- SPONSOR REKLAMLAR -
HER VEDA ERKEN BİR AYRILIŞTIR…
Her veda erken bir ayrılıştır aslında ve sessizliğe haykırıştır içten içe duyulan hüznün mevsimleri. Hayatın meşakkatli yollarının sonunda dinlendiğimiz kabirdir, yorgunluğun esaretidir. Dinlenme faslıdır bu: sonbahar ve son. İşte bu sebepledir ki ayrılığın acı yüzü hiç gülmez mağdurlarına ve hatta mağrurlarına. Bilmez ki onla ve onsuz vaktin kıymetini…
Aslında zaman geçmek bilmez sanırsınız bir ara. Ama yıllar öylesine çabuk geçmiştir ki bunu ancak kırık bir ayna karşısında kırık bir kalple fark edersiniz. Mamafih kırılan, bir kalpten çok daha fazlası olmuştur aslında!
Farkına varması uzun sürmez. Uzun sürense kabullenmek olmuştur artık. Değişim kısa sürede başlar: gözlerinizin ışığı sönmüş, saçlarınıza aklar düşmüştür belki. Belki de ağlamaktan göz pınarlarınız kurumuştur. Ya da baş ağrınız öylesine şiddetlenmiştir ki hiçbir ağrı kesici artık fayda etmemektedir, kim bilir…
***
Tüm kaybedişleriniz zamansız olmuştur, beklenmedik… Ardından bitmek bilmeyen sorular gelir. Sonunda yine kendinize yönelirsiniz, sanki kendinizden ayrılmıştınız!
Sorular bittiğinde yanıtlar gelir peşinden. Daha doğrusu savunmalar, günü kurtarmalar. Yanıtlarınız bir suçlamanın karşılığıdır, gerçek olmalarını önemsemeksizin dillendirirsiniz. Zaten gerçeği ve önemi düşünmekten de çoktan vazgeçmişsinizdir.
Kıymet veremediklerinizin ardından kıymeti ve anlamını da unutmuşsunuzdur. Zekânızda sizinle beraber körelmekte, varoluşa inat sonunu arzulamaktadır, en azından umutlanmaktadır.
Diğer ayrılık zedelere nasihat ederken bulursunuz kendinizi bir ara, tecrübelerinizle öğüt verirken…
Tecrübeleriniz en iyi öğretmenleriniz olmuştur, her ne kadar pahalıya mal olsalar da. Yalnızlığın esareti sarmıştır her yanınızı. Ve bu, bilinçli değildir; bir vicdan meselesidir, muhasebesidir…
Prangalarınızın zihninizde mi yoksa yüreğinizde mi olduğu kesin değildir. Ve aslında bu, pek önemli de değildir. Zira mahkûm yine sizsinizdir. Mahkûmiyetinizde yine sizin yaşamınız.
***
Mütemadiyen bir karamsarlık buhranına tutulursunuz. Günleriniz hep yağmurlu, mevsimleriniz hep sonbahardır. Bir fotoğraf canlandırmaya çalışırsınız zihninizde. Nedense bir türlü netleşmez. Ya bir yanı kötü anılardan sararmıştır ya da ertesinde yakmaya çalıştığınız o fotoğraf, hani şimdi hatırlamaya çalıştığınız, artık bir kül olmuştur.
O vakit külleriyle yeniden doğacak bir Anka kuşu arzularsınız. Hatta bu, bir noktadan sonra öylesine yoğun hale gelir ki, bu tutkulu istek; hayatınızın amacı haline gelir.
Fakat yaşantınızın yoğunluğuna rağmen, neden her şey her zaman ki gibi sıradandır?
Sanki bütün insanlık sizi unutmuş gibidir. Dünya size rağmen dönmeye nasıl da böyle kolay alışmıştır. Sorunlar karşısında kanla başla boğuşurken dostlarınız(!) için insaniyet bir şey ifade etmemiş gibidir nedense.
***
İnsanlık ömrünü henüz tamamlamıştır. Şimdi herkes telaşta, hengâmededir. Vakit gelmiştir artık. Öğlen namazına müteakip cenazesi kılınacaktır insanlığın, herkese duyurulur.
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |