Kuaza
       
ARA
giris
DİL BAYRAMI

- SPONSOR REKLAMLAR -

DİL BAYRAMI

Dil Devrimi’nin en büyük amacı dilde özleşmeyi sağlamak ve ulusal bir dil oluşturmaktı. Osmanlı’da saray ve çevresinin konuştuğu dille toplumun konuştuğu dil farklıydı. Aynı durumu Selçuklu’da da görmekteyiz. Fars ekininden ( kültüründen ) etkilenen Selçuklu sultanlarının adları bile Fars efsanelerinden alıntıdır. Kısacası yöneticilerin ve toplumdan sorumlu olması gereken aydınların toplumuna yabancılaşması yalnızca günümüzde değil, geçmişte Selçuklu ve Osmanlı’da da görülmüştür. O yöneticiler, aydınlar Hoca Ahmet Yesevi’yi örnek almış olsalardı bu durumlara düşmez, biz de bu konularla ilgili kafa yormazdık. Bakın ne söylemiş Ahmet Yesevi:

“Sevmiyorlar bilginler sizin Türkçe dilini
Erenlerden işitsen açar gönül dilini
Ayet – hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar
Anlamına erenler başı eğip uyarlar
Miskin hafız Hoca Ahmet yedi atana rahmet
Fars dilini bilir de sevip söyler Türkçeyi”

Kurtuluş Savaşı bitmiş, sıra devrimlere gelmişti. Lozan Anlaşması ile kazanılan siyasi zaferin sürdürebilir olması ancak toplumun bilinçli olmasıyla olabilecek, asıl savaş bilgisizliğe karşı verilecekti. Bu amaçla en büyük devrimlerden birisi olan YAZI DEVRİMİ gerçekleşti. Özleşme yolunda en büyük adımlardan biri de buydu; çünkü Arap harfleri Türkçenin sesli harflerden oluşan yapısına uymamakta, Türkçeyi boğmaktaydı. Aynı zamanda yeni Arapça sözcüklerin dile girmesini de kolaylaştırıyordu. Arap harflerinin uzun yıllar kullanılmasının sonucu Osmanlıcada birkaç takı ve ek dışında Türkçe kalmamıştı. Osmanlıda toplum Türkçe konuşuyor; Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın şiirlerini yüreğinin taa derinliklerinde hissediyordu. Günümüzden bir örnek vermek gerekirse o dönemde Divan Edebiyatı’ndan gazeller okuyan bir köylü bile bulamazsınız. Yıllardır, “Atatürk bir gecede dilimizi değişitirdi.” diyen yalancıların bu yalanlarına toplumumuzun büyük çoğunluğunun inanmamasının da nedeni budur; çünkü Anadolu insanı o dönemde anladığı şairleri, anladığı dilde okumuştur.

1 Kasım 1928′deki YAZI DEVRİMİ’nin ardından 11 Temmuz 1932′de, “Artık dil işlerini görüşme zamanı gelmiştir.” diyen Atatürk, ertesi gün dille uğraşacak örgütü kurdurdu. Bu, “Türk Dil Tetkik Cemiyeti” idi. Sonraki yıllarda “Türk Dil Kurumu” adını alan bu kuruluşla DİL DEVRİMİ doğdu. Böylece, Tanzimatla bir sorun olmaya başlayan dil, bu devrimci atılımla özlenen yola girdi. Yapılacak işleri saptamak için, aynı yılın 26 Eylül’ünde, 1. Türk Dil Kurultayı Atatürk’ün başkanlığında toplandı. Kurultay’da verilen bir önergenin oylanmasıyla 26 Eylül’ün DİL BAYRAMI olarak kutlanması benimsendi.

Herkesin geçmiş DİL BAYRAMI kutlu olsun.

Yorum Yap



EN SON YAZILAR
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM