|
TANRI VE EKOLOJİ
Dünyanın sahibi insanlar değildir.İnsanların sahibi dünyadır.İnsanoğlu canlı ve cansız varlıkların yaratıcısı değil koruyucusu olmayı öğrenmelidir.
Kayıtsız şartsız ilerleyen zaman kavramında her daim ‘’ patron kim?’’ tartışması ve ‘’suçlu insan!’’ arayışı vardır.Ey Ademoğlu silkelen ve kendine gel.Sen bir işçisin ve aciz bir kulsun! Senin efendin ve işverenin doğadır.Ona sakın yanlış yapma yaratıcı aynı zamanda ceza verendir.Sen koruyucu olmayı bilmelisin!
Tanrı’nın öncelikle yarattığını sevmesi gerektiğini bir türlü idrak edemedik.Çünkü yüzyıllardır insanı sevilecek bir varlık olarak değil,yaptığı hataların cezasını çekmesi gerektiğini düşünerek tasvir ettik ve ancak bu şekilde siyasetin,ticaretin,dinin ve ahlak anlayışının temelinin oluşacağına inandık.
Toplumlar tarih boyunca çok ender dönem ve farklılıklar dışında Tanrı yada tanrılarını daima yargılayıcı,yönetici,ceza verici olarak tanımlamıştır.Onun karşısında aciz varlık portresini kendisine yakıştırmayı benimsemiştir.Günümüz insanı boyun eğmeyi,ne verilirse yapmayı borç bilmeyi uslu çocukluk sanmaktadır.
Canlıların birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkilerinde faydalı yada zararlı bir etki oluşturmamış insanlarımız ekoloji adına oluşturdukları tek yönlü kalıplara sığdırmaya çalıştıkları insan yaşamında bu yüzden hiçbir zaman gerçek manada ekolojik olamama halini taşımaktadır.
İnsanlar ve kainat…Ayrılmaz bir bütün! Ne onlar bizim parçamız ne de biz onların.Biz mi onların ,onlar mı bizim efendimiz?Bizim efendi olduğumuzu düşünmeyenler efendilik ve dayatmacı sistem hevesini birbirine karıştırabilirler.Yada Dayatmacılığın temelinde yatan koruyuculuk mudur acaba? Bana göre canlıların çevreleri ve birbirileriyle olan ilişkisini bir temel değer olarak değil bir sonuç olarak görmek gerekir. Çünkü büyük patlamadan sonra var olanın değil,birlikte yarattığımız bir çevrenin bilimi olan Ekoloji’nin temelinde yatan sadece enerjidir.
AYLİN SAPAZ
|
|