Kuaza
       
ARA
giris
HATIRLANMAK

- SPONSOR REKLAMLAR -

HATIRLANMAK

Hatırlanmak İhtiyacıyla…

 

HATIRLANMAK…

 

Yalnızlığa da alışıyor insan, zamanla… Öksüz tahminlerinde türlü sebepler arıyor bu yalnızlığına… Düşünüyor, düşünüyor. Nedendir bilinmez, kendisine toz kondurmak, diğerlerine dokundurmaktan daha zor geliyor.  

 

Bir dostluğu hiç yaşanmamış gibi hissettiğindeyse, insan, hiç dostu olmayan metruk bir tren istasyonuna dönüşüveriyor sanki. Ara sıra gelen, dinlenen yolcular haricinde; ne halini hatırını soran var, ne de doğru dürüst ilgilenen.

 

Hemen her gün ulaşmak isteyip de ulaşamadığı ve daha kötüsü ulaşamayacağını da içten içe bildiği bir sonraki istasyona uzaktan uzağa bakarken, içinden, sana kavuşamamanın türküsü benimki, diye fısıldıyor en gizli sevdalılarına. Sanki mavi karanlıklarında hiçbir sevda tükenmiyor mısralarını tren garının duvarlarına kazıyan bir başkasıydı…

 

Pişmanlık duygusunu her düşünüşünde bahaneler sıralıyor peşin sıra. Takip etmeyi bilmem sevdanın ara sokaklarını, diyor. Ben ancak türkülerde geçen bir hancıyım.

 

Adı unutulmuş sevdaların, yaşanmamış aşkların sokağında, aslında, hangi yolun yolcusu olduğumuzun da pek önemi yoktur, diyor içindeki bilge.

 

Kulak vermeyeli epey olmuş…

 

Otobüslerde, metroda, aklında esen her rüzgarda; istisnasız bir burukluk hissi doğuruyor zaman. O insan ki sessizliğe ihtiyaç duyduğunda, yalnızlığına kapanandır. Ama şimdi değişim rüzgarı onu da almış, sürüklemiştir sanki. Berbat bir şehir gürültüsü, diye yakınır. Ve kulaklarında kesif bir ambulans sesi… Sıkışık bir trafik… Korna sesleriyle katledilen bir yaşam kargaşası. Eskiden, der hep. Eskiden böyle miydi?

 

Hatıralar, “eski” sözcüğüyle bütünleşmiştir artık. Zihnindekiler birer birer gün ışığına kavuşurlar, aydınlanırlar. Anlamsızca doğan korku, ışığı gören bir gölge misali uzaklaşır o anda. Şairin dizeleri uçuşur aklında, “artık sende herkes gibisin” der. Sen gibi senin ardından kalanlarda, güçlü bir cümlenin esiri oldular.

 

Kelimelerin sihri, işin büyüsünü değiştirmiştir anlaşılan!

 

Yalnızlık şehrinde, gittikçe alçalan bir sis, puslu bir bilinmezlik çıkarır gözlerinin önüne. Kaybedilen bir mücadelenin ardından söylenen meşhur lafların bir tanesini haykırır içindeki bilge, “yine dene, yine yenil”…

 

Kaderin çıkmaz sokaklarında, bir düşünce uçurumu her şey, diye düşünür. Hayat ince bir iplik… Sıkı sıkı tutamamak ne hazin. Oysa… Oysa hatırlamak, unutmaktan daha zor!

 

Onca savaşın ardından yalnız kalmak, “yorgun savaşçıya” veda etmekse hepsinden daha zor…

 

… “elde var hüzün” …

 

 Fikret BAYKALI

Yorum Yap



EN SON YAZILAR
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM