| 20 Şubat, 2010 |
Mustafa Kemal Paşa,Sivas Kongresi’ni yaparak bütün yurttaki milli mücadele çabalarını bir elde toplamaya çalışmaktadır.Fakat zaman çok zor ve tehlikeli şartlar içindedir.Kendi arkadaşlarını da birer ilden temsilci göstermek suretiyle, ancak 38 kadar delege sağlayabilmiştir.Fakat bu delegelerin içinde biri vardır ki en körpe çağındadır..Askeri tıp okulunun öğrencisi olan Hikmet Efendi, asker sivil bütün tıp öğrencileri adına İsmail Fazık Paşa ve İsmail Hamdi Bey ile birlikte İstanbul’un üçüncü delegesi olarak Sivas Kongresi’ne gelmiştir.
Bu davranışıyla yurt sevgisinin eşsiz örneğini veren bu genç öğrenci,aynı zamanda ulusal bağımsızlık konusunda da son derece idealist ve cesur idi.O kadar ki;Manda meselesinin görüşüldüğü Sivas Kongresi’nde bizzat Mustafa Kemal’e :

“Delegeleri bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdiler,mandayı kabul edemem.Manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddederim.Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı olarak değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz” demiştir.
Sonra Ne Olmuştur Bu Yurtsever Genç?
Bugüne kadar bilinmiyordu bu husus.Hikmet Efendi’nin askeri tıp okulundan arkadaşı olan eski mebuslardan Dr. Ahmet Selgil’in tarihçi Mahmut Goloğlu’na gönderdiği mektuptan öğreniyoruz ki;Sivas’tan dönen Hikmet Efendi yakın arkadaşı Yusuf Balkan ile birlikte tekrar Anadolu’ya geçip Ankara’ya gitmiş ve milli mücadele uğrunda hizmet için Mustafa Kemal’in emrine girmiştir.Bir yıl sonra İstanbul’a dönmüş ve tahsilini ikmal etmiştir.
Aradan yıllar geçer..Günlerden bir gün sofrasındaki dostları ile eski günleri anan Atatürk,Tıp öğrencisi Hikmet Efendi’yi hatırlar.Hemen bulunup mebus yapılmasını emreder.Fakat,Mahzar Müfit Bey üzüntü ile boynunu bükerek Hikmet Efendi’nin öldüğünü söyler.Çok üzülen Atatürk sofrayı dağıtır.
Oysa ki Hikmet Efendi sağdır ve Anadolu’nun bir köşesinde doktorluk yapmaktadır.Hiç bir zaman kendini Atatürk’e hatırlatmayı düşünmemiştir. Atatürk’ün ölümünden birkaç ay sonra da Mahzar Müfit Bey sokakta Hikmet Efendi’ye rastlar.Boynuna sarılır,yaptığı yanlışlığı anlatır,özür diler..
Yine aradan yıllar geçer.Bir gün de zamanın tek siyasi partisi tarafından aranır ve Balıkesir’den mebus adayı yapılmak istenir.Fakat şanssızlık burada da Hikmet Efendi’nin yakasını bırakmaz. “Balıkesir’in yabancısıdır,Giresunludur” propagandası ile bu imkanı da kaybeder.Oysa ki Hikmet Efendi Balıkesirlidir. Balıkesir’in Savaştepe Bucağı’ndandır. Savaştepe Bucağı’nın o günkü adı “Giresundur.”
Hayatı şanssızlıklarla örülü Hikmet Efendi biricik oğlunu milletimize yadigar bırakarak iki yıl sonra veremden ölür. Bizlere yadigar bıraktığı oğlu kim mi ? Günümüzün usta takdimci san’atkarı(sunucusu ve tiyatro sanatçısı) Orhan Boran…
Bu toprağın gelmiş geçmiş ve gelecek tüm Hikmet’lerine saygılarımızı sunuyoruz..
Yararlanılan Kaynaklar:
– Mahmut Goloğlu -3.Meşrutiyet –Başnur Matbaası 1970
–T.C Savaştepe Kaymakamlığı
Düşeyazanlar/İsmail Sürücüoğlu
CEZMİ ERSÖZ RÖPORTAJI
MUSTAFA KEMAL’İN YÜREKLİ ÇOCUĞUYLA RÖPORTAJ
ELİF ŞAFAK BATIYLA EVLENDİ
BAŞSAVCI ZİKRULLAH SÖZ VE MANAS DAVASI
BİR ŞAİR: TAŞKIN AŞANDiğer Haberler
En Çok Okunan Yazılar
Düşeyazanlar | Kültür Sanat ve Edebiyat Portalı | 2008-2010