeliydik ki her uyku bir uyanışla sonlanır.
Bugün için batan güneşi değil, her gün için yeniden doğan güneşi,
Yarını, geleceğimizi uyanık bir akılla düşünmeli.
Bu yorgunluğu mutlaka yenmeli,
Hayata yeniden gülmeli…
e-posta: fikreterdem2009@hotmail.com
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |