- SPONSOR REKLAMLAR -
KÜRESEL MEVSİMLER!
Yorgun ve meşakkatli bir mevsimin ardından solan bir menekşenin tattırdığı kuru bahar sevinci, pek farklı lezzetler sunmuyor artık, eskisi gibi. Günler, geceler ve ardından doğmak bilmeyen gündüzler niceleri birbirinden habersizmişçesine yaşıyorlar, ömürlerinin hesabını kim bilir ne zamandır hiç yapmıyorlar.
Gülüyor ama gözlerinde ışığı yok, ağlıyor ama gözlerinde tek bir damla yaş, hüznü yok. Mevsimlerde tıpkı devrinin insanları gibi, rol yapıyor, yeri geldiğinde de caka satıyor. Ancak daha fazlası değil! Hepsi bu kadar…
Günlerdir mevsimlerin değişimini takip ediyorum. Nasıl ki bitmek bilmeyen geceler doğmak bilmeyen gündüzleri kovalıyorsa, aklımdakilerde küresel krizlerin etkisini sorgularken, cevapların peşinden ayrılmaksızın dört nala doğru hiç durmaksızın yol alıyor. Bir yere vardığından ya da varacağından değil belki, sadece ama sadece koşmak için, yol açmak, yol almak için yapıyor bunu. Nedir, çok uzun sürmüyor bu yolculuk. Bir yağmur, köşe bucak koşuşturan insanlar…
Doğrusu bu günlerde İstanbul, kasvetli buhranından olsa gerek bende hep bir roman havası uyandırır. Bir roman için fevkalade olan bu atmosfer, sağlığınız için o kadar da iyi olmayabilir gerçi.
Derken ayaküstü birkaç mısra karalıyorum kendimce; her gün dolup taşan bir meydan / yağmurda nasıldır bilirsin… deme ihtiyacı hissediyorum. Hiç ‘tanımadığım’ bir vapurun ardından üşümüş gözlerim uzaklaşıyordu, demek beni heyecanlandırıyor. Meçhul sevgililere; gözlerimi gözlerinde kaybettim/ bir yağmur gibi sardı her yanımı telaşın/ üstelik yalnızım diye haykırıyorum yıkıcı sessizliğimden. Onlar beni duymuyorlar, iyi ki de duymuyorlar!.. Hem ben en büyük intikamımı ölüme besliyorum, her gün biraz daha yaşayarak, diyorum günceme. Ne ahmakça yazmışım halbuki. Yaşamak dediğin, yalnız nefes almaksa… Ne uzuyorsun,ne de kısalıyorsun.
Aşiyan sırtlarında İstanbul’un ölülerini ziyaret ediyorum. O vakit ölümün gücü bana şunları yazdırıyor; ne gücünü elinde tutabilir insan/ne güçsüzlüğünü/ karanlığa işlenmiş bir zaman/ tut ki yapayalnız bir mezar taşıyım/ simsiyah rakamlarda meçhul bir zaman/ oysa çekilir çekilmez bir ömür/ eğilip bükülmeyen/ insan sadece yaşayamaz/ ölümdür zamanı bile mesut kılan…
Zihnimin karanlık yerlerinden doğan iki cümle, o günün akşamında perçeminden yakalıyor en şairane duygularımın; yorgunluk üzerime çektiğim bir yorgan/ limanlar dehşet veriyor gün geçtikçe… Bu uyur uykularımı kaçıran gün, gözkapaklarına gömülüyor… Küresel mevsimlere hoş geldiniz!.. Ve tatlı rüyalar!
Fikret BAYKALI
fikretbaykali@yahoo.com
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |