Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU’nun “Türkçe Giderse Türkiye Gider” sözü toplumsal paylaşım sitesi facebookta bir topluluğun adı olalı daha iki gün olmuştu. Türkçe sevdalısı bir genç olarak bu topluluğa katılarak bu topluluğun kurucusu genç arkadaşımla tanıştım. Sayfa açılalı iki gün olmuş ve henüz 750 üyesi vardı. Sanırım, güzel şeyler olacağı içime doğmuştu ve 751. üye olarak bu topluluğa katıldığımda nedendir bilinmez beni bir heyecan almıştı. Sayfanın kurucusu arkadaşım Tekirdağ’da yaşayan, on altı yaşında bir ortaöğretim ( lise ) öğrencisiydi; benden yalnızca bir yaş küçüktü. Kendisine her türlü yardımda bulunabileceğimi söylediğimde buna çok sıcak baktı ve 28 Aralık 2009 günü sayfanın yönetici oldum.
“Anadil bir ulusu oluşturan ana öğelerin başında gelir. Anadilini bilmeyen, korumayan ,sahip çıkmayan kişiler ve toplumlar benliklerini kaybetmeye ve hatta yok olmaya mahkum birer köleden farksızdır. Yabancı sözcüklere ve dili yanlış kullanmaya hayır, DÜNYA DİLİ TÜRKÇEYE EVET!
Var olmak için dilini koru. Geçmişte Arapça ve Farsça, yakın zamanda Fransızca ve özellikle İngilizce güzel Türkçemizi adeta istila etmiştir. Buna dur diyecekler katılsın lütfen.” diyerek yola çıktığımızda takvimler 28 Aralık 2009′u gösteriyordu. Bugün ise 1 Ağustos 2010. Aradan geçen yedi ayda üye sayımız 85 bini geçti ve facebooktaki -belki de dünyadaki – en büyük Türkçe topluluğu oldu.
Bugüne dek birçok kişinin Türkçe sandığı sözcüklerin Türkçe olmadığını ve bunların karşılıklarını, yazım yanlışlıklarını, kültür sömürgeciliğinin toplumları nasıl yok ettiğini örnekleriyle birlikte açıklayarak üyelerimizle paylaştık. “YABANCI ADLI TABELALARA HAYIR!” kampanyasını başlatarak Türkiye’deki tüm il ve ilçe belediyelerine iletiler göndermeye başladık; ama katılımın yoğun olmaması dolayısıyla şimdilik ara verdik. Şuna eminim ki, en ilgisiz kişi bile bu sayfadan az da olsa bir şeyler öğrendi. Bu sayfanın yöneticiliğini yaparken ben de birçok yeni bilgi ile karşılaştım. Özellikle de yabancı kökenli birçok sözcüğün Türkçe karşılığını öğrenerek dilimi yabancı sözcüklerden arındırmaya çalıştım ve yaklaşık 150 yabancı kökenli sözcüğü dilimden çıkararak bu yolda büyük bir başarı elde ettim. Bu sözcüklerden bazıları:
problem: sorun
faktör: etken
branş: dal
aktivite: etkinlik
direkt: doğrudan
aktif: etkin
sentez: bileşim
kelime: sözcük
cevap: yanıt
Herkesin bu konuda yapacağı bir şeyler olduğunu düşünüyorum. En azından herkes kendinden başlayarak yabancı kökenli sözcüklerin kullanımını azaltabilir, topluluğumuza katılarak paylaşımlarımızı takip edebilir ve edindiği bilgileri çevresindekilerle paylaşabilir. Bu yazımda yalnızca “Türkçe Giderse Türkiye Gider” sayfasından ve dolaylı olarak da kendimden söz etmiş oldum. Gelecek yazılarımda Türkçenin sorunlarını daha ayrıntılı ve tarihten örneklerle kültür sömürgeciliğini yazacağım. Bunların yanı sıra diğer sorunlara da göz atacağız. “Türkçe için bir şeyler yapmak istiyorum.” diyorsanız “Türkçe Giderse Türkiye Gider” sayfasına hepinizi bekliyoruz. Katılmak için:
http://www.facebook.com/?ref=home#!/DiliniKoru?ref=ts
.
Bunları biliyor muydunuz?
“Rant” sözcüğünün Türkçesi “getiri(m)”dir.
“Detay” sözcüğünün Türkçesi “ayrıntı”dır.
Türkçenin Başına Gelenler
12 Eylül Darbesi sonrası, dilde geriye dönüş zorlamalarına girilmiş, kimi öz Türkçe sözcüklerin kullanılması Yönetim Buyruğuyla yasaklanmıştır Bu sözcükler arasında ”devrim” ve dönemin devlet başkanı Kenan Evren’in soyadı olan ”evren” sözcüğü bile bulunmakta idi.
Bir Yazım Kuralı
Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin…
Emre YAVUZ
haklısınız.
Emre, “Dilini Koru” sayfasında yürüttüğün yararlı çalışmalarını da burada da sürdürmenden dolayı seni kutlamak istiyorum. Atatürk’ün iki sözünü birlikte düşününce, bu durumun önemini daha doğru olarak kavrayabileceğimizi sanıyorum:
“Ülkesini ve yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
“Umudum Gençliktedir”
Kolay gelsin Emre…
.
‘Türkçe’ kelimesinin kesme işaretiyle ayrılmayacağını Dil ve Anlatım dersi öğretmenimle tartışmıştım.Israrla özel isimlere gelen eklerin ayrılacağını söylüyordu ve ben de kaynak kitaplardan ilgili konuyu açarak savunduğum şeyin doğruluğunu kanıtlamıştım.Öğretmenlerimizin bile bu konularda duyarlı olmayışı veya yeterince bilgili olmayışları beni üzmüştü..Dilerim yazdıklarınızı okuyup Türkçemizi doğru kullanmaya özen gösterirler..