<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Düşeyazanlar.Com - Kültür Sanat ve Edebiyat Portalı &#187; GÜNCEL</title>
	<atom:link href="http://www.duseyazanlar.com/kategori/kultur-sanat/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.duseyazanlar.com</link>
	<description>Kültür Sanat ve Edebiyat Portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 09:52:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Torpilin Belgesi</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/torpilin-belgesi.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/torpilin-belgesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 09:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[rüşvetin belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[zabıt katipliği sınavı torpil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5691</guid>
		<description><![CDATA[Hep söylenegelmiştir rüşvetin belgesi olur mu diye. Elimize geçen bir belge  bizleri buna bir kez daha ikna etti. Rüşvetin belgesi aynen resimdeki göründüğü gibi olabiliyor.On binlerce genci girmek için can attığı zabıt katipliği sınavına arkasında vekil olanlar sizden daha kolay girecekler bunu unutmayın.İşte o belge : &#160; Benzer Yazılar :Balkondan Balkona Fark VarSizi ilgilendiren haberleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hep söylenegelmiştir rüşvetin belgesi olur mu diye. Elimize geçen bir belge  bizleri buna bir kez daha ikna etti. Rüşvetin belgesi aynen resimdeki göründüğü gibi olabiliyor.On binlerce genci girmek için can attığı zabıt katipliği sınavına arkasında vekil olanlar sizden daha kolay girecekler bunu unutmayın.İşte o belge :</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/torpilin-belgesi.html/attachment/torpil/" rel="attachment wp-att-5705"><img class="alignleft size-full wp-image-5705" title="torpil" src="http://www.duseyazanlar.com/wp-content/uploads/2012/02/torpil.jpg" alt="" width="502" height="720" /></a></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/balkondan-balkona-fark-var.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Balkondan Balkona Fark Var</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/reklam/sizi-ilgilendiren-haberleri-kacirmayin.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Sizi ilgilendiren haberleri kaçırmayın!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/sinema-tiyatro/ferzan-ozpetek-filmi-odule-doymuyor.html/" rel="bookmark" class="crp_title">FERZAN ÖZPETEK FİLMİ ÖDÜLE DOYMUYOR</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/turk-adalet-sisteminin-hazin-sonu.html/" rel="bookmark" class="crp_title">TÜRK ADALET SİSTEMİNİN HAZİN SONU!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/alkole-en-cok-gelir-harcayan-il-kars.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ALKOLE EN ÇOK GELİR HARCAYAN İL  KARS!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/torpilin-belgesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Ülkede İşkencenin Cezası 30 TL</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/bu-ulkede-iskencenin-cezasi-30-tl.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/bu-ulkede-iskencenin-cezasi-30-tl.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 12:22:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[işkenceye ceza yok]]></category>
		<category><![CDATA[izmir karakol]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[karakolda ilkence]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5682</guid>
		<description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı müfettişleri, İzmir&#8217;de bir müzikholde gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü karakolda polisler tarafından dövülürken görüntüleri ortaya çıkan Fevziye Cengiz&#8217;i darp eden polislerle ilgili araştırmasını tamamladı.Ne yazık ki dayakçı ( işkenceci) polisler görevlerine devam edecekler. Sadece 12 ay boyunca terfi edemeyecekler.. Bırakın kadın olmasını, bir insana bir devlet memurunun dayak atması bu kadar ucuz birşey mi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İçişleri Bakanlığı müfettişleri, İzmir&#8217;de bir müzikholde gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü karakolda polisler tarafından dövülürken görüntüleri ortaya çıkan Fevziye Cengiz&#8217;i darp eden polislerle ilgili araştırmasını tamamladı.Ne yazık ki dayakçı ( işkenceci) polisler görevlerine devam edecekler. Sadece 12 ay boyunca terfi edemeyecekler.. Bırakın kadın olmasını, bir insana bir devlet memurunun dayak atması bu kadar ucuz birşey mi, karar sizlerin..</p>
<p>Bakan İdris Naim Şahin&#8217;in, “Konak Meydanı&#8217;nda darağacı kurup asalım mı&#8221; dediği 2 polis memuru için müfettişlerin hazırladığı raporda 12 ay kıdem tenzili cezası istendiği öğrenildi. Habertürk&#8217;ün haberine göre, müfettişlerin karakol personeli için ise disiplin cezasına gerek olmadığı yönünde rapor hazırladığı belirtildi. 12 ay kıdem tenzili cezası nedeniyle polis memurları 1 yıl boyunca kıdem alamayacak, bunun kişi başı faturası aylık 30 lira olacak.<br />
<strong><br />
POLİSLER DE DAVA AÇTI</strong><br />
İzmir&#8217;in Karabağlar İlçesi&#8217;nde 17 Temmuz 2011 günü uygulama yapan polis ekipleri, bir müzikholde Fevziye Cengiz&#8217;i kimliği olmadığı iddiasıyla gözaltına alarak polis karakoluna götürdü. Burada polisler tarafından dövülen Cengiz savcılığa giderek suç duyurusunda bulundu. Polisler de savcıya gidip, Cengiz&#8217;in kendilerine mukavemette bulunduğunu belirterek şikâyetçi oldu. Polislerin şikâyeti üzerine Cengiz hakkında “kamu görevlisini yaralamak ve hakaret suçlarından 6.5 yıla kadar hapis cezası talebiyle, dayak atan polis memurları hakkında ise 1.5 yıl hapis cezası istemiyle 2 ayrı dava açıldı. Ancak Fevziye Cengiz&#8217;in avukatının yaptığı itiraz üzerine polis memurları hakkında, “tehdit, hakaret, kasten yaralama suçlarından 4 yıl 4 ay ila 5 yıl 10 ay arasında değişen hapis cezaları istemiyle de yeni dava açıldı.<br />
<strong><br />
İKİ MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ</strong><br />
Karakolda bulunan kameralara yansıyan ve savcılığa gönderilen feci dayağın görüntülerinin ortaya çıkmasıyla kamuoyundan büyük tepki yükseldi. Bu tepkiler üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, cumhuriyet savcılığının yürüttüğü soruşturmanın yanı sıra, polisler hakkında da disiplin soruşturması açılması için iki müfettiş görevlendirdi.</p>
<p><strong>RAPORLAR ANKARA&#8217;DA </strong><br />
İzmir’de konuyla ilgili 1 aydır araştırma yapan müfettişler, hazırladıkları raporu Ankara’ya gönderdi. Müfettişlerin, Cengiz’i dövdüğü belirlenen 2 polis memuru hakkında 12 ay kıdem tenzili cezası istediği öğrenildi. Müfettişlerin karakol personeli için ise herhangi bir ceza istemine gerek olmadığına raporlarında yer verdikleri ifade edildi. İçişleri Bakanlığı’na gönderilen raporun önümüzdeki günlerde İzmir Valiliği’ne geri gönderilerek il polis disiplin kurulunda görüşüleceği öğrenildi. Kurulun onaylamasından sonra müfettişlerin istediği 12 ay kıdem tenzili cezasının yürürlüğe gireceği belirtildi.</p>
<p><strong>KIDEM TENZİLİ CEZASI NEDİR?</strong><br />
12 ay kıdem tenzili, memurun 12 ay bulunduğu kademede ilerlememesidir. Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 7. maddesine göre, iş sahiplerini ya da herhangi bir nedenle emniyet binalarına gelen ya da getirilenleri dövenlere 12 ay kıdem tenzili cezası veriliyor. Bu polisler 1 yıl geç emekli olacak ve 12 ay boyunca yapılan zamlardan yararlanamayacak.</div>
<div></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div><strong>(habertürk)</strong></div>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/sirnakin-gunahi-ne.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ŞIRNAK&#8217;IN GÜNAHI NE?</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/bakan-sahino-polisleri-daragacinda-asalim-mi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Bakan Şahin:&#8221;O Polisleri Darağacında  Asalım mı?&#8221;</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/isciye-kidem-kazigi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">İŞÇİYE KIDEM KAZIĞI</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/nedim-senerin-tek-sucu-emniyetin-pisligini-aciga-cikarmak.html/" rel="bookmark" class="crp_title">NEDİM ŞENER&#8217;İN TEK SUÇU EMNİYETİN PİSLİĞİNİ AÇIĞA ÇIKARMAK !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/cemaatler-hukuktan-daha-ustun.html/" rel="bookmark" class="crp_title">CEMAATLER HUKUKTAN DAHA ÜSTÜN!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/bu-ulkede-iskencenin-cezasi-30-tl.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gül&#8217;ün Kartopu Keyfi ve Van&#8217;lı Depremzedeler</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/gulun-kartopu-keyfi-ve-vanli-depremzedeler.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/gulun-kartopu-keyfi-ve-vanli-depremzedeler.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 18:26:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Gül]]></category>
		<category><![CDATA[çadır yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedeler]]></category>
		<category><![CDATA[van depremi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5666</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Abdullah Gül  kartopu oynarken çekilen fotoğraflarını facebookdaki hesabında  takipçileri ile paylaştığı zaman  aklımıza hemen Van&#8217;da kar ve soğuk ile mücadele eden depremzedeler geldi.Diyeceksiniz ki ne alaka? Bir tarafta hali vakti yerinde,gelinebilecek en büyük makama gelmiş bir kişi kar ile oynuyor ve bu fotoğrafları facebookta paylaşıyor; diğer tarafa  baktığınızda ise aynı kar  çok değil 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül  kartopu oynarken çekilen fotoğraflarını facebookdaki hesabında  takipçileri ile paylaştığı zaman  aklımıza hemen Van&#8217;da kar ve soğuk ile mücadele eden depremzedeler geldi.Diyeceksiniz ki ne alaka?</p>
<p>Bir tarafta hali vakti yerinde,gelinebilecek en büyük makama gelmiş bir kişi kar ile oynuyor ve bu fotoğrafları facebookta paylaşıyor; diğer tarafa  baktığınızda ise aynı kar  çok değil 3 ay önce ilgileneceğiz,onları kışın koynuna bırakmayacağız dediğiniz depremzedelerin bir kabusu haline geliyor.</p>
<p>Üç ay önce tv ekranlarına çıkıp yardım gösterisi  yapan zengin burjuvalarımız şu dakika soğuktan çadırlarında titreyen  depremzedeleri düşünmüyor olabilirler, ancak bu ülkede bu yeryüzünde hala  mazlumları sonsuza kadar düşünecek olan insanlar var.</p>
<p>Trilyonları banka hesaplarında mışıl mışıl uyurken  depremzedelere olan üzüntülerini dile getiren ikyüzlülere inanacak kadar geri bir zekamız yoktur.Orduevleri, güneydeki oteller boş boş dururken oradaki depremzedeleri bu kış kıyametinde çadırlara mahkum eden devlet mekanizmasına da inanacak kadar geri zekamız yoktur ve hiç olmayacaktır.</p>
<p>Şu ana kadar Van&#8217;daki depremzede çadırlarında elektrikli soba yüzünden 127 çadır yandı ve dün 4 yaşındaki bir çocuğun ölümü ile ölü sayısı 11 oldu.</p>
<p>Ve aynı adaletsizliğe karşı cumhurbaşkanının İstanbul Üniversitesi&#8217;ne konferansa geldiği bir gün  üniversiteye cebinde yumurta olduğu gerekçesiyle alınmayan üniversite öğrencisi  cebinden çıkan her bir yumurta için 44 ay ceza istemi ile yargılanıyor,şu an hapiste.</p>
<p>Sadece hatırlatmak istedik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>DÜŞEYAZANLAR</strong></em></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/simdi-de-allah-yazili-yumurta.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Şimdi de &#8220;Allah&#8221; Yazılı Yumurta</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/orhan-pamuku-savunacagimiz-aklimiza-gelmezdi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Orhan Pamuk&#8217;u Savunacağımız Aklımıza Gelmezdi..</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/aslolan-insandir-bu-cumhuriyette-devlet-degil.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ASLOLAN İNSANDIR BU CUMHURİYETTE, DEVLET DEĞİL..!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/edebiyat/turkiyede-universite-yok.html/" rel="bookmark" class="crp_title">TÜRKİYE&#8217;DE ÜNİVERSİTE YOK !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/rabbi-yuru-ya-kulum-demis.html/" rel="bookmark" class="crp_title">RABBİ  YÜRÜ YA KULUM DEMİŞ !</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/gulun-kartopu-keyfi-ve-vanli-depremzedeler.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Altan&#8217;a Sahip Çıkmak</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/mehmet-altana-sahip-cikmak.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/mehmet-altana-sahip-cikmak.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 20:43:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[basın özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet altan]]></category>
		<category><![CDATA[star]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5656</guid>
		<description><![CDATA[Fikirleri sebebiyle çalıştığı gazetenin yönetimi tarafından görevine son verilen Mehmet Altan&#8217;ı  sevebilirsiniz,sevmeyebilirsiniz. Ancak fikirleri yüzünden bir gazetecinin bu şekilde işsiz bırakılması düşünce özgürlüğünün hala yerinde saydığının bir örneğidir.Bu şartlar altında Mehmet Altan&#8217;a sahip çıkmak sol düşüncenin gereğidir kanısındayız. İşine son verilmesinin ardından Mehmet Altan ile yapılan bir röportajı sizlere aktarmak istedik. Gazeteci-Yazar Mehmet Altan, hükümetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Fikirleri sebebiyle çalıştığı gazetenin yönetimi tarafından görevine son verilen Mehmet Altan&#8217;ı  sevebilirsiniz,sevmeyebilirsiniz. Ancak fikirleri yüzünden bir gazetecinin bu şekilde işsiz bırakılması düşünce özgürlüğünün hala yerinde saydığının bir örneğidir.Bu şartlar altında Mehmet Altan&#8217;a sahip çıkmak sol düşüncenin gereğidir kanısındayız.</div>
<div></div>
<div>İşine son verilmesinin ardından Mehmet Altan ile yapılan bir röportajı sizlere aktarmak istedik.</div>
<div></div>
<div>Gazeteci-Yazar Mehmet Altan, hükümetin “müthiş bir biat kültürü ile sadece övgü ve alkış” istediğini belirtirken, Kürt sorunu konusunda ise “Din, ırk, mezhep üzerinden oyalıyor siyaset” dedi. Altan, “Çünkü rejimi değiştirmeye yönelik bir siyaset yok” eleştirisini yaptı.</p>
<p>Star Gazetesi&#8217;ndeki haftalık yazılarının sayısı 7&#8242;den 5&#8242;e düşürülen Mehmet Altan&#8217;ın, ANF&#8217;ye verdiği röportajdan sonra işine son verildi. Star Gazetesi yönetimi Altan&#8217;dan, &#8220;Amacım maksadımı aştı&#8221; şeklinde yazı yazmasını istedi. Yazmayı reddedince, işten çıkartıldı.</p>
<p>Bu noktaya gelinceye kadar Star Gazetesi&#8217;nde nasıl bir sonuç yaşandı? Liberal aydınlardan AKP&#8217;ye karşı yükselen eleştiriler ne anlama geliyor? Medya Uludere&#8217;de neden sustu? AKP yeni sivil ve demokratik bir anayasa yapabilecek mi? Altan Etkin Haber Ajansı’ndan Arzu Demir’e konuştu.<br />
<strong><br />
Star Gazetesi&#8217;nde yazılarınıza son verildi. Bu noktaya gelinceye kadar nasıl bir süreç yaşandı?</strong><br />
Gerçekten de bu bir süreçti. Orada işler çok tatlı gitmiyordu. Okur ya da medya bunları çok yakından izlemediği için kimi ayrıntıları da görmüyor. Ama hepsi arşivlerde var. Yazımın üstündeki &#8220;başyazı&#8221; ibaresi yeni mizanpajda kaldırıldı. Üstelik bana hiç söylenmedi. Birgün web sitesindeki yerimin değiştiğini gördüm. Gazetenin arşivlerine girilip bakıldığında yazılarımın anonslarının nasıl konulduğu da bir başka örnektir. Bir başka gün ilan nedeniyle yazılarımın 7&#8242;den 5&#8242;e ineceği söylendi. Aynı zamanda o gruba ait televizyona 3-4 yıldır çıkmıyorum. Bunları çok önemsemiyordum ama nereye, ne konuşacağım söz konusu edilince, işler çığrından çıktı. Nereye, nasıl konuşacağım konusunda bugüne kadar, askeri dönemlerde dahi görmediğim bir cüret, haddini aşan bir uslüp söz konusu oldu. Çünkü nihayetinde ben ilk yazısını 1968 yılında çok genç yaşta yayınlanmış, 30 yıllık hocalık yapan biriyim. Kime, nasıl konuşacağımı, en azından bu işi diğerlerinden daha fazla yapmam sebebiyle bilirim. O nedenle bu nezaketsizlik, bu uslüp ve bu hoyratlık işlerin sürdürülemeyeceğini çok net ve somut bir işaretiydi.</p>
<p><strong>ANF&#8217;ye verdiğiniz röportajın bu süreci hızlandırdığını düşünüyor musunuz?</strong><br />
O röportaj, resmi sitem olan mehmetaltan.com&#8217;da duruyor. Benim nereye konuşacağımı, ne söyleyeceğimi başkası tayin edecekse yanmışız.</p>
<p><strong>Röportajdan dolayı özür dilemeniz ya da benzeri bir şey istendi mi sizden?<br />
</strong>O röportajdan dolayı, &#8220;maksadımı aşan şeyleri söyledim&#8221; şeklinde bir şey yazmam istendi.<br />
<strong><br />
&#8216;BUGÜNKÜ SİYASİ YAPI 12 EYLÜL VESAYESİTİNİN PARÇASI&#8217;<br />
</strong><br />
<strong>İfade ettiğiniz şekilde mi söylendi?</strong><br />
Maalesef. Bu cümle sonradan ifade edildi, ancak bana söylenen, böyle bir açıklama yapmamdı. Bu dehşet verici bir şey. Gazetenin içindeki bu özensizlik, hoyratlık yetmiyormuş gibi, &#8220;Ne söylediğini, nereye konuştuğunu bilmez. Ama tashih ettiririz&#8221; anlayışı var. Bu nezaketsizlik, hoyratlık, özensizlik &#8211; en kibar deyimiyle söylüyorum- işin nereye geldiğini gösteriyor.</p>
<p>O röportajda sadece &#8220;askeri vesayet yok, siyasi vesayet de var&#8221; dedim. Çünkü bugünkü siyaset kurumunu 12 Eylül oluşturmuştur. Siyasi yapı, 12 Eylül vesayetinin bir parçasıdır. Siyasetçilerin ihtiyacı olanları konuşuyoruz ama toplumumuzun ihtiyacı olanları konuşmuyoruz. Bugün siyasi olarak var olan bütün partilerin varlıkları 12 Eylül hukukuna bağlıdır. 12 Eylül hukuku siyasi partiler yasasını oluşturmuş, seçim yine 12 Eylül&#8217;ün seçim yasasına göredir. Meclis iç tüzüğü ve seçim barajı da öyledir. 12 Eylül zihniyetini ve siyaset kurumunu oluşturan zihniyeti değiştirmeden siyasi vesayet ortadan kalkmaz. Bir kere parti içi demokrasi, çoğulculuk yok. Oradan nasıl bir çoğulculuğu topluma çıkartacaksınız. O nedenle tek adamlar dönemi, üç dört partinin liderleri üzerinden bir rejim oluşuyor. Bu beyanatımı da açıkladım. Bunun da altını çizeyim.<br />
<strong><br />
&#8216;ELEŞTİREMEDİĞİN ADAMI ÖVMEYE DALKAVUKLUK DENİR&#8217;</p>
<p>Medyayı da konuşmak istiyoruz sizinle. Uludere Katliamı&#8217;nı medya neden görmedi?</strong><br />
Bu yeni dönemde yazılamayanlar yavaş yavaş bir liste oluşturmaya başladı. Uludere, şike, maaşların geçirilme uslubu, aynı zamanda Deniz Feneri. Bütün mesele bizim arzu ettiğimiz çoğulcu bir toplum. Onun kuralı da evrensel düzeyde hukukun ilkelerinin belirlemesi. Siz Siyasetin çıkarlarına göre hareket etmeye başladığınız vakit orada özgürlük kalmıyor. Muazzam bir biyat. Mesele şimdi ne? Siz geldiniz benimle konuşuyorsunuz. Neden? Çünkü ben şu anda işsizim. Peki ne yapıyorum ben? Bir ömür yaptığım gibi yazı yazıp, yazıyı gazeteye gönderiyordum. Gazeteye de gitmiyordum. Geri kalmış ülke sen işini çok özenli yapmaya çalışırken, senin başına iş gelmesidir. Normalde bin yıldır ne söylüyorsam, aynı istikamette günlük olayları yorumlayan ve o ilkeler üstünden hareket eden birisiyim. Ama o benim başıma çeşitli şekillerde işler getirmeye sebep oluyorsa, o geri kalmış bir ülkedir zaten. Ben herhangi bilinmeyen, genç, yeni çıkmış birisi değilim. 35 kitabım var, yüz yıldır bu işi yapıyorum, ilkelerim var, ilkeler üstünden hayata bakışım belli. Uludere meselesinde de aynı ilkeler üzerinden bakıyorum. Dersim&#8217;de özür dilendiği vakit Başbakan&#8217;ı çok alkışlarım ama bir aydır Uludere&#8217;de ne oluyor, ne bitiyor bunun üstü örtülü kalıyorsa, bunu da eleştiririm, bu çok doğal. Ama siyaset yedikçe iştahı artan bir canavar gibi eleştiriden nefret ediyor, müthiş bir biat kültürü ile sadece övgü ve alkış istiyor. Aynı zamanda da Türkiye öyle bir geleneğe sahip ki! Birisini eleştiremiyorsan övme, eleştiremediğin adamı övmeye dalkavukluk denir çünkü.</p>
<p><strong>&#8216;TÜRKİYE&#8217;DE SİSTEM DEĞİŞMİYOR&#8217;</p>
<p>İşlerin bu noktaya geleceğini tahmin ediyor muydunuz?</strong><br />
Burası Türkiye. Gelmezse değişir dönüşür. Niye bir türlü dönüşemiyor. Turgut bey zamanında hepimizin alkışladığı, heyecanlandığı, Türkiye&#8217;nin bir daha geri dönmeyeceğini düşündüğümüz çok önemli hamleler oldu. Sonra 28 Şubat ile karşılaştık. Burada, sistem değişmiyor. Siyaset kendi ikbalini, kendi egosunu, kendi çıkarını, kendi siyasi iktidarda kalma meselesini her şeyin önünde telakki ediyor ve bütün siyasetini buna göre yapıyor. Yani, değişim siyaseti noktasına Türkiye gelmedi. Ne demek değişim siyaseti? İspanya&#8217;da çok güzel bir örneği var;Suárez. Franco faşizminden ülkeyi devraldı, 5 yılda AB üyesi yaptı ve siyaseti bıraktı. Siyaset meslek haline geldiği vakit, ilke kayboluyor ve devlet seni esir alıyor. Siyaset meslek haline gelmemeli. Değişimi gerçekleştirmeye yönelik bir araç olarak algılanmalı. Çünkü siyasetten para kazanmaya başlayanlar sınıf da atlıyorlar.</p>
<p>Kendi mesleklerinde bulamadıkları olağanüstü imkanları siyasette bulmaya başladıklarında bir daha siyasetten ayrılmıyorlar ve bir ömür orada kalma arzusu depreşiyor. Ve halk siyasetçi zümresini ve üstelik bugünkü yapısı itibariyle 12 Eylül&#8217;ün bir cüzü, bir parçası olan siyasi sistemi değerlendirmiyor. Siyasetçinin saraydaki duruşunu ve siyasetin saraya girme çabasıyla yapıldığını gözden kaçırdığı zaman neden 12 Eylül&#8217;ün oluşturduğu siyaset düzeninin değişmediğini de anlamak mümkün değil.</p>
<p><strong>Son dönemde &#8216;Yetmez Ama Evet&#8217;çilerin itirazları eleştirileri yükseldi. Neden şimdi?<br />
</strong>Şimdi burada bir mesele var, bunu da aşmak mümkün değil. Ben 1993&#8242;de 2. Cumhuriyet&#8217;teydim. Yani bu Cumhuriyetin demokratikleşmesi, Kemalizm yerine demokrasinin oluşması. İlkelerin üstünden hayata bakan biriyim. Ak Parti o ilkelere yakın durduğu zaman desteklerim, o ilkelerden uzaklaştığı zaman desteğimi çekerim. Biz herhangi bir partiye endeksli olarak varlığı sürdüren insanlar değiliz ki!</p>
<p><strong>Bu sorumu sadece sizin üzerinizden sormuyorum. Genel olarak liberal aydınlarda eleştiriler geliyor&#8230;</strong><br />
Türkiye değişsin istiyoruz. Birisi değişime yaklaştığı vakit de&#8230;<br />
<strong><br />
AKP&#8217;nin tutumu sizde hayal kırıklığı yarattı mı?</strong><br />
Hayalkırıklığı ne yaratacak!<br />
<strong><br />
Ancak beklentiniz karşılanmadı&#8230;</strong><br />
Tabi. Toplumsal gelişme böyle bir şey. Çok büyük imkan vardı yapılamadı. O anlamda hayıflanma nedeni ama siyasetçi, siyaset denilen bir şey var.</p>
<p><strong>&#8216;AKP devletleşti ya da devlet AKP&#8217;lileşti&#8217; yorumları da yapılıyor. Siz ne diyorsunuz bu konuda?<br />
</strong>Devlet kavramını algılamak önemli bir şey. Devlet kilit noktadaki bir takım insanların siyasetçiye iktidara yakın ya da uzak olmasına göre şekillenecek bir şey değil. Devlet ele geçirildiği anda devlet olmaktan çıkar. devlet ele geçirilemeyecek bir hukuksal yaşayan organizmadır, herkese eşit mesafededir. Genelkurmay, istihbarat bana yakın ya da uzak diyerek devlet anlayışını darlaştırıp, sığlaştırdığın vakit hiçbir şeyi kontrol edemezsin. Çünkü kontrol etmeye çalıştığın şey; zaten kontrol edilemez bir şey. Peki ne kontrol edecek devleti? Evrensel temel hukuk kuralları kontrol edecek. Zaten devleti yönetmek bir yere ayar vermek değil, bu toplumun temel hak ve özgürlüklerini sağlamaktır.</p>
<p><strong>&#8216;STATÜKOLAŞMAYA DOĞRU GİDİYOR&#8217;</p>
<p>AKP&#8217;yi bugünkü siyasetiyle nasıl bir kavrama oturtuyorsunuz?</strong><br />
Muhafazakarlaşmayla demokratikleşme dengesini tutturamayan, ilk baştaki dönüşümcü rejim tarafından &#8220;tü kaka&#8221; ilan edilen, muhalif duruşunu yitirmeye başlayan ve insanlar üzerinden devlete hakim olduğunu düşünen, cami- kışla rövanşını aşamamış, muhafazakarlaşma ile demokratikleşme dengesini kaçırmış, ileriye doğru reformcu bir noktaya değil, statükolaşmaya doğru çok hızlı bir şekilde hareket eden bir parti olarak görüyorum.<br />
<strong><br />
&#8216;EN ÖNEMLİ YASA ŞİKE YASASI MI?&#8217;</p>
<p>Bir yazınızda benim özlediğim Türkiye bu değil diye belirtmiştiniz.</strong><br />
Evet. Örneğin Uludere. 30 gün oldu. Şike Yasası. Toplumun vicdanının kabul edileceği bir şey mi? Kürtlerin alfesinin serbest bırakılması, Alevilerin cemevleri, Rumların ruhban okulları sorunu bekleyip duruyor. En önemlisi 12 Eylül Anayasası duruyor. Şimdi en önemli mesele şike yasası mı? Şikeyi yasalaştırarak meşrulaştırmak mı? Niye her şeyden önce bu? Bu zaten büyük bir kırılma gösteriyor. Arkasından Hrant Dink&#8217;in mahkemesinin sonucu. Denktaş&#8217;ın ölümünü bahane edip özel harbe yapılan güzelleme. Bunların bizi iyi bir yere götürmeyeceğini çığlık çığlığa bağırıyorum ama bunun karşılığı bir şekilde başka türlü geliyor.</p>
<p><strong>Yeni Anayasa tartışmaları yapılıyor. Bu tartışmalardan sivil ve demokratik bir anaya çıkar mı?</strong><br />
Siyasi Partiler Yasası&#8217;nı konuşmadan Anayasa&#8217;yı konuşmak toplumu oyalamak anlamına geliyor. Kim değişterecek bu anayasayı? Siyaset kurumu. Siyaset kurumunu oluşturan ne; 12 Eylül. 12 Eylül&#8217;ün yasalarına göre oluşmuş bir siyaset kurumunun 12 Eylül anayasını değiştirmesi mümkün mü? Madem bu kadar değişiklik arzusu var, neden çok basit değişiklikler yapılmıyor. YAŞ&#8217;ta oturma düzeni değişiyor. Önemli ama YAŞ&#8217;ı da değiştirmek lazım. Yüksek Askeri Şura Yasası&#8217;nın devam ettiği yerde oturma düzeninin değişmesi propanganda vesilesi. Geriye dönüş olacak diye korkuyorum. Yani rövanşist davranırsan, demokrasiye götürmezsen, bunun da rövanşı gelir.<br />
<strong><br />
&#8216;ÖZAL DÖNEMİNDE DE SİSTEM DEĞİŞMEDİ&#8217;</p>
<p>Kürt meselesini de konuşalım&#8230;</strong><br />
Kürt meselesi. Din, ırk, mezhep üzerinden oyalıyor siyaset. 2010 yılında AİHM&#8217;de en çok mahkum olmuş ülkeyiz. Hukuk konuşmadığı, siyaset hukuku dönüştürmediği vakit -devletin yapısı mevzuat noktasında radikal bir şekilde değişmediği vakit- Türkiye&#8217;nin sorunları aşılamaz. Aynı mevzuat duruyor. Turgut Özal dönemininde zaten en büyük eksikliği bu oldu. Sistem değişmedi. Değişen ne? Bir takım adımlar atılıyor. Bunları olumlu buluyoruz. Ama sonunda ne oluyor? İşte Hrant Dink cinayetinden çıka çıka &#8220;örgüt yoktur&#8221; fikri çıkıyor. Uludere&#8217;de çocukları F-16 füzeleri parçalıyor ve 30 gündür sonucunu öğrenemiyoruz. Şike her şeyden ağır basıyor. Parlamento en fazla onlara kulak kabartıyor. Çünkü rejimi değiştirmeye yönelik bir siyaset yok.</p>
<p><strong>&#8216;BU CUMHURİYETİN VATANDAŞI YOK&#8217;</p>
<p>Siyasi ve iktisadi liberalizm kitlelere çözüm olabilecek mi?</strong><br />
Siyasi ve iktisadi liberalizm dediğimiz şey; insanı devletten daha öncelikli sayan bir anlayış. Türkiye, ne sosyalizm, ne Marksizm ne de liberalizm üretti. Bu toplumdaki en derin düşünce milliyetçilik. Kürt meselesi ile ilgili soruda uzatmamak için girmedim. Siyaset nereden oy alıyor? Din, ırk, mezhep deyince oy alıyorsun. Bunun üzerinden siyaset Türkiye&#8217;nin bölünmesine ve Kürt sorununun çözülememesine neden oluyor. Bunu Kürt ve Türk siyaseti için söylüyorum. Mesele burada nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin Kürtlerin de vatandaşı olacak büyük bir değişeme uğraması. Bu bir hukuksal devrimdir. Bu cumhuriyetin vatandaşı yok. Hukuk kavgası üzerinden ifade edilmiyor, ırk ve din üstünden bir kavga olarak ifade ediliyor. Çünkü ırk ve din kavgası oy getiriyor. Kürtlerin temel hak ve özgürlükleri çözüldüğü vakit, zaten demokratik bir cumhuriyete dönüşmüş olacak. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Kürtlerin de devleti olması. Ama bundan nemalananlar buna karşı. &#8220;Kürt açılımı, Alevi açılımı, Roman açılımı&#8221; diye bir şey olur mu? Aynı zamanda bu kavga yönetme kavgası.</p>
<p><strong>Az önceki soruya dönersek&#8230;<br />
</strong>Liberalizm, &#8220;İnsan herşeyden önemlidir&#8221; der. Havel, Çek Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı&#8217;yken, &#8220;İnsanlar sınırlardan önemlidir&#8221; dedi. Bu yeni asrın en önemli anlayış sloganıdır. İkinci en önemli konu; beni kimin yönettiği değil, nasıl yönettiğidir. Her kesimin siyasetçisi, tek şey konuşuyor: Kim yönetecek? Benim derdim kimin yöneteceği kavgası değil. Onun için siyasetçinin aleti olmam. Tek hedefim var; yönetilenlerin yaşam kalitesi, standardı. Yönetilenler ne olacak? İkitelli&#8217;de kapalı arabayla işe götürülürken ölen 8 kadın, Afşin-Elbistan&#8217;da cesetleri toprak olan madenciler, Van&#8217;dan İstanbul&#8217;a getirilirken yanan mahkumlar, gelir dağılımında en alttaki kesimler, Türkiye&#8217;de bölgesel adaletsizlik, kadın-erkek eşitsizliği. İnsan üzerinden hayata bakmanın egemenliği. Liberalizm dediğiniz şey; insanı kutsamaktır. Bunu eleştirenlerin tek bir hedefi var, devlet ve yönetme arzusu.</div>
<div></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<p><strong>(etha)</strong></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/hrantin-kani-ellerinizde-sayin-atalay.html/" rel="bookmark" class="crp_title">HRANT&#8217;IN KANI ELLERİNİZDE SAYIN ATALAY!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/aslolan-insandir-bu-cumhuriyette-devlet-degil.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ASLOLAN İNSANDIR BU CUMHURİYETTE, DEVLET DEĞİL..!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/denizler-kurudu-mu-yoksa-okyanusa-mi-karisti-iste-butun-mesele-bu.html/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;DENİZ&#8221;LER KURUDU MU YOKSA OKYANUSA MI KARIŞTI? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/editorun-sectikleri/mustafa-kemalin-yurekli-cocuguyla-roportaj.html/" rel="bookmark" class="crp_title">MUSTAFA KEMAL&#8217;İN YÜREKLİ ÇOCUĞUYLA RÖPORTAJ</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ragip-zarakolu-yazdi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Ragıp Zarakolu Yazdı..</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/mehmet-altana-sahip-cikmak.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ragıp Zarakolu Yazdı..</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ragip-zarakolu-yazdi.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ragip-zarakolu-yazdi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 08:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[ragıp zarakolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5585</guid>
		<description><![CDATA[Uluslarası alanda sayısız düşünce ve basın özgürlüğü ödülü sahibi  olan, ancak ülkemizde şu an fikirleri yüzünde hapis yatmakta olan Ragıp Zarakolu&#8217;nun cezaevinden yazdığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.. Ragıp Zarakolu- 07/01/2012 Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’nda sadece bir holokosta, yani bir soykırıma sahne olmadı. Bunu işleyen mantık, aynı zamanda 50 milyon insanın hayatını yitirmesine neden oldu. Bunun içindir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslarası alanda sayısız düşünce ve basın özgürlüğü ödülü sahibi  olan, ancak ülkemizde şu an fikirleri yüzünde hapis yatmakta olan Ragıp Zarakolu&#8217;nun cezaevinden yazdığı yazıyı sizlerle paylaşıyoruz..</p>
<p><strong>Ragıp Zarakolu- 07/01/2012</strong></p>
<p>Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’nda sadece bir holokosta, yani bir soykırıma sahne olmadı. Bunu işleyen mantık, aynı zamanda 50 milyon insanın hayatını yitirmesine neden oldu.<br />
Bunun içindir ki orada ırkçılık, yabancı düşmanlığı en azından sözel ve formal olarak demokratik sistem tarafından bir tehlike olarak görülür (yani bizde olduğu gibi sosyalizm, farklı inançlar, azınlıklar, misyonerlik vb. değil). Bunun için okullarda soykırım konulu dersler verilir, ders kitapları nefret söyleminden arındırılır, filmler yapılır, kitaplar yazılır.<br />
Buna rağmen Avrupa’da ekonomik krizlerin, kazanılmış toplumsal hakların yitirilmeye başlanmasının da etkisiyle, 1930’larda olduğu gibi ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yükselme eğilimi göstermekte, bunun siyasal arenadaki yansımaları da artmaktadır.<br />
ABD’de ifade özgürlüğü anlayışı, ilke olarak her türlü sınırlamaya karşıdır. ABD, aynı zamanda uluslararası savaş suçları ve bunların yargılanmasına ilişkin Roma Sözleşmesi’ni de imzalamamıştır. Nitekim ABD, 1948’de imzalanan BM Uluslararası Soykırım Sözleşmesi’ni de ancak 1986’da imzalamıştır.<br />
Bu nedenle Avrupa’da Hitler’in ‘Kavgam’ adlı kitabı yayımlanamaz, Nazi işaretleriyle dolaşılamaz. Fakat ABD’de bunlar mümkündür. Çünkü ABD toprakları, Avrupa gibi hiçbir dünya savaşında yıkıma uğramamıştır.</p>
<p><strong>Avrupa’da yasal adımlar </strong><br />
Soykırım ve nefret suçları, insanlığa karşı işlenen suçların övülmesi ve propagandası, bu nedenle insan hakları savunucuları tarafından ‘düşünce ve ifade özgürlüğü olarak kabul edilmezler’. Soykırım ve nefret suçlarına karşı olmak, aynı zamanda bir insan hakları savunucusu olmanın kriteridir. Nitekim kurucularından biri olmaktan onur duyduğum İnsan Hakları Derneği (İHD) 1985’te, 100 küsur yıllık tarihi olan Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’na üyelik görüşmeleri yapılırken, kurumumuzun 1915 gerçekliğini kabul ettiği, genel başkan yardımcısı olarak bizzat benim tarafımdan beyan edilmiştir. 1993’te Ayşe Nur Zarakolu’nun yayımladığı Yves Ternon’un ‘Ermeni Tabusu’ adlı kitabının terör kapsamında yargılanması da Türkiye’de insan hakları savunucularının ‘ilkeli’ oluşunun bir örneği olarak kabul edilmiştir. Nitekim bu davaya ilişkin olarak Ternon/Zarakolu davasına, eski Paris Barosu başkanını gözlemci olarak yollamıştır. İHD, 1995’ten bu yana aynı zamanda azınlık haklarının da ilkeli bir savunucusu olmuş, daha 1990’larda Ara Sarafyan gibi araştırmacılara konferans verdirmiş, ilk 6-7 Eylül Olayları sergisini ve Tuzla Kampı’nın kapatılması sergisini düzenlemiş; 2005’ten itibaren de 24 Nisan’a ilişkin paneller düzenlemeye, açıklamalar yapmaya başlamıştır. İki yıldan beri Cumartesi Anneleri’nin kayıplar eylemliliğinde, kaybedilen Ermeni aydınlarından örneklere de sembolik olarak yer vermektedir.<br />
Bugün Avrupa’da ırkçı dalganın yeni bir boyutu da hedef alınan Afrikalılar, Romanlar, Asyalılar yanında, bir ‘İslamofobi’ artışıdır. Bu gruplardan olan insanlar, ırkçı ve neo-Nazi mantalite tarafından adeta 1930’larda Almanya’da ve kimi Avrupa ülkelerinde Yahudiler nasıl görülüyorsa, öyle görünmektedir. Avrupa seçimlerinde ırkçılığın yeniden prim yapmaya başlaması, Almanya’da Neo-Nazilerin işlediği sistematik cinayetler ve en son Norveç’te yaşanan ırkçı katliam, yükselmekte olan bu yeni dalganın somut örnekleridir. Öte yandan yıllardır saldırıya uğrayan Yahudi ve Müslüman mezarları ve Ermeni anıtları da ‘inkârcılık’ karşısında, bunun aynı zamanda bir ‘eylem’ boyutu olması karşısında anlaşıldığı kadarıyla ‘yasal’ bir düzenlemeyi zorunlu kılmıştır. Ve ünlü 301. ve 305. maddeler, düşünce ve ifadeyi ‘terör’, yazar ve gazetecileri ‘terörist’ kabul eden ve her türlü savunma hakkını kısıtlayan, ayrımcılık yapan yasal sistemimizle herhalde en son söz hakkı bize düşer.<br />
Bu bakımdan yükselen ırkçı ve neo-Nazi dalga karşısında demokratik sistemin, insanlığa karşı işlenmiş suçların inkârını yasal olarak önlemek istemesi anlaşılır bir şeydir. Her ne kadar bu tür eğilimlerin tek başına ‘yasa’ ile engellenmesinin mümkün olmadığı, çok daha köklü bir eğitim çalışmasına, daha fazla birlikte yaşama projesi üretilmesine ve her şeyden önce neo-faşist akımlarla, Soğuk Savaş kalıntısı derin ilişkilerin tasfiye edilmesine ihtiyaç olduğu açıktır.<br />
Avrupa toplumu son yirmi yıldır azınlık haklarının, bölgesel kültürlerin korunması konusunda önemli yasal adımlar attı. Uluslararası hukuk alanında da insanlığa karşı işlenen suçların, savaş suçlarının yargılanamaz olmasının önüne geçilmesi için Roma Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler imzalandı. Ruanda ve Bosna yargılamaları gerçekleşti</p>
<p><strong>Esas sefiller kim? </strong><br />
Türkiye’de, Fransa’da çıkan yasaya ilişkin tartışmalardaki önyargı ve cehalet beni şaşırtıyor. Daha metnini okuyup üzerinde düşünmemiş olanlar, ahkâm kesiyor, saçmalıyor ve Türkiye’yi küçük düşürüyorlar.<br />
Dersim trajedisi için özür dileyenle inkâr edenin bir araya gelip ortak tavır koyması, bizi bin kat daha derin düşünmeye sevk etmesi gerek; bayram değil, seyran değil Kılıçdaroğlu bizi niye öptü diye; büyükelçi emeklisi Elekdağ niçin ekranları kapladı diye. Perinçek-Kerinçsizler, şöyle deseler haksız olmazlar mı: “Zihniyetimiz egemen, biz hapisteyiz.”<br />
Elekdağ-Baykal ikilisinin 2005’te TBMM’yi sevk ettiği yanlış yol, bugün yine tekerrür ediyor. O zaman İngiliz parlamentosuna, bugün de Fransız parlamentosuna ders verdiriyor aynı mantık.<br />
Şu anda hakikatleri araştırma komisyonu gibi çalışan Radikal’in ‘Les Misérables’ başlığı, bana çok irrite edici geldi. Acaba sefilleri oynayan kim? Türkiye’de şu anda yaşananlar bu sefaletten başka bir şey mi? Türkiye bir ceset tarlasına dönüşmüşken, bir yerler kazılırken neden bahsediyoruz Allah aşkına?<br />
Türkiye basınında görebildiğim kadarıyla sadece Milliyet, Fransa’da çıkan yasanın tam metnini vererek gazetecilik yaptı. Ve Türkiye’de aklı başında olan insanlar, metinde tek bir ‘Ermeni’ kelimesi geçmediğini gördü.<br />
2000’de Fransız senatosu çatısı altında yapılan Türk-Ermeni aydınları diyaloğunun düzenlenmesinde Türkiye ayağı için çalışmıştım. Ve bu tartışmada Cezayir olayında, o çatı altında Fransa’yı Cezayir konusunda kabul ve özre çağıran kişi, Fransız ordusunun işkenceden geçirdiği Fransız komünist yazar, Cezayir/Yahudi kökenli büyük insan Henri Alleg oldu. Kendisine Jean Claude ile başkanlık önerdiğimizde “Beni kabul etmezler” demişti.<br />
Cezayirliler ise “Bizim adımızı ağzınıza almayın, acımızı sömürmeye kalkmayın2 dedi, 2000’de TBMM’ye Cezayir inkâr yasası geldiğinde.<br />
Fransa’da yaşayan Ermeni kökenli yurttaşlar gibi, Cezayir kökenliler de kendilerine yönelik kıyımın tanınması için mücadele verip, bu yasa sayesinde bu gerçeğin inkârını engellemek için çalışacaktır.<br />
Bu yıl soykırım inkâr yasasını hazırlayan Sosyalist Parti önemli bir adım atarak (bizim Dersim adımı gibi), 1961’de Paris’in göbeğinde Cezayirli protestocuların kıyıma uğratılıp Seine Nehri’ne dökülmesinden dolayı özür diledi.<br />
2000’li yılların ortasında Hrant Dink beni ikna etti. Fransız parlamentosuna Ermeni soykırımını kabul eden yasa tasarısı geldiğinde, bunun ‘düşünce özgürlüğü’ açısından ele alınması gerektiğini söyledi. İkna oldum, ifade özgürlüğü açısından ‘Amerikan’ yaklaşımını değil, ‘Avrupalı’ yaklaşımını benimsedim. 2001’de son bir umut Paris’e gitmiştik rahmetli eşim Ayşe Nur ile birlikte. Jean Claude Kebabcıyan, onunla son bir röportaj yaptı. Ayşe bu röportajda 19 Aralık 2000’de yapılan ‘Hayata Dönüş’ katliamından acıyla söz etti ve Fransız parlamentosunun Ermeni Soykırımı’nı tanımasını eleştirmenin yanlış olduğunu söyledi. Anadolu’nun sağ kalmış insanları, elbette yaşadıkları her yerde bir haksızlığın giderilmesi ve kabul edilmesi için çaba harcayacaklardı. Ben de bir insan hakları savunucusu olarak, inkârın insanlığa karşı işlenen suçları meşru gösterdiği, nefret söylemlerini teşvik için ifade özgürlüğü kapsamında olmadığını düşünüyordum.</p>
<p><strong>Hrant tasarıya karşıydı </strong><br />
2006’da ise Hrant, beni Etyen Mahçupyan ile birlikte Fransa’da parlamentoda bu yasanın çıkmaması için üçlü deklarasyonu imza etmeye ikna etti. Kendimi Hrant’tan daha ‘iyi’ bilir kabul edemezdim. Eğer o, soykırım kurbanı bir halkın çocuğu olarak Fransa’daki tasarıya karşı çıkıyorsa, ona ‘Hayır’ demek haddim değildi.<br />
Hrant, “Bu yasayı Fransa’da çiğneyeceğim” dedi. Öte yandan Türkiye’de ‘soykırım’ tanımlamasını kullanmaktan kaçınmamaya başladı. Ve 301’den mahkûm oldu. Ve artık Hrant aramızda yok. Ve onu kaybettikten sonra, şanlı adaletimiz onu 1915’i ‘soykırım’ diye tanımladığı için mahkûm etti.<br />
Ben eğer yaşasaydı Ayşe Nur’un, Taner Akçam gibi, Hrant ve Etyen Mahçupyan ile imzaladığımız üçlü deklarasyona katılmayacağını biliyorum. Bilinç altından belki de bu çabanın Hrant’ın yaşamasına olanak sağlayacağını düşünmüştüm. Heyhat, ne yanılgı!<br />
Hrant’ın ölümünden sonra katıldığım konferanslarda, onun ölümüyle inkârcılığın nasıl maddi bir tehdit olduğunu anladığımı ifade ettim.<br />
Bizzat Fransız parlamentosu önünde düzenlenen bayraklı protestolar, bu tehdidin ne kadar maddi olduğunu algılamamıza neden oldu. Ne Ermenilere ne Türklere değinen soykırımı inkâr yasası, adeta bir itirafa neden oldu.<br />
Bu yasanın çıkmasına yol açan olaylar zincirini hatırlamak istemiyoruz. Resmi inkârcılık sadece ülkede değil, yurtdışında da faaliyette. İnsanların ‘yas gününde’ ne kadar çok taciz edildiğini biliyor musunuz? Kaç anıtın bombalandığını, kaç mezarlığın tahrip olduğunu, hakaret yazıları yazıldığını biliyor musunuz? Sadece Lyon kentinde kaç olay yaşandı?<br />
Bizim açımızdan manevi değeri olan yerlere bu tür şeyler yapılsa ne hissedersiniz?<br />
Eğer böyle yasalar çıkarılıyorsa, bunun kaynağının resmi inkârcılık olduğunu görmek zorundayız. Bütün bu olayların 12 Eylül faşist darbesinden sonra tırmanması bir tesadüf mü?<br />
Bugün Asılsız Soykırım İddiaları ile Mücadele Koordinasyon Kurulu (ASİKK) gibi bir ‘ucube’ hâlâ devam ediyorsa, ortak bir ‘tarih komisyonu’ kurmaktan nasıl bahsedilebilir? Bunun samimiyetine kim inanır? İlk ASİKK Başkanı Devlet Bahçeli’ydi.<br />
Sayın Abdullah Gül ise 2006’da ASİKK kurulu başkanıydı. Bugün bu kurulun başkanının kim olduğunu bilmiyoruz bile. O zaman siz neden bahsediyorsunuz, neye karşı çıkıyorsunuz Allah aşkına?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Radikal.com.tr</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/hrant-dink-dun-hukumetce-katledilmistir-halkimiza-duyurulur.html/" rel="bookmark" class="crp_title">HRANT DİNK DÜN HÜKÜMETÇE KATLEDİLMİŞTİR! HALKIMIZA DUYURULUR..</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/sinema-tiyatro/cannesde-turk-pasaportu.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Cannes&#8217;de &#8220;Türk Pasaportu&#8221;</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ne-yani-dedemler-soykirimci-mi-oldu-simdi-anne.html/" rel="bookmark" class="crp_title">NE YANİ? DEDEMLER SOYKIRIMCI MI OLDU ŞİMDİ ANNE ?</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/hrantin-kani-ellerinizde-sayin-atalay.html/" rel="bookmark" class="crp_title">HRANT&#8217;IN KANI ELLERİNİZDE SAYIN ATALAY!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/edebiyat/naziler-tarafindan-kursuna-dizilen-adiyamanli-ermeni.html/" rel="bookmark" class="crp_title">NAZİLER TARAFINDAN KURŞUNA DİZİLEN ADIYAMANLI ERMENİ !</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ragip-zarakolu-yazdi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başaran Şanlı Olur,Başaramayan Zanlı</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/basaran-sanli-olurbasaramayan-zanli.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/basaran-sanli-olurbasaramayan-zanli.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 08:27:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[can dündar]]></category>
		<category><![CDATA[darbe günlükleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilker başbuğ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5583</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde siyasi alanda meydana gelen   balyoz,ergenekon,paşaların ve Başbuğ&#8217;un içeri alınması,vs  gibi konularda bizce en açıklayıcı  yazıyı 07/0172012 tarihinde Milliyet Gazetesi&#8217;ndeki köşesinde Can Dündar yazmıştır. İlgili yazıyı dikkatinize subar okumanızı tavsiye ederiz. &#160; BAŞARAN ŞANLI OLUR,BAŞARAMAYAN ZANLI  &#8211; Can Dündar 07/01/2012 Milliyet Devrimlerin ve darbelerin genel kuralıdır: Başarırsan şanlı olursun, başaramazsan zanlı&#8230; Yargılayamayanı, yargılarlar. Siyasi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde siyasi alanda meydana gelen   balyoz,ergenekon,paşaların ve Başbuğ&#8217;un içeri alınması,vs  gibi konularda bizce en açıklayıcı  yazıyı 07/0172012 tarihinde Milliyet Gazetesi&#8217;ndeki köşesinde Can Dündar yazmıştır. İlgili yazıyı dikkatinize subar okumanızı tavsiye ederiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BAŞARAN ŞANLI OLUR,BAŞARAMAYAN ZANLI </strong> &#8211; Can Dündar 07/01/2012 Milliyet</p>
<p>Devrimlerin ve darbelerin genel kuralıdır: Başarırsan şanlı olursun, başaramazsan zanlı&#8230;<br />
Yargılayamayanı, yargılarlar.<br />
Siyasi tarihte, örneği çoktur.<br />
* * *<br />
İkinci ilke şu:<br />
Hiçbir demokraside, hükümetin faaliyetlerini karalamak üzere karşı kaldırımdaki bir devlet binasında kara propaganda hazırlanması gibi bir garabete göz yumulamaz.<br />
Bunu emreden Genelkurmay Başkanı ise yargılanır.<br />
“Genelkurmay Başkanı’nı bile içeri aldılar” paniği, ayrı bir psikolojinin eseridir; işin özünü değiştirmez.<br />
Ortada suç varsa, rütbeye, mevkie bakılmaz.<br />
Hukuka, “Girilmez” levhası, dokunulmazlık zırhı işlemez.<br />
Normalleşme bunu gerektirir.<br />
“80 darbesini yapanlar yargılansın” denirken “&#8230;ama öbür darbe hazırlıkları ya da psikolojik harp çalışmaları yargılanmasın” demek inandırıcı olmaz.<br />
* * *<br />
Üçüncü ilke:<br />
Sen siyasete bodoslama dalıp orada ana aktör haline gelirsen, yargıya emirler verip savcıları karşında hazırola dikersen, sevmediğin politikacılar hakkında karalama kampanyaları açıp beğenmediğin gazetecileri “Bunlar askerin siyasete müdahalesine karşıdır” diye listelersen, “Kimse bana dokunamaz” havası içinde sana yönelik iddiaları “Bu, kâğıt parçası, öbürü boru parçası” diye geçiştirirsen, gün olur o “kâğıt parçası” başına iş açtığında “Yargıya baskı yapıyorlar, savcılar emir alıyor. Bizi karalıyorlar. Yandaş basın belaltı vuruyor” diye yakınmaya hakkın kalmaz.<br />
* * *<br />
Dördüncü ilke:<br />
Sana yapılmasını suç saydığın şeyi sen hiç yapmamalısın.<br />
Oysa son dönem, askere yönelik tam bir “kara propaganda” çalışması yapıldı.<br />
Dengeler değişip de dünün mağdurları bugünün mağrurları koltuğuna oturunca, kara propagandanın adresi değişti; bu kez, Genelkurmay’ın karşı kaldırımından psikolojik savaş başlatıldı.<br />
Dava öncesi yandaş basın, suçlanan komutanlara yönelik cadı avı örgütledi. Soy kütükleri elden geçirildi, özel konuşmaları deşifre edildi, mahrem aile fotoğrafları sızdırıldı.<br />
Kara propagandacıların uyguladığı taktikler, tam da 28 Şubat’ta yaka silktikleri taktiklerdi.<br />
Canavar, savaşta kendine bir kopyasını yaratmıştı.<br />
Ama tarih bize diyor ki:<br />
Dün size yapılanların aynını bugün siz uyguluyorsanız, diyalektik olarak sıra yine size geliyor demektir.<br />
* * *<br />
Beşinci ilke:<br />
Bu yaşananda hukuk yok; “Güç bende artık” diye böbürlenen bir iktidarın pazu gösterisi var.<br />
Tutuklayarak cezalandırma var.<br />
“Görürsün sana neler edeceğim” mesajı var.<br />
Genelkurmay Başkanı’nı “terörist” diye içeri almak, her muhalif faaliyete bir “terör örgütü” damgası vurmak, Türkiye’yi dünyada en çok terör suçlusunun yaşadığı memleket mertebesine çıkarmak, 12 Eylül’ün “anarşikler” mantığıdır.<br />
* * *<br />
Velhasıl, ortada ne “demokrasi bayramı” var kutlanacak, ne de devletin sonu manzarası, vahvahlanacak&#8230;<br />
İki tarafında da olmak istemeyeceğimiz, çirkin bir ip çekme yarışı bu&#8230;<br />
Vesayet bitmiyor, el değiştiriyor.<br />
O yüzden de, ne dünün cebbarlarına üzülmemizi beklesinler, ne de bugünkülere destek vermemizi&#8230;<br />
Çok şükür ki, iki dönemin andıçlarında da adımız var.<br />
Çünkü dünün Başbuğ’larına ne kadar karşı idiysek, bugünün başbuğlarına da aynı şekilde karşıyız.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ideal-formul-herkes-icin-tutuksuz-yargilamadir.html/" rel="bookmark" class="crp_title">İDEAL FORMÜL HERKES İÇİN TUTUKSUZ YARGILAMADIR</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/apodan-onemli-uyarilar.html/" rel="bookmark" class="crp_title">APO&#8217;DAN ÖNEMLİ UYARILAR !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/umur-taludan-nazli-ilicaka-gazetecilik-dersi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">UMUR TALU&#8217;DAN  NAZLI ILICAK&#8217;A GAZETECİLİK DERSİ</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/sokagi-rahat-birak.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Sokağı Rahat Bırak !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/hukukcular-yuruyor.html/" rel="bookmark" class="crp_title">HUKUKÇULAR YÜRÜYOR !</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/basaran-sanli-olurbasaramayan-zanli.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zorunlu Lise Eğitimi Tuhaflığı</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/zorunlu-lise-egitimi-tuhafligi.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/zorunlu-lise-egitimi-tuhafligi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 10:06:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[berber çırağı]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu lise eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5568</guid>
		<description><![CDATA[Böyle giderse berberler çırak,marangozlar kalfa dahi bulamayacaklar,çünkü lise de zorunlu oluyor..Eğitimimizin asıl sorunu içinin boşluğu, süresi değil.. 4+4+4’e tepki gösteren uzmanlara göre değişikliğin pedagojik ve bilimsel bir yanı yok. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali Baykal: Pedagojik kaygılarla yapılmadığını düşünüyorum. Eski bir siyasi ve ideolojik takıntı. Din eğitimini kolaylaştırmak istiyorlar. Yönlendirme için 4. sınıf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle giderse berberler çırak,marangozlar kalfa dahi bulamayacaklar,çünkü lise de zorunlu oluyor..Eğitimimizin asıl sorunu içinin boşluğu, süresi değil..</p>
<p>4+4+4’e tepki gösteren uzmanlara göre değişikliğin pedagojik <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ve</strong></span> bilimsel bir yanı yok.<br />
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali Baykal: Pedagojik kaygılarla yapılmadığını düşünüyorum. Eski bir siyasi ve ideolojik takıntı. Din eğitimini kolaylaştırmak istiyorlar. Yönlendirme için 4. sınıf çok erken. Mesleki eğitime erken yaşta yönlendirmeyi, zorlamayı insan haklarına ve bilime aykırı buluyorum. Mesleki eğitime öğretmen yetiştiren fakültelerin kapatıldığı bir ülkede çocukları erken yaşta mesleki eğitime yönlendirmek bir mizah şaheseri.</p>
<p><strong>Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir:</strong> Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması olumlu. Ancak kademelendirilmesi yanlış. 28 Şubat ile hesaplaşıyoruz diye Milli Eğitim sistemi tahrip ediliyor. İlköğretim birinci kademede 340 bin öğretmen var. 4 yıla düşünce 100 bin öğretmen fazlalığı olacak. Diğer kademelerde derslik ve öğretmen açığını ortaya çıkaracak. Ayrıca 4. sınıftaki çocuk 10 yaşında. Yetenekleri daha ortaya çıkmıyor ki mesleki yönlendirme yapılsın. İmam hatiplerin orta kısmını canlandırmak istiyorlar.</p>
<p><strong>Türk Eğitim Sen İsmail Koncuk:</strong> Geç bile kalındı. Öğrenci mesleki anlamda istediği okula gidebilmeli. Ancak 4. sınıf erken. Sistem 5+3 +4 gibi yapılabilir.</p>
<p><strong>Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız:</strong> Sürenin arttırılmasını olumlu buluruz. Ancak kademelendirilmesinde niyetin ortaya konması lazım. 4. sınıftan itibaren yönlendirmeleri saçma. Çocuk daha 10 yaşında. Siyasal, ideolojik tutum söz konusu.</p>
<p><strong>Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Girişimi Koordinatörü Batuhan Aydagül:</strong> 12 yıl zorunlu eğitim Türkiye için çok gerçekçi değil. Gerekli altyapı nasıl tamamlanacak? Önerilen sistemde 4. sınıftan itibaren mesleki yönlendirme ise hiç konuşulmaması gereken bir konu.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/metech-projesi-el-sanatlarinin-yasatilmasina-katki-saglayacak.html/" rel="bookmark" class="crp_title">&#8220;METECH PROJESİ&#8221; El Sanatlarının Yaşatılmasına Katkı Sağlayacak</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/yalova-belediyesinden-online-dersane-hizmeti.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Yalova Belediyesi&#8217;nden Online Dersane Hizmeti!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ossde-katsayi-kalkti.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ÖSS&#8217;DE KATSAYI KALKTI !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/yarismalar/2010-ismail-sivri-1-cocuk-oykuleri-yarismasi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">2010 İSMAİL SİVRİ &#8220;1. ÇOCUK ÖYKÜLERİ YARIŞMASI&#8221;</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/sinema-tiyatro/koy-enstituleri-beyaz-perdede.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Köy Enstitüleri Beyaz Perdede</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/zorunlu-lise-egitimi-tuhafligi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İski İğneada&#8217;dan Ne İstiyor?</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/iski-igneadadan-ne-istiyor.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/iski-igneadadan-ne-istiyor.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 11:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[iğneada]]></category>
		<category><![CDATA[iski]]></category>
		<category><![CDATA[onur caymaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5553</guid>
		<description><![CDATA[Konumuz İğneada’daki longoz ormanı. Türkiye, bu tür ormana, Avrupa’da en geniş yayılımla sahip. Fakat bölgede durum iyi değil. Zira gözünü hırs bürümüşlerin derdi İstanbul’a su yetiştirmek. Projeler, kamuoyu tepkisi yüzünden geri çekiliyor; birkaç yıl sonra tekrar hareketlilik başlıyor. Fakat anlaşılan ormanı besleyen su kaynakları gözden çıkarıldı. Peki nedir, nasıl şeydir longoz? Istranca boyunca genişliği yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konumuz İğneada’daki longoz ormanı. Türkiye, bu tür ormana, Avrupa’da en geniş yayılımla sahip. Fakat bölgede durum iyi değil. Zira gözünü hırs bürümüşlerin derdi İstanbul’a su yetiştirmek. Projeler, kamuoyu tepkisi yüzünden geri çekiliyor; birkaç yıl sonra tekrar hareketlilik başlıyor. Fakat anlaşılan ormanı besleyen su kaynakları gözden çıkarıldı. Peki nedir, nasıl şeydir longoz? Istranca boyunca genişliği yer yer 60 metreye ulaşan kıyı kumulları İğneada’ya uzanır. Bu kumulları yaramayan deniz, yağmurla yükselir; yol bulamadığı için ormana akar: Doğal bir su baskını.</p>
<p>Yağış miktarına göre değişerek her yıl tekrarlanan baskın, zengin biyolojik çeşitlilik yaratır: 314 tür böcek, 28 tür balık, çoğu yarasa 47 tür memeli, 233 kuş, 25 sürüngen, 610 tür bitki; acı, tatlı ve tuzlu su sistemleri, çamur düzlükleri, bataklık ormanları. İyi de arkadaş; İSKİ’nin bu doğa harikasıyla alıp veremediği nedir?</p>
<p>Hikâye şu: Bakanlar Kurulu, 15.08.1990 tarihinde çıkardığı 775 sayılı <strong>İSKİ’ye Tahsis Edilen (?) Yıldız Dağları ve Çevresindeki Su Kaynakları</strong> konulu kararıyla yirmi yıl önce Istranca suyuna hallendi zaten. Marx, kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser diyordu. Üstelik bizim memlekette bir kurul, <em>bakan</em>lardan oluşuyorsa göz dikmek normaldir. O gün bu gün Istranca’ya yedi baraj konduruldu: Pabuçdere, Kazandere, Sultanbahçe, Elmalıdere, Büyükdere, Düzdere Göleti ve Kuzuludere. Bunlar inşaat sürecinden başlayarak ormana zarar verip alandaki su rejimini değiştirdi. Bunca barajdan beklenen su miktarı en fazla 234 milyon metreküp. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın kurucusu Asaf Ertan’a göre bu rakam, İSKİ hatlarındaki yıllık kaçak su oranı!</p>
<p>Sonra sinsi bir hazırlık başladı. Orman, önceleri dokunulmazlığı olan <strong>yaban hayatı geliştirme sahası </strong>statüsündeyken 13 Kasım 2007’de <strong>milli park </strong>yapıldı. Çünkü yaban hayatı geliştirme sahalarına dışardan müdahale mümkün değildir. Aşağılık metropolümüzün suya ihtiyacı vardı!</p>
<p>2008 yazında İstanbul’daki barajlar kuruyunca beyler devreye girdi. Bu coğrafyada her şey İstanbul içindir bilirsiniz. Hal böyle olunca Istranca’ya <strong>yeni baraj </strong>yapımı gündeme geldi. Baraja, yola, duble yola düşkünlük neyin ifadesidir?</p>
<p>Irmaklarsa dünyanın her yanını pasaportsuz dolaşır. Bölgedeki Rezve de bunlardan biri; Bulgaristan’dan doğup Türkiye’ye akmakta. Bu kez kıllı, kalın kollar ahtapot gibi Rezve’ye uzandı. Fakat su da ahir zamanda mülktü artık. Derenin birazı Bulgaristan’a aitti. Sınırdaş, olası baraj için onay vermedi. Zira barajın longoza yönelik oluşturacağı tehlike açık olduğu gibi adamlar kendi doğalarını da düşünüyordu. Türk değildiler ne de olsa!</p>
<p>İSKİ yetkilileri 3 Ekim 2007’de Star Gazetesi’ne longoz ormanlarını başka derenin beslediğini, kendilerinin sadece Rezve’ye dokunacağını belirtirken Asaf ve Şahika Ertan 19 Temmuz 2007’de Bianet’e konuşuyordu: “<em>Size burada bir öneri getiriyorum.  Daha önce yine aynı amaçla yapılan ve Istranca Ormanları ekosistemine büyük darbe vuran 7 barajı ziyaret edin. Yeni su kaynaklarını devreye sokalım derken çevrenin ne hale getirildiğini gözlerinizle  görün. Şimdi aynı tahribat, geride kalan son derelerin ve Rezve Deresi’nin sularının İstanbul’a akıtılması şeklinde sürdürülmek isteniyor. Öte yandan İğneada Longoz Ormanları dünyanın ender ekosistemlerinden biri olduğu için korunması amacıyla yıllardır Birleşmiş Milletler desteği ile milyonlarca dolarlık proje sürdürülüyor. Barajlar yapılmadan önce bile suya longoz ormanları kadar ihtiyacı olmayan meşelik, gürgenlik, kayınlık alanlarda kurumalar başlamışken bir de son akarsular İstanbul’a çevrilince ne olabileceğini vicdanı ve aklı olan herkesin tahmin edebileceğini düşünüyoruz.</em>”</p>
<p>Sivil toplum tepkisi su diye tepinenlere geri adım attırınca bunlara çalışan zeki akademisyenler yeni proje üretti. O su, İstanbullu Anadolu kaplanının oturduğu siteye göl manzarası olacaktı bir kere! İlim iş başındaydı.<a title="" href="http://onurcaymaz.com/?p=955#_edn1">[i]</a></p>
<p>Buyurun, Haziran 2008’de Kadir Topbaş: “<em>İstanbul’a yeni bir su kaynağı olması amacıyla yürüttüğümüz projede <strong>Rezve Deresi’nin suyunu deniz altından isale hatları ile Pabuçdere Barajı’na ulaştırmayı </strong>hedefliyoruz. Rezve suyunu İstanbul’a Longoz Ormanlarını tahrip ederek değil Karadeniz’den denizin 53 metre altından kurulacak isale hattı ile getirececeğiz.</em>”<a title="" href="http://onurcaymaz.com/?p=955#_edn2">[ii]</a></p>
<p>2011 biterken insanlığın mülkü güzel çocuğumuzun son durumu: Küresel ısınmadan kaynaklı yağışlar su rejimini bozdu. Orman içleri kuruyor. Alan korunacağı yerde sürekli yeni projeler üretilmekte: Baraj, ticari liman, hatta nükleer santral. Hakkınızdır dostlar, isteyin:</p>
<p>İSKİ bölgeye dair on yıllık planını açıklasın.</p>
<p>Her milli parkta olan yönetim planı paylaşılsın.</p>
<p>Bölgede nerede, hangi iş kime (DSİ mi, Çevre Bakanlığı mı, İSKİ mi) veriliyor, bilinsin.</p>
<p>Doğa, sermayenin manzarası değildir! Allianoi’yi boğduk, bari bunu kurtaralım. Bu kez olsun <em>atmacayı vurmasınlar bir avuç kanı için…</em></p>
<p>Onur Caymaz/Düşeyazanlar</p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p><a title="" href="http://onurcaymaz.com/?p=955#_ednref1">[i]</a> <a href="http://www.e-kutuphane.imo.org.tr/pdf/12943.pdf">http://www.e-kutuphane.imo.org.tr/pdf/12943.pdf</a></p>
</div>
<p><a title="" href="http://onurcaymaz.com/?p=955#_ednref2">[ii]</a> <a href="http://gazetetrakya.com/haberler-oku.php?id=888165">http://gazetetrakya.com/haberler-oku.php?id=888165</a></p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/editorun-sectikleri/gecti-borun-pazarisur-esegini-nigdeye.html/" rel="bookmark" class="crp_title">GEÇTİ BOR&#8217;UN PAZARI,SÜR EŞEĞİNİ NİĞDE&#8217;YE! ALLİANOİ TARTIŞMASI SÜRÜYOR..</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/degisen-birsey-yok.html/" rel="bookmark" class="crp_title">DEĞİŞEN BİRŞEY YOK</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/bilim/163-yeni-tur-ortaya-cikti.html/" rel="bookmark" class="crp_title">163 YENİ TÜR ORTAYA ÇIKTI</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/dunyanin-en-kapsamli-su-sergisi-istanbul%e2%80%99a-geliyor.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Dünyanın En Kapsamlı Su Sergisi İstanbul’a Geliyor</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/dis-ticaret-acigi-yuzde-94-6-artti-tehlikenin-farkinda-misiniz.html/" rel="bookmark" class="crp_title">DIŞ TİCARET AÇIĞI YÜZDE 94.6 ARTTI! TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/iski-igneadadan-ne-istiyor.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Uyurken Şırnak Uludere..</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/biz-uyurken-sirnak-uludere.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/biz-uyurken-sirnak-uludere.html/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 11:06:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[uludere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5546</guid>
		<description><![CDATA[Dün gece terörle mücadelede neden bir türlü yöre halkıyla barışılamadığının bir örneğine daha şahit olduk.Sabahleyin Şırnak Uludere&#8217;deki öldürülen köylülerin traktör romörküne istiflenmiş o dehşet fotoğrafıyla uyandık. Oradakilerin terörist olmadığına dair yüzde 0,00001&#8242;lik bir ihtimal bile olsa tepelerinden bomba yağdıramazsınız.Terörle mücadele bu yüzden zordur.Nasıl ki A.B.D Irak&#8217;ta yukarıdan her gördüğü canlıyı  isyancı sanıp katliamlar yaptığı zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün gece terörle mücadelede neden bir türlü yöre halkıyla barışılamadığının bir örneğine daha şahit olduk.Sabahleyin Şırnak Uludere&#8217;deki öldürülen köylülerin traktör romörküne istiflenmiş o dehşet fotoğrafıyla uyandık. Oradakilerin terörist olmadığına dair yüzde 0,00001&#8242;lik bir ihtimal bile olsa tepelerinden bomba yağdıramazsınız.Terörle mücadele bu yüzden zordur.Nasıl ki A.B.D Irak&#8217;ta yukarıdan her gördüğü canlıyı  isyancı sanıp katliamlar yaptığı zaman sesimizi yükseltip eleştirdi isek Türk Ordusunun da bu vahim hataları eleştirip sorumluların cezalandırılmasını istemek en doğal hakkımızdır.</p>
<p>Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) köyünde F-16 savaş uçakları köylüleri vurdu. Sınıra yakın bir bölgede kaçakçılık yapan yaklaşık 50 köylü, köye geri dönüş yaptıkları 21.20 sıralarında F-16 tipi savaş uçaklarının bombardımanına tutuldu.</p>
<p><strong>Alper Taş: Bu bir katliamdır</strong><br />
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, &#8220;Kürt sorununun askeri çözümü, on binlerce kurbanının yanına 35 köylüyü de koydu. Bu bir katliamdır. Katliamın sorumluları hesap vermelidir.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Demirtaş: Herkes meydanlara dökülsün</strong><br />
Roboski&#8217;de yaşananların açık bir katliam olduğunu kaydeden BDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, &#8220;Gün evde oturma günü değildir. Herkes meydanlara dökülerek katliamı lanetlemelidir&#8221; dedi.<br />
BDP olarak 3 günlük yas ilan ettiklerini belirten Demirtaş, &#8220;Halkımız her yerde bu acıyı paylaşmalıdır. Dünyanın her yerinde halkımız en güçlü şekilde tepkiyi koymalıdır. Çünkü katliamı örtbas etmeye çalışacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Her yerde sokaklarda meydanlarda olacağız&#8221; dedi<br />
Yurttaşların demokratik hakları olan protestoyu güçlü şekilde ortaya koyması gerektiğin belirten Demirtaş, yurttaşlara şu çağrıyı yaptı: &#8220;Bu katliam lanetlemelidir. Bu gün evde oturma günü değildir. Bütün halkımıza çağrı yapıyoruz. Herkes meydanlarda olmalıdır. Demokratik tepkiyi en güçlü şekilde ortaya koymalıdırlar&#8221; dedi.</p>
<p>Roboski&#8217;de yaşanan katliamın MGK toplantısının ardından yaşanmasına da dikkat çeken Demirtaş, &#8220;Bu katliamın sorumlusu &#8216;gece gündüz hava kara operasyonu sürecek&#8217; diyenlerdir. MGK&#8217;da operasyon kararı alanlardı. Bu olay Muğlalı gibi kapatılamayacak, buna izin vermeyeceğiz. Tarih bunu büyük bir katliam olarak yazacaktır. Bunun üstünün örtülmesini imkanı yoktur&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İHD: İçişleri Bakanı istifa etmeli</strong><br />
İHD Genel Başkanı Öztürk Türdoğan, Roboski Köyü&#8217;nde yaşanılanlardan dolayı İçişlerin Bakanı Şahin&#8217;in hesap vermesi gerektiğini belirterek, &#8220;İç güvenlikten içişleri bakanı sorumlu ve bakan derhal bunun hesabını vermeli istifa etmelidir. Ayrıca, savcı bu olaya el atmalı olayı bütün yönleriyle araştırmalı&#8221; dedi.<br />
Türdoğan, Ortasu (Roboski) Köyü&#8217;nde yaşananların kendisine 90&#8242;lı yıllarda yaşanan katliamları hatırlattığını belirterek, İHD, TiHV, TTB, MAZLUM-DER ve diğer insan hakları örgütleriyle Roboski&#8217;ye gitmek için heyet oluşturmaya çalıştıklarını kaydetti.</p>
<p>Hükümetin, Kürt sorunu ve &#8220;PKK ile mücadelesinde&#8221;, &#8220;Yeni strateji ve koordinasyon&#8221; adı altında yürüttüğü politikalarını eleştiren Türkdoğan, &#8220;Hükümetin yeni stratejisi buysa bu çok vahim bir şey. Son eylemle uygulanan Kürt politikası iflas etmiştir. Bu bir katliam politikasıdır&#8221; ifadesini kullandı.<br />
Askeri ve istihbarat yetkilerinin yüksek teknoloji kullanarak elde ettiği bilgilerden oradaki kişilerin köylü mü militan mı olduğunu anlayabileceğine dikkat çeken Türkdoğan, &#8220;Ortasu (Roboski) Köyü&#8217;nde yaşanılanların ABD&#8217;nin Pakistan&#8217;da yaptığı sivil katliamlardan farkı olmadığını vurguladı. Türkdoğan, MGK toplantısı ardından yapılan yazılı açıklamadaki &#8220;terörle mücadelede yasalara uyacağız&#8221; sözlerini anımsatarak, &#8220;Yasaya uymak buysa, hükümetin bunu derhal bırakması gerekir&#8221; dedi.</p>
<p>Roboski Köyü&#8217;nde yaşanılanlardan dolayı İçişlerin Bakanı Şahin&#8217;in hesap vermesi gerektiğini belirten Türdoğan, &#8220;İç güvenlikten içişleri bakanı sorumlu ve bakan derhal bunun hesabını vermeli istifa etmelidir. Ayrıca, savcı bu olaya el atmalı olayı bütün yönleriyle araştırmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, Muhalefet.org&#8217;a yaptığı açıklamada, ölenlerin sivil olduğu konusunda hiçbir tereddütün bulunmadığını, içlerinde çocukların da bulunduğunu söyledi. Mutlu, saldırının düzenlendiği bölgede ağır bir yanık kokusu duyulduğunu, bölgeye ulaşıldıktan kısa süre sonra cesetlerin tanınmaz hale geldiğini, bunun kimyasal saldırı ihtimalini de akla getirdiğini belirtti.</p>
<p>BDP Eş başkanlarının ulaşmak üzere olduğu bölgede şu anda telefonla iletişim kesintili sağlanıyor.</p>
<p>Bombardımandan yaralı kurtulan Servet Encü adlı yurttaşın köye gelerek olayı anlattığı ve köylülerin olay yerine gittiği belirtildi. Encü&#8217;nün köylülere, &#8220;Geri döndüğümüz sırada jetler bizi bombardımana tuttu. Bombardıman sırasında acı bir koku etrafı sardı. Birden insanlar yanarak can verdi. 5-6 kişi bombardımandan kaçarak kayalıkların arasına saklandı. Uçaklar orayı da bombaladı. Hepsi kayalıkların altında can verdi&#8221; dedi.</p>
<p>Saldırıda yaşamını yitiren 28 kişinin parçalanmış ve yanmış cenazesine ulaşılırken, çok sayıda köylüden ise haber alınamıyor. Ulaşılan cenazelerin yandığı ve parçalandığı söyleniyor.</p>
<p>Zifiri karanlık ve kar nedeniyle köylülerin cenazelere ve yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği belirtiliyor.</p>
<p>Köye 15 ambulansın geldiği ve bombardımanda ağır yaralanan M. Ali Tosun ve Serhat Ürek adlı köylülerin Şırnak Devlet Hastanesi&#8217;ne kaldırıldığı bildirildi.</p>
<p>BDP, halka katliama karşı sokağa çıkma çağrısı yaparken 3 günlük yas ilan etti.</p>
<p>Bölgede bir çok ilçede esnaf yaşanan katliamı protesto etmek için kepenk kapattı.</p>
<p>Katliamda cenazesine ulaşılan 19 kişinin isimleri belli oldu. Buna göre yaşamını yitiren köylülerin isimleri şöyle: Özcan Uysal, Nevzat Encü, Salih Encü, Ferhat Encü, Şervan Encü, Osman Kaplan, M. Ali Tosun, Nadir Almak, Yüksel Ürek, Salih Ürek, , Adem And, Hamza Encü, Cemal Encü, Sivan Encü, Bedran Encü, Hüseyin Encü, Selam Encü, Aslan Encü, Celal Encü</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/teroristlerin-onlerine-basortulerimizi-attik.html/" rel="bookmark" class="crp_title">TERÖRİSTLERİN ÖNLERİNE BAŞÖRTÜLERİMİZİ ATTIK !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/disk-baskani-celebi-bu-kursun-suikast-kursunudur.html/" rel="bookmark" class="crp_title">DİSK BAŞKANI ÇELEBİ :BU KURŞUN  SUİKAST  KURŞUNUDUR !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/demirtas-abiyi-kaybettik.html/" rel="bookmark" class="crp_title">DEMİRTAŞ ABİ&#8217;Yİ KAYBETTİK !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/16-mart-katliaminda-zaman-asimi-veren-hakimlere-sorusturma.html/" rel="bookmark" class="crp_title">16 MART KATLİAMINDA ZAMAN AŞIMI VEREN  HAKİMLERE SORUŞTURMA!</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/2677.html/" rel="bookmark" class="crp_title">ATALAY NE DEMEK İSTEDİ?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/biz-uyurken-sirnak-uludere.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asıl Sıkandal Karar T.B.M.M&#8217;den Geçti !</title>
		<link>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/asil-sikandal-karar-t-b-m-mden-gecti.html/</link>
		<comments>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/asil-sikandal-karar-t-b-m-mden-gecti.html/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 14:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin2</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[emekli maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[skandal]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[vekil maaşı]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.duseyazanlar.com/?p=5536</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Fransız meclisinin  sözde soykırım konusunda aldığı karar ile haşır neşir olduğumuz şu günlerde -ki şunu da hemen belirtelim Apo yakalanmadan önce İtalya&#8217;ya sığındığı zamanlarda İtalyan ürünlerini boykot etmiş, ülkemizin çeşitli yerlerinde italyan bayrağı yakmış ve cumhurbaşkanı seviyesinde öfkemizi kusmuştuk. Çok değil 2 ay sonra bu boykottan eser kalmadı, çünkü kapitalizmin dili,dini,bayrağı olmazdı..Bu Fransız mallarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Fransız meclisinin  sözde soykırım konusunda aldığı karar ile haşır neşir olduğumuz şu günlerde -ki şunu da hemen belirtelim Apo yakalanmadan önce İtalya&#8217;ya sığındığı zamanlarda İtalyan ürünlerini boykot etmiş, ülkemizin çeşitli yerlerinde italyan bayrağı yakmış ve cumhurbaşkanı seviyesinde öfkemizi kusmuştuk. Çok değil 2 ay sonra bu boykottan eser kalmadı, çünkü kapitalizmin dili,dini,bayrağı olmazdı..Bu Fransız mallarını boykot olayı da  gelip geçici bir hadisedir,ilişkiler yakın zamanda normale dönecektir.-   T.B.M.M&#8217;den öyle bir yasa çıktı ki yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşayan milyonlarca yurttaşımızın içini sızlattı.</p>
<p>Dört partinin anlaşması sonucu; emekli vekil maaşları 3 bin lira; daha önce emekli olan ama halen milletvekilliği yapan vekil maaşı ise 5 bin lira birden arttı. Ayrıca yeni seçilen milletvekillerinin, 2 yıl vekillik yapması durumunda, milletvekili olarak emekli olmalarının da önü açıldı.</p>
<p>TBMM Genel Kurulu&#8217;nda dün görüşülen yasa tasarısına AKP, CHP, MHP ve BDP&#8217;li tüm vekillerin ortak önergesiyle bir dizi madde eklendi. Buna göre emeklilik hakkını elde eden ancak halen milletvekilliği yapan vekillerin maaşları 5 bin lira arttı. Ayrıca SSK ve Bağ-Kur kökenli milletvekillerine de iki yıl çalıştıktan sonra ayrıcalıklı emeklilik hakkından yararlanma imkanı getirildi. Böylece işçi kökenli olduğu için milletvekili emeklisi olamayacak 220 vekil de 2 yıl çalıştıktan sonra 5 bin 628 lira emekli aylığı alma hakkı getirildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>EMEKLİ VEKİL MAAŞI 3 BİN LİRA ARTTI</strong></p>
<p>Maaş ve emekli aylıkları Başbakanlık Müsteşarının maaşına endeksli bulunan milletvekilleri, emeklilik hakkı bakımından Cumhurbaşkanının emekli aylığına endekslendi. Böylece, halen 5 bin lira olan emekli vekil aylığı 8 bin liraya yükseldi.</p>
<p><strong>HEM EMEKLİ HEM ÇALIŞAN VEKİLE 19 BİN 300  LİRA</strong></p>
<p>Ayrıca yeniden seçilen emekli vekillerin aylığından yapılan kesintiler de kaldırıldı. Oysa mevcut emekliler, bir işte çalışmaları durumunda emekli maaşlarından yüzde 15 oranında &#8216;sosyal güvenlik destek primi&#8217; kesiliyor.  İşte emekli vekillerden yapılan bu kesintinin kaldırılmasıyla, milletvekilliğinden emekli olduğu halde, halen vekil olan yaklaşık 200 kişinin maaşında 5 bin lira artış olacak. Böylece bu vekillerin ellerine geçen aylık tutarı 14 bin 300 liradan 19 bin 300 liraya çıkacak.</p>
<p>Emekli Sandığı Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapan yasanın milletvekillerine yeni yıl piyangosu olurken; vatandaşın ilaca katkı payını ise artırdı. Buna göre aile hekimlerinin yazdıkları reçeteler de dahil; ayakta tedavilerde yazılan reçetelerde 3 ilaca kadar 3 lira alınması öngörüldü. İlave her bir ilaç içinse 1 lira katkı payı alınacak.</p>
<p>12 Haziran Seçimlerinde ilk kez seçilen milletvekili maaşı: 11 bin 250 TL</p>
<p>Emekli Milletvekili Aylığı: 5 bin TL&#8217;den 8 bin TL&#8217;ye çıkacak</p>
<p>Emekli olduğu halde halen çalışan milletvekilinin eline geçen ise; 14 bin 300 TL&#8217;den 19 bin 300 TL&#8217;ye çıkacak.</p>
<div id="crp_related"><h3>Benzer Yazılar :</h3><ul><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/dis-ticaret-acigi-yuzde-94-6-artti-tehlikenin-farkinda-misiniz.html/" rel="bookmark" class="crp_title">DIŞ TİCARET AÇIĞI YÜZDE 94.6 ARTTI! TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/sizden-gelenler/parlayan-yildizlar.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Parlayan Yıldızlar</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ama-oldu-efendim.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Ama Öldü Efendim !</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/yarismalar/edebiyat-yarismasi/siir-yarismasi/1-karadeniz-eregli-komur-konulu-siir-yarismasi-sonuclari-aciklandi.html/" rel="bookmark" class="crp_title">1.Karadeniz Ereğli Kömür Konulu Şiir Yarışması Sonuçları Açıklandı</a></li><li><a href="http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/ozel-tiyatrolara-yardim.html/" rel="bookmark" class="crp_title">Özel Tiyatrolara Yardım</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.duseyazanlar.com/kultur-sanat/guncel/asil-sikandal-karar-t-b-m-mden-gecti.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

