Sendikalar, Tekel işçileri konusunda hükümetin gözü kapalı tavrına bir cevap olarak 4 Şubat Perşembe günü gıreve gidiyorlar. Bu üstü kapalı bir genel gırev.. Her ne kadar Türk-iş Başkanı'nın genel gırev sözcüğünü -sanki günahmış gibi- kullanmaktan ısrarla kaçınmasına karşı 4 Şubat günü türkiye'de hayat duracak..
Hayat duracak dedik, çünkü eğer sendikalar alt kollarına tam anlamıyla söz geçirebilirlerse hayat cidden duracak.. Genel gırevlerin neredeyse günah sayıldığı ülkemizde bu en demokratik hak arama tarzına herkesin alışması gerekiyor. Bu eylem kararına ilişkin Sayın Başbakanın yapacağı yorumu duyar gibiyiz : " senin ne hakkın var hastaları doktorsuz, evine ulaşmaya çalışanları şoförsüz , insanları hizmetsiz bırakmaya.. " Değerli okuyucular, bu tipik sağ terminolojinin işçi ve memurların hak aramaları karşısında kullandıkları kılasik bir metoddur. Yani işçi ve memuru halka şikayet eder, "bak görüyor musunuz sizi hizmetsiz bırakıyorlar" gibi..
Peki sormak gerekiyor hükümete; sizin ne hakkınız var Ankara'nın soğuğunda 50 gündür hak arayan bu insanlara yardım eli uzatmamaya?
Ve bundan sonra açlık gırevleri de başlayacak. Ankara'nın orta yerindeki o çadırlardan hak aramak uğruna aç kalarak ölümü seçen o şerefli insanlar teker teker ceset torbaları içinde çıkarılırken mi birt anlaşmaya varacaksınız sayın başbakan? Yani ölen kazanır mı ?
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından açıkça anlaşıldığına göre, hükümetin bundan sonra atacağı bir iyileştirme adımı yok. Hatta Başbakan’ın bir adım daha ileri giderek,”Şubat ayı sonuna kadar size müsaade, o zamandan sonra, yaptığınız eylemin yasal olmadığını göz önüne alarak, yasa neyi emrediyorsa onu yapacağız” dediğini de hatırlatalım. Bu sözler de açık, ay sonuna kadar cop ve gaz yok ama sonrasında mukadder...
Eğer bu ülkeye demokrasi adına birşeyler getirdiğini iddia eden AKP hükümeti bu iddiasında samimi ise o çadırda bulunan insanları jopla,biber gazıyla değil çiçeklerle uzlaşarak çıkartır. Aksi halde hiç kimseye maval okumaya çalışmasınlar demokrasi vs. getiriyoruz diye..
düşeyazanlar













