Kuaza
       
ARA
giris
RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN EN İYİ YOLU

- SPONSOR REKLAMLAR -

RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN EN İYİ YOLU

Hafızası güçlü bir dinleyiciden nefret ederim…

Rotterdamlı Erasmus, Deliliğe Övgü adlı eserinde incelikli bir ironiyle dile getirir o müthiş cümleyi! Nicedir milletimizin temel alışkanlıklarının neden değişmediğine dair kafa yorarken, bu aciz aklın, ilgili cümleden hareketle yola çıktığını bilmem söylememe gerek var mı? İroniyle…

***

Kişisel hırs ile ‘taraf olma’ içgüdülerine sahip bir kalem olamadım hiçbir zaman! Nietzsche, değerler insanın insana hakimiyeti ile değişir, derken, çok çok bugünü kastediyor olmalıydı oysa… Öyle miydi peki? Yoksa Foucault da hümanizme bu denli saldırırken biraz da arka planda hümanist Sartre’ı mı hedef alıyordu örneğin? Althusser’le beraber varoluşçu filozofun şahsında birazda ‘baba’yı mı öldürüyorlardı? (Taner Hoca’dan..)

Yani, öyle ki kendi fikirlerinin ideolojik yönlendirmesinde, yapmayacakları şeyleri yapar, söylemeyecek şeyleri söyler, yazmayacakları şeyleri yazar mı olmuşlardı?

Düşünüyorum da, bugün ülkemizde “yazar” olan birçok köşe sahibinin bu ironiye kafa yoracak vakitleri olsaydı? Bu işin felsefesinden bahsetmiyorum, aman yanlış anlaşılmasın. Bu “durum” komedisinden bahsediyorum.

Ülke neler görmüş geçirmiş, neler görüp geçirecek.. Kim bilir… Esasında biraz bir şeyler bilenler var, önceden! Ne yapalım, biz gazeteci kökenden gelmemişiz…

***

Ege Cansen, ekonomiyi, iktisadı bana sevdiren yazarlardan… Hatırlayamadığım bir tarihte köşesinde aktaracağım mealde güzel bir tespitte bulunuyor, iç tüketimle büyüyen ve arsa rantlarıyla sermaye birikimi(emek sömürüsü) yaratan bu ekonominin lokomotifi inşaat sektörüdür, diyor.

İnşaat sektörünün milli gelirin artışında önemli bir rol oynadığını söylememize gerek yok… Bu iyi, güzel, hoş ama!.. İç tüketimle, kendi kendini tüketen ve öz kaynaklarını satışa çıkararak yalnızca gününü kurtaran ekonomik büyüme, “balon” sayılmaz mı? Yo hayır… Göstergeler ve rakamlar beni yalanlıyor. Hem benzeri bir hadise 2006 döneminde de yaşanmıştı. Ekonomi güllük gülistanlıktı. Ama yok mu şu küresel kriz…  Ardından ülke içi gündemin yoğunluğu…

Bugün Durmuş Yılmaz’ın başarılarını konuşuyoruz. Umarım bu başarı hep devam eder. Ancak! İstikrar için gereken sıcak parayı sürekli olarak nasıl sağlayacak, yatırımcı nasıl ve ne şekilde bu ülkeye gelmektedir, ihaleler nedir ne değildir, gazete manşetleri, bu denli uzun başlıklara alışkın değil, henüz…

Dönelim inşaat sektörüne. İnsanlara istihdam kapısı açılıyor, insanlar ev sahibi oluyor, bu gerçekten çok güzel bir durum.  Ama bu sektörün nereye doğru gittiğini sorgulamamız lazım. Yani ileriki dönem planlamalarını. Öte yandan bu sektörün taşeronlarından tutun da en ‘baba’larına kadar nasıl kendi içinde ayrı birer dünya oluşturduklarını? Seçim zamanlarında ne denli bir ‘lobi’ye dönüştüklerini yahut hiç yoktan bu potansiyele sahip olduklarını? Kimilerinin gayrimenkul yatırımlarıyla Türkiye’nin milyarderleri listesine şıp diye gökten zembille inişlerini merak etmemiz lazım…

Bir inşaat firması televizyonlara reklam veriyor. İzlemişsinizdir. Orada Üstad Valery’nin bir sözü kampanya malzemesi haline getirilmiş, rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu, uyanmaktır, şeklinde…

Çok doğru söylediniz Bay X, uyanmak lazım, hem de bir an önce…

***

Tavsiye: YKY, Edmondo De AMICIS, İSTANBUL adıyla ünlü İtalyan yazarın güzel gravürlerle süslenmiş bir kitabını çıkardı. Kitabı aslından Filiz Özdem çevirmiş. Gravüler Cesare Biseo’nun kaleminden. Kitap önceki basımlardan çok farklı. Yüksek beğenilerimle…

Fikret Baykalı

fikretbaykali@yahoo.com

Yorum Yap



EN SON YAZILAR
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM