Kuaza
       
ARA
giris
İlk görüşte aşk denen şey var mı ki? İlk karşılaşma desek ya şuna. Birlikte vakit geçirmek istediğin insanı aslında bilirsin. Avuçlarının terlemesi, ismini söylediğinde bi garip oluşun, belirtileridir tehlikenin. Yani sen bunu hissedersin karşılaştığında.  Evet evet kesinlikle bunun adı tehlike.  Tehlikenin farkına varmak önemli olan....
Böyle şoför her zaman bulunmaz, fazlasıyla cömert, kılimayı sonuna kadar açtı. Dışarıda amansız bir yağmur ve fırtına. Otobüsün içi ısındığından camlar buğulu. İş çıkış saatleri, otobüs tıklım tıklım. Şanslıydı Mine, durağa erken gelmenin avantajıyla orta kapının bir önündeki koltuk çiftinin pencere kenarına oturmuş, eliyle buğuyu...
Eyvah… Önce haberi sonra kokusu geldi, dumanın isin ateşin… Kasabanın delisi kerameti dillendirdi,’tabiat ana intikam alıyor’! Günlerdir yaprak kımıldamayan memlekette poyraz durulmuyor. İnadına esiyor. İnadına kurtulacak bir dalı da o kurban ediyor! ‘Alın diyetinizi’ der gibi… Ne hırsı yatışıyor, ne merhamete geliyor! Hiç yangın gördünüz...
Bahar yerini yaza bırakmaya başlayınca bizim ev dayanılmaz oluyor. Hele akşam güneşi vurdu mu, salonda oturmak imkansız, insan kilo düşmeye başlıyor vallahi. Mecburen balkona kaçıyoruz, zaten küçücük ev, başka kaçacak yer yok; ya balkon, ya da küveti doldurup içine oturacağız. Balkonda hamak var onda yatıyorum,...
Seviyor çok: Ortancalardan mavi – saksılardan toprak – rüzgârlardan balkon – şehirlerden İzmir. İçiyor: Rakı. On gündür. Sabahın dördü. Üşüdü fakat pencereyi kapatamıyor; elleri olsaydı, kalkabilseydi… Çok seviyor: Kadınlardan sarışın, büyükçe memeli – gazetelerden bol resimli – yemeklerden menemen, soğanlı – kaymaklı dondurma yaz günleri;...
Fazla gösterişli olmayan ancak muntazam bir düzen barındıran evinin salonunda yine akşam oluvermiş, her günkü çilingir sofrası yine huzura kabul edilmişti : “beyaz peynir , rakı ve leblebi.” Buzdolabında her daim tahin helvası bulunur, rakı sonraları tahin helvası yemezse eksiklik hisseder. Karısı öldüğünden beri bu...
Hiç unutmuyorum. Yeşil kumaş kaplı koltukların insafı yoktur çünkü. Saksılarda kimi tozlu, su verilmemiş çiçeklerin acıması olmaz. Tül perdelerin ki kolayca yanarlar, vicdanı sızlamaz. Otel odalarının, kirli pencerelerin, tenha şehirlerin… Hiç unutmuyorum. Biliyordunuz tabii: Kan lekesi öyle kolay çıkmaz ama kolayca uçuşup dağılır rüzgârda kül....
Gün gelir, insan kendini ömrünü çoktan tamamlamış merdaneli çamaşır makinelerine benzet(ebil)ir.  Gün gelir, dostlardan bir vefa ve saygı ifadesi olarak duyduğu “eski tüfek” yakıştırmasına, eski yoldaş / yeniyanda$lar “dinozor”u ekleyiverirler…  Hayat bu! Kiminin gençlik hayalleri kırk yıl önceki gibidir, değişmemiştir: ”Başka bir dünya mümkün”dür hala… Kimi...
İşim gereği her gün Taksim’e metro yoluyla giderim.Kaç gündür metronun Taksim çıkışında sergi salonunda  – ki bu salonda bugüne kadar bazı din eksenli derneklerin kadın kollarının kermesleri ve okul sergileri yapılırdı -  fosil sergisi açıldığını görüyor ve hep incelemek istiyordum.Kapıda da iki tane orta yaşlı...
Bir kitap okudum ve hayatım değişmedi. Zaten okuduğum bu kitap yeni hayat, yeni sorular, başka yaşamalar da vaat etmiyordu. Üstelik yazar, nicedir bu vaadin çok dışında bir yerden ses veriyor okura… Ayşe Kulin, 1984’te yayımlanan Güneşe Dön Yüzünü adlı hikâye kitabından bu yana edebiyatın bilinen...
“Bu İDEOLOJİK söylemlerle bir yere varamayız…” ya da “şey”i tarih(siz)leş(tir)me üzerine kısa bir giriş Şimdi efendim “bu ideolojik söylemlerle bir yere varamayız…”  ve “çok ideolojik konuşuyorsunuz”, “ideolojik değil nesnel olmak gerekirse…”, “canım resmi ideolojinin lafları bunlar”… gibi çoğaltılabilecek versiyonları, sözde bilimsel çalışmalardan gazetelerdeki köşe yazılarına...
Bugün   Odatv  davasının 10.celsesi için arkadaşlarımızı yalnız bırakmamak  amacıyla   yine erkenden mahkeme  yollarını tuttuk. Hava çok soğuk ve kar sanki   noel  babanın çenesinde yaşıyormuşuz gibi her tarafı kaplamış durumda. Sizlerin de hiç olmazsa bir defa   mahkeme günleri  gazeteci arkadaşlarımızın ve yakınlarının salonda  neler yaşadığını görmenizi...
Evvel zaman, ahir evren, dünya alem içinde… Bir var imiş bir yok imiş… Dört direk üstünde yedi kat yer yedi kat gök bir umman arasında, yetmiş iki millete dağlardan, denizlerden bir Araf biçilmiş… Evvel zaman, kalbur saman içinde âdemoğlunun Araf’ına nail ‘anarşik’ derler, nevi şahsına...
Büyük Marksist düşünür ve eylem adamı Antonio Gramsci, bazı sendika liderleri ve emek hareketi önderleriyle girdiği bir polemikte, eğitimin üzerinde durur (Hapishane Defterleri Cilt 1, Kalkedon Yayınları, Kasım, 2011). Polemik bilinç ile eylem arasındaki ilişkinin, işçi ile kültür yani teori ile pratik arasındaki ilişki için...
Boğaziçi Starbucks Şenliği’ndeki tüm arkadaşlara! Kimsin de beni hoş göreceksin, bu yukarıdan bakışın sebebi ne; aramızdaki fark nedir! Hoşgörü, midemi bulandırıyor. Aynı şekilde üç kelimenin birinde hani diyenleri; aynen öyle demeden konuşamayanları dinlemek korkunç. Yeni ‘emperyal’ Türkiye’nin saçma sapan özgüveni! Yaratılanı, yaratandan ötürü sevenleri sevmiyorum....
  ‘Kâzım Karabekir’in Gözüyle Yakın Tarihimiz’ Timaş tarafından yayımlandı. Tanımayanlara kitabın yazarından söz etmeli; Mustafa Armağan, karşıt olduğu ideolojik tavrın sığ söylem biçimlerini kullanmakta ustadır. Bu eseri de belirli bakış serinliğinden yoksun yazık ki! Kitap, Karabekir’in güncesinden parçalar alınarak yazıldığı için dikkate alınabilir fakat daha...
Lise 2 idi sanırım. Edebiyat öğretmenim olan Nurten Hanım  Attila İlhan’ın  romanlarına  konu olan 50’li yılların Fransa’sındaki bakımsız,kötü giyinen ama devrime inancını hiç yitirmemiş koyu  sosyalist kadınlara ( mesela Magda ) çok benziyordu.Okuldaki  diğer öğretmenler bile onu dışlıyorlardı.Tek tabancaydı.Annesi ile yaşıyordu.Derslerde  diğer öğretmenlerden farklı olarak ...
Vatandaşı olarak her şey üzerinden her şeyine vergi ödediğiniz için hizmet bekleme hakkınız bulunan Türkiye Cumhuriyeti ile aranız nasıl? Bu soru önce Van’da, Erciş’te, kış gününde yazlık çadırlarda bekleşen insanlara sorulmalı. İyi de sen sayın sade vatandaş; Sünni, beyaz, Türk (!) vatandaş; halinden memnun musun?...
Gezmeye çıkmıştım. Boğaz’ın bunca kalabalık olduğunu ne bileyim! İnadına caddelere taşmış kahvaltıcılar, masaların önünde dikilip sıra bekleyenler… Her yer pırıl pırıl. Ateş düştüğü yeri yakıyor; iki bin lira elektrik borcunu ancak ‘şehit’ olarak kapayabilenlerin memleketinde yas yalan. Mutlu azınlık, ana babalarına bağlı bir durum olduğu...
  Seçimlerden sonra  hepimiz  yaz tatili havasına girmeye  hazırlanırken  “yasaklı vekiller” kırizi ülke gündemini güneşten daha çok ısıtmaya ve hatta kavurmaya başladı.Gelinen süreçte  Kürt Sorunu ülke gündeminin ilk sırasında değişmez bir yer almaya başladı.Otuz yıldır devletin hep sert yüzünü görerek  devletten ve cumhuriyetten illallah eden ...

EN SON YAZILAR
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM