Kuaza
       
GELİYORUM DİYEN BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ
GELİYORUM DİYEN   BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
6.042 Okunma

Uğruna savaşlar verilen, çağ açılıp çağ kapatılan şehir.. İstanbul..

Yeryüzünün  gelmiş geçmiş en büyük üç imparatorluğundan ikisine  başkentlik yapmış, dünyanın imrenerek baktığı  bir aşk şehri..

Ancak her güzelliğin, güzelliği oranında  yan etkileri de  oluyor. Sizi değişik duygulara alıp götüren bir gülün, dalındaki   dikenler gibi..

 

İstanbul  yeryüzünün en aktif  fay hatlarının  birinin üzerinde durması  sebebiyle tarih boyunca bir çok depreme  sahne oldu. Bizans’ın kurulmasından sonra İstanbul depremle ilk kez 342 yılında tanıştı.Ardından 16 Ağustos 542’deki  şiddetli deprem ile İstanbul adeta yerle bir oldu.Ayasofya’nın kubbesi çöktü..Yüzlerce ev yıkıldı..

Bir sonraki deprem ise 26 Ekim 740’ta yaşandı.. İstanbul yine yerle bir olmuştu.. 1 Mart 1202’de meydana  gelen deprem ise şiddeti kadar  imparatorun yatağının  deprem yüzünden  kırılmasıyla da  tarihteki yerini aldı. 1296 yılındaki büyük deprem ile  İstanbul’da taş üstünde  taş kalmadığını   yazıyor tarihi kaynaklar.. Ayrıca 1419 depremi sonrasında tsunami  oluştuğu da  dönemin tarihçilerinin notları arasında yer alıyor..

İstanbul’un  Türkler tarafından fethinin ardından  ilk en büyük deprem  10 Eylül 1509 tarihinde  yani Fatih’in oğlu 2.Beyazıt’ın hükümdarlığı sırasında meydana geldi. Osmanlı literatürüne “küçük kıyamet” olarak geçen bu depremin ardından  halkta ve  sarayda öyle bir korku oluştu  ki  padişah  Edirne’ye taşındı. İstanbul tarihindeki en yıkıcı  iki depremden biri olan bu depremde  dönemin İstanbul nüfusunun  yüzde 10’u deprem sırasında   hayatını  kaybetti. 109 cami tamamen yıkıldı.1070 ev hasar gördü.Ayasofya’nın  fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı.

Osmanlı hakimiyeti altındaki İstanbul’da 1509′dan sonra ikinci büyük deprem, 22 Mayıs 1766′da yaşandı. Kurban Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen deprem, bir perşembe günü, güneş doğduktan yarım saat sonra meydana geldi. Deprem sırasında korkunç gürültüler işitildi ve bu gürültüleri yaklaşık 2 dakika süren bir sarsıntı takip etti. Bundan sonra ise 4 dakika kadar süren düşük şiddetli deprem oldu. Bu depremin artçısı olan sarsıntılar 8 ay devam etti. Depremde yaklaşık 4 bin kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

İstanbul’u tarih boyunca etkileyen büyük depremlerden biri de 10 Temmuz 1894′te yaşandı. Kent, öğleden sonra 12.24′te şiddetli bir depremle sarsıldı. Deprem yaklaşık 18 saniye sürdü ve birbirini takip eden 3 dalga halinde etkisini hissettirdi. Depremin yarattığı korku nedeniyle halk günlerce evlerine girmedi, memurlar da işlerine gitmedi. 2. Abdülhamid, 11 Temmuzda bütün memurların iş yerlerine girmelerini emretti. Buna rağmen memurların binalara girmemesi üzerine bakanlık bahçelerine barakalar inşa edildi. Bu deprem sonrasında 2. Abdülhamid biri Yıldız Sarayı bahçesine diğeri İstanbul Rasathanesi’ne konulmak üzere son sistem 2 sismograf alınmasına karar verdi.
Sarsıntının niteliğini ve etkilediği alanları araştırmak üzere Atina Rasathanesi Müdürü Ejinitis, 2. Abdülhamid tarafından İstanbul’a davet edildi. Ejinitis, Marmara Denizi’nde yaptığı araştırmanın sonuçlarını Padişah’a sundu.

BU HABERİ NEDEN  YAPTIK ?

Evet İstanbul’un deprem tarihçesi kısaca böyle. Peki biz bu haberi neden yaptık ?  
Haberimizdeki  depremlerin tarih aralıklarına  dikkat ettiniz mi ? 
Gelin Marmara denizinde   yıllardan beri yaptığı   bilimsel araştırmaları  “Fay’a Seyahat” isimli bir kitapta toplayan   Prof.Dr .Naci Görür’e kulak verelim :

“Marmara Denizi Altındaki Faylarda Normalde 220 Yılda Biriken Enerji ve Stres Gölcük ve Düzce Depremleri ile 55 Saniyede Yüklenmiştir. Deprem Hızla Yaklaşıyor. 250 Yılda Bir Tekrarlanan Deprem Oluşma Süresi Dolmak Üzere. Maalesef Bizim Nesil Tam Bu Süreye Denk Geldi Bu Strese Bu Kabuk Fazla Dayanmaz”

ANKARA’ NIN SESSİZLİĞİ FAYLARIN SESSİZLİĞİNDEN DAHA ÇOK ÜRKÜTÜYOR

Uzun zamandır yer bilimleri alanında uluslararası uzmanlarla bilimsel çalışmalar yürüttüklerini, ancak şimdiye kadar Ankara’dan, Hükümet etkililerinden resmi ya da gayri resmi hiçbir bilgi talebinde bulunulmadığından yakınan Prof.Dr. Görür, “Deprem konusunda Ankara’nın ve bizi yönetenlerin bu sessizliği beni Marmara Denizi’nin altındaki fayların sessizliğinden çok daha fazla ürkütüyor” görüşünü dile getirdi.

2029′A KADAR DEPREM BEKLENİYOR

Naci Görür, “2029 yılına kadar Marmara’da büyük bir deprem olabilir. Bu durum bizim şahsi görüşümüz ya da hiçbir araştırmaya dayanmadan görüş açıklayan bazı meslektaşlarımızın yaptığı spekülasyon olmayıp, bizzat uluslar arası ekibin yürüttüğü bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu gerçektir” diye konuştu.

Gelişmiş ülkelerde hiçbir yıkıma ve can kaybına yol açmayan 5 büyüklüğündeki depremlerin bile Türkiye’de ciddi hasara ve ölümlere neden olduğunu savunan Görür, “O yüzden Marmara Depreminin büyüklüğü 6 mı 7 mi olur tartışmasına odaklanmak yerine Hükümetimiz bu ciddi tehlike karşısında yerel yönetimlerle birlikte çok ciddi bir çalışma içine girip gerekli çalışmaları hiç zaman kaybetmeden yapmalı. Hükümet derhal bu işe el atmalı. Sadece yerel yönetimlerin çabası ile bu risk ve tehdidin giderilmesi mümkün değildir” dedi.

Prof.Dr. Naci Görür, İstanbul’daki yapıların yüzde 60′ından fazlasının kaçak olduğuna dikkat çekerek, Hükümet ve yerel yönetimlerin öncülüğünde bankaların, mortgage ve sigorta şirketlerin oluşturacağı bir şemsiye altında kentsel dönüşüm planlarının depreme uygun yapılar üretecek şekilde geliştirilmesi gereğine işaret etti.

Bu haberi yapmamızdaki asıl amaç  çığlık  atarak  geliyorum diyen  İstanbul depremi konusunda devletin somut hiçbir adım atmamış olmasıdır.Bizler türbanla,balyozla uğraşaduralım  bugün yarın İstanbul yıkılıp ta yüz binler  can verince  yine günah keçisi Veli Göçer’ler aramaya koyuluruz.

Peki ne mi yapabilir devlet ? Mesela   yapabileceklerinden çok basit bir tanesini söyleyelim. Bakın tarihçi Doç.Dr Erhan Afyoncu ne diyor :

“ İstanbul’un tarihsel depremlerine  baktığımızda  büyük depremler arasındaki fark en fazla 200-220  yıl olarak ortaya çıkıyor. Deprem tarihlerine bakarsanız  bu çok açık bir şekilde  karşınıza çıkıyor.Hiç şaşmıyor.Ne yazık ki son deprem üzerinden de  200 yıl geçmiş bulunuyor.. Ve elimizde bu depremlerden sonraki mahkeme şeciye defterleri  mevcut. Bu defterlerde evleri yıkılan vatandaşların evlerinin  hasar derecesi,  hangi semtlerin  en çok yıkıldığı  vs.  tüm bilgiler açık bir şekilde ortada. Ve  bu defterlerden  on binlerce var. Devlet bu işe eğilse, ve tarihçilerden  ve jeologlardan oluşan bir ekip kursa, biz bu defterleri tarayıp bitirsek  İstanbul’da hangi semtlerin en fazla yıkıldığını ortaya çıkarabiliriz. Ve böylece o bölgelerde  önlemler  daha  acil uygulamaya  konulur.”

Evet büyük İstanbul depremi geliyorum diye çığlık atıyor.. Ve hükümetimiz  gerekli önlemleri  ivedilikle almak yerine “sesimi duyan var mı” diye cesetler içinden canlı aramaya  hazırlanıyor..

Düşeyazanlar

Yararlanılan kaynaklar : Prof. Dr. İlber Ortaylı, tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Yrd. Doç. Dr. Erhan Afyoncu’ya hazırlatılan “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” isimli eser

Anka

Anadolu Ajansı

Prof. Dr Naci Görür “Fay’a Seyahat”

Yorum Yapin “GELİYORUM DİYEN BÜYÜK İSTANBUL DEPREMİ”

  1. üzeyir diyor ki:

    deprem 2029 beklemiyecek. 2012 önce olacak. bukadar kısa zamanda ne yapabiliriz. Olası ist. depremi 10 üzeri olursa , tusunami olacak , adalar sular altında kalır. Neden OSMANLININ yer altındaki gaz sıkışmasını ve depremin şiddetini azaltan kuyuları tekrar açılsa.Yoksa ne yapacağız, 2 aydan az kaldı.

Yorum Yap

EDİTORÜN SEÇTİKLERİ Kategorisindeki Diger Haberler


EN SON YAZILAR