|
CEZMİ ERSÖZ RÖPORTAJI
İsmail Sürücüoğlu: İlkokul ‘4 ten beri kafanızda yazar olmak vardı sanırım.Ailenizin maddi durumu iyi değildi, Babanız emekli bir albay, ve ailenizden gelen bir Kemalizm kültürü mevcut. İlk sorum bu konu ile ilgili olacak,
“Kemalizme gönül bağlamış olan babamın ve o neslin kaybettiğini Özal dönemi ile anladım.Kemalizm duvara çarpmıştı.” Demişsiniz, Bu ne anlama geliyor?
ÖZALCI KÜLTÜR KARŞISINDA KABUĞUNA ÇEKİLEN KEMALİZM..
Cezmi Ersöz:Şimdi tabi babamın kuşağı,o kuşaklar Kemalizm ideolojisi ile yetiştiler.O kültür ile beslendiler,dünyaya oradan baktılar.İşte Cumhuriyet’in kuruluşu yeniden bir ülke inşa etmek ve reformları yapmak ve savunmak gibi önemli meseleler söz konusu idi.Orada ayırt edici özellik şu: “Kemalizm ile yetişmiş kuşaklar fedakar kuşaklardı.Yani ülkesini seven onun için çaba harcayan ve bunu görev bilen bir kuşaktı.Mefkureci diyorlar hatta bunlara.Kendi çıkarlarından önce ülkenin çıkarlarını düşünmek..Temel mesele bu idi.Gönüllü olarak Anadolu’da öğretmenlik doktorluk vs yapan insanlardı bunlar.” İsmail Sürücüoğlu: Toplumculuk ön plandaydı galiba bireyciliğe nazaran. Cezmi Ersöz: Evet tabii ki. Bireyci olmak ayıplanırdı zaten.Zengin olmayı öven insanlar küçümsenirdi.Büyük gelir dağılımı uçurumu yoktu o zamanlar Türkiye’de. İsmail Sürücüoğlu: Herkes fakirdi. Cezmi Ersöz: Ee Yani tabi ki. Ama az çok zenginler de yok değildi.İnsanlar daha sade yaşıyorlardı.Bir lokma bir hırka anlayışı egemendi.Tüketim ekonomisi benimsenmemişti.Çok fazla para tüketmek ayıplanırdı ,gösteriş budalalığı olarak görülürdü.Örneğin o zamanki Türk filmlerinde zenginler, patronlar aşağılanır buna karşın yoksul insanlar yüceltilirdi filmlerimizde.E tabi uzun yıllar böyle yaşandı.Mesela bizim üniversite yıllarımızda arabayla okula gelmek ayıptı! ağabeyimizin paltosu kısaltılır bize verilirdi,çoraplar örülürdü,eski eşyalar atılmazdı komşuya verilirdi.Özal’la beraber yani 12 Mart faşist darbesiyle beraber işçi sınıfının o zamana kadarki kazanımları gasp edildi.Grev hakkı,toplu sözleşme hakkı ellerinden alındı. İsmail Sürücüoğlu:Faşist darbe sözüne takıldım ben Cezmi Abi.Darbenin faşist olmayanı olur mu ? Yani 60 darbesi kazanımları hariç darbe değil midir?Demokrasiye çomak değil midir? Cezmi Ersöz: Yani tabi darbe darbedir,ben öfkemden öyle söylüyorum.17 yaşındaki çocukları asan bir yapı bu.Kürtlere karşı da ciddi bir asimülasyon uygulamıştır ve kıyım yapmıştır 12 Eylül alçakları! Dolayısıyla 27 Mayıs’ta bu kadar yaygın bir terör yoktu ama tabi ki darbe darbedir hepsine karşıyız.27 Mayıs’ta ve 12 Mart’ta birçok idam var ama 12 Eylül’de onlarca idam,işkence vs.. İşçiler kıskaca alındı kıpırdayamaz duruma getirildi ve sol güçler yok edildi.Yani işverenlere ve patronlara yol açılmıştır 12 Eylül darbesinin ardından.Bugün o darbe anayasasını değişip değişmeyeceğini konuşuyoruz işte.
REFERANDUM’DA OYUM “EVET” OLACAK GİBİ..! İsmail Sürücüoğlu: Yeri gelmişken,referandumda oyun evet mi hayır mı olacak Cezmi Abi? Cezmi Ersöz: Henüz kararsızım ama büyük ihtimalle evet diyeceğim.Yetmez ama evet..Çünkü “evet” kazanırsa toplumda büyük bir başkaldırı ve hak arama refleksi doğacağına inanıyorum.Moral olur.Yani bu değişikliği boykot edenler de var,onları da anlıyorum.Bu değişiklik bir göz boyamadır,sinsi bir plandır diyenler de var.Ama “hayır” demek de doğru değil.Boykot edenleri de anlıyorum.Ben daha son güne kadar boykot mu etsem yoksa evet mi desem konusunda düşünüyorum. Özal ile beraber işte o Kemalist anlayış, o toplumcu anlayıştan oluşan kabuk kırılmaya başlamış ve toplumun dokusu değişmeye başlamıştır. İsmail Sürücüoğlu: 24 Ocak kararlarından sonra değil mi abi? Cezmi Ersöz: Evet tabi iki. İşte uluslararası tekeller ülkeye girmeye başlamış ve tüketim kültürü adım adım topluma benimsetilmiş.Yarışmacılık,bireycilik,rekabet hat safhaya çıkmıştır.90’lı yıllar Türkiye’nin en karanlık yıllarıdır.Bireyciliğin,yozluğun tavan yaptığı bir dönem bu.Aynı zamanda bir iç savaşın başlangıcıdır 90’lı yıllar. İsmail Sürücüoğlu: İç savaş derken? Kemalistler ile liberaller arasında mı ?
PKK’YI ORTAYA ÇIKARAN DİYARBAKIR CEZAEVİ’DİR!
Cezmi Ersöz: Şimdi,hımm,tabi Pkk’ nın ortaya çıkmasıyla beraber 84’ten itibaren (ki Pkk’nın çıkış sebebi Diyarbakır cezaevidir) Kürt halkına yapılan baskılar,köylerin yakılması,boşaltılması,gıda amborgaları,infazlar ve aydınların öldürülmesi bu yıllarda gerçekleşti.Eşref Bitlis,Bahtiyar Aydın suikastleri vs..İşte burada Ergenekon’u görüyoruz,Susurluk’u görüyoruz..Bu kirli savaş ile özel kanalların yaydığı tüketimci anlayış atbaşı gitmeye başladı.Uğur Mumcu öldürüldü vs. Dolayısıyla geçmişten getirdikleri o ideolojik mirasla yaşamış insanlar Özal döneminde tavan yapan o yoz bireyci anlayışı ve bunu benimsendiği görünce büyük üzüntüye kapılarak kabuklarına çekilmişlerdir.Ben burada Kemalizm yanlıştı filan demiyorum, sadece o ahlaka sahip insanların Özalcı zihniyetle beraber kabuklarına çekilmelerinden söz ediyorum. Özal’ın yaptığı iyi şeyler de vardır ama ben olaya kültür açısından bakıyorum.İşte o günlerden bugünlere geldik.”Dibin dibi yoktur!” daha kötü olmamalıyız, bugünleri bile ararız yoksa.. İsmail Sürücüoğlu:İlk gençlik yıllarınızda pazarcılık yapıp havlu sattığınız doğru mu?_ oralardan buralara gelmeniz nasıl oldu? Cezmi Ersöz: Doğru.Ben liseyi bitirdikten sonra ailemden para almamaya başladım.Harcamalarımı kendi kazancımla yaptım.Muhasebecilik yaptım,pazarcılık yaptım.Domates,havlu,salça sattım.Bunlarla kitap aldım,giysi aldım,eve katkıda bulundum.
BEN TUNA KİREMİTÇİ GİBİ BOYUN EĞMEDİM !
İsmail Sürücüoğlu: Cezmi Ersöz gibi Nihat Genç gibi isimler bu kadar okunmalarına rağmen basın tarafından gündeme getirilmiyorlar. Bunu neye bağlıyorsun? Cezmi Ersöz: Doğruları söyleyen insanlar pek benimsenmiyor.O birtakım güçlere boyun eğeceksiniz,ses etmeyeceksiniz o zaman sizi yükseltirler.Tuna Kiremitçi mesela! Çünkü onlar sisteme dair bir şey söylemiyorlar.Onlar sistemi savunan insanlar.Edebiyatçının duruşu olmalı,gerçekleri savunmalı.Gerektiğinde başını derde sokmalı.O yüzden de duruşu olan insanları pek öne çıkarmazlar.Derler ki mesela siyasete bulaşma, burnunu sokma seni zirve yapalım derler.Mesela Tuna Kiremitçi’nin Kürt meselesine dair tek bir cümlesi var mıdır? Yoktur. Olur mu, bir yazar bir aydın Türkiye’nin en can yakan yarası hakkında bir cümle etmez mi yahu,tek bir cümle! Sistemin size yaptığı teklife evet derseniz sizi maymuna çevirirler,ancak verdiğiniz sözden dönerseniz de sizi çok kötü yaparlar..Bize öyle bir şey yapamazlar.Biz tırnaklarımızla kazıya kazıya buraya geldik.Daha iyi oluyor aslında.Bizim okurumuz çok fazla ekranlarda göründüğümüz zaman rahatsız olur.Dolayısıyla çok kaliteli edebiyat dergilerinde filan görünmekte yarar var ama medya maymunu da olmayız. İsmail Sürücüoğlu: Edebiyatımızda sizin sözünü ettiğiniz “beyaz türk lobisi”nin şu anki etkinliği ne durumdadır? Bu konuyu biraz açar mısınız, kimlerdir bunlar?
Cezmi Ersöz: Bu soruyu geçelim, yanlış anlaşılıyor.Var tabi olmaz mı ama geçelim bunu.Beyaz Kürt lobisi bile var..
DEVRİMCİ SEVİŞİR ! İsmail Sürücüoğlu: Peki, Bazı eleştirmenler “Cezmi Ersöz’ ün farkı eserlerindeki hakim melankolinin anlatılış tarzıdır” diyorlar. Cezmi Ersöz’ün yazarlık sürecinde ilerleyen yıllarda melankolinin azaldığını ve başka bir tarzın egemen olduğunu görür müyüz? Bu mümkündür? Cezmi Ersöz:Olabilir,olabilir.Edebiyatçı kendini yenilemelidir.Farklı uslüplar denemelidir.Melankoli tabii ki ağırdır bende.Ama mizahi öykülerim de vardır.Yaşanmış gerçek öykülerdir bunlar. Orda da mizah vardır mesela. O mizah yanımı es geçiyorlar.Gelsinler bakalım benim söyleşilerime de görsünler,millet gülmekten altına işiyor! Dolayısıyla ben gülmeyi,mizahı çok severim.Gülmeyen insanlarla,asık suratlılarla arkadaşlık kurmam.Devrimci gülecek,espri yapacak,mahkeme duvarı gibi durmayacak.gülümseyecek..Bak Che Guevera’ya..Bembeyaz dişlerini görürüz hep,hep gülüyor çünkü..Devrimci gülümsemeli,devrimci temiz giyinmeli,(bizim devrimciler neydi,pasaklıydı yıkanmazlardı,ayıp şey bunlar) ,devrimci dans etmeli, sevişmeli bol bol..Devrimci sevişir!
GENÇ YAZARLARIN İŞİ ÇOK ZOR!
İsmail Sürücüoğlu: Günümüz dünyasında genç bir Türk yazarının sahip olması gereken en önemli şeyler nelerdir? Sizce bu kurtlar sofrasında şansı var mıdır?
Cezmi Ersöz:Şansını zorlayacak, kolay değil,hiç kolay değil.Giderek zorlaşıyor.Bak bizim zamanımızda daha kolaydı ama artık çok fazla yayınevi var, yayıncılığa para girdi,tröstleşti yayıncılık,rekabet söz konusu.Dolayısıyla artık reklama dayalı kitaplar.Bütçe ayırmak lazım.Günde 24 kitap çıkıyor. Bu 24 kitap arasından sıyrılacaksınız.Pasta büyüyor.Rekabet artıyor. Dolayısıyla , En önemli şey sabırlı olacak.Kapıdan kovulsa bacadan girecek,yılmayacak.Genç kuşaklarda gördüğüm bir yılgınlık var.Hemen hayal kırıklığına kapılıyorlar. Yılmayacaksınız,bak ben 30 yıldır bu işin içindeyim. Yazarlık olmadı oyuncu olayım,olmadı müzik yapayım böyle bir şey yok,bir şey de sonuna kadar gitmek lazım. Cidden yeni nesil yazarların fırlama yapması çok zor.. TOPLUMCU EDEBİYAT ER YA DA GEÇ YÜKSELİŞE GEÇECEKTİR!
İsmail Sürücüoğlu: Toplumcu edebiyatın günümüzde geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz? Beyaz türk lobisinin dediği gibi toplumcu gerçekçilik bitmiş midir?
Cezmi Ersöz: Toplumcu edebiyat bitmez. İsmail Sürücüoğlu: Yani mesela adını tüm dünyanın bildiği yazarımız bile hırsızlık (intihal) yapıyor ama eleştirmenler “postmodern edebiyatta bunlar olur” diyorlar. Bu nasıl bir iştir? Biz de hırsızlık yaparsak adımız duyulur mu edebiyat dünyasında? Cezmi Ersöz: Haklısın İsmail.Ordan metin almış,ordan almış.Mesela adamın biri benim eserlerimden metin çalmış.Ahmet Karcılar diye biri. Bari bir iki cümle al kardeşim.Zamanında hepimiz bir iki cümle araklamışızdır büyük edebiyatçılardan ama bunlar yüzsüzlük yapıyorlar.Koca metni aynen alıp kitabına koymuş.Ulan bahçeye giriyorsun elmayı çal ama ağacı bırak yerinde.. Bu Ahmet Karcılar isimli şahıs bu hırsızlığın ortaya çıkması üzerine “benim eserimde daha birçok yazardan alınan bölümler var,hadi bakalım onları bulacak mısınız” diye açıklama yaptı. Adama bak ya..Yavuz hırsız.. Ben bari bu olayla benim kitabın reklamı olmuş olur satar dedim.Ama benim kitapta tık yok,adamın kitabı 2 baskı fazla yaptı benden..İşte Özal dönemi..Hırsıza rağbet arttı..! Toplumcu edebiyat konusuna dönersek toplumcu anlayış yeniden egemen olacaktır.Şu an çok zor çünkü anlayış bu yönde değil ama ileride yine egemen olacaktır.Mesela şu an bir maden ocağı işçisinin çektiği çileleri anlatan bir roman yazsanız kimse okumaz,madenciler bile okumaz..! İsmail Sürücüoğlu: Günümüzde şiir yarışmalarına, edebiyat yarışmalarına nasıl bakıyorsunuz? Sizce bu yarışmaların günümüzdeki işlevi ve amacı nedir? Yani sizin eserlerinize 3-4 edebiyatçı değer biçebilir mi? Eserin gerçek değerini halk belirlemez mi? Cezmi Ersöz:Tabi ki halk belirler.Ben şahsen yarışmalara girmiyorum,girmem de.Prensip meselesi bu.Ama giriyorsanız bu adaletsizliğe katlanacaksınız. İsmail Sürücüoğlu: Peki tanınma serüveniniz nasıl oldu Cezmi Abi? Birden mi patlama yaptınız? Cezmi Ersöz :Bir süreç tabii ki bu.85’te başladım. 90’larda Güneş Gazetesi’ne geçtim.Sonra bir Aktüel Dergisi maceram oldu.sonra Leman’a başladım.93-94 filan çok dolu geçti.Ben 95 yılında zirveye çıktım.En çok kitap imzalayan yazardım 95 yılından itibaren.Bir iki yıl içerisinde patladım yani.Leman’da oldu her şey.
DÜNYA EDEBİYATI SUSKUN !
İsmail Sürücüoğlu: Sartre’ın bir sözü vardır : ”yazar,kaybetmeyi seçen insan demektir”. Sizde de biraz bu görüş hakim sanırım ? Cezmi Ersöz: Tabi ki ,ben bundan gizli bir haz alırım.O zaman kendimle daha iyi anlaşırım.Çok göz önünde olmak bizim gibi yazarlara iyi gelmez,özeleştiri yeteneğimizi elimizden alır.O yüzden yitirmek ve böyle yaşamak daha iyidir.Muhalifliği sürdürmek..Çünkü siz çok okunmak adına orta kalite bir seviyeye yaslanırsanız romanın kalitesini düşürüsünüz.Nitelikten çok nicelik önemseniyor günümüzde.Adamın kitabı 50 baskı yapıyor ama kitap bomboş! Ernest Hemingway gibi kendini bir şey sanarak dolaşıyor ortalıkta.. Kitap ve edebiyat kalitesi oldukça düştü..Vampir romanları okunuyor şu anda.. İsmail Sürücüoğlu: Harry Potter vs.. Cezmi Ersöz: Evet evet,”Yüzüklerin Efendisi” filan.Seviye çok aşağılarda. Ben İngiltere’ye gittim yakın zamanda, “Çöl Ayısı” kitabı bestseller idi..Dünya edebiyatı ne yazık ki bu halde.. İsmail Sürücüoğlu: Doğu edebiyatı ne durumda abi?Bir kıpırdanma var mı? Cezmi Ersöz: Var var, Güney Kore edebiyatı atağa geçti,Kuzey Afrika edebiyatı kıpırdıyor.Ve tabii ki İran edebiyatı atak içinde..
HİÇBİR HALK İNTİHAR ETMEZ ! İsmail Sürücüoğlu:Son soru olarak Türkiye’nin şu anki siyasi durumu hakkında neler söyleyeceksiniz? Cezmi Ersöz: Türkiye müthiş bir savrulma yaşıyor.Bu virajı alırsa önümüzde güzel günler var.Seksen yıllık tabular,vesayet rejimi,ordu-yargı elitizmi sarsılıyor.
İsmail Sürücüoğlu: Sarsanlar samimi mi acaba abi? Cezmi Ersöz: Halk sarsıyor,halk sarsıyor.Verdiği oylarla sarsıyor.İnsanlar askeri darbelerden nefret ediyorlar.İkide bir bir komutanın çıkıp “sabrımızı taşırmayn” demesinden rahatsız oluyor insanlar.İnsanlar ekmeğini kazanmak istiyor,serbestçe fikirlerini söylemek,örgütlenmek istiyor.Dolayısıyla yıllarca cendereye alınmış bir toplum özellik 82 anayasasıyla deli gömleği giydirilmiş bir toplum bu deli gömleğini yırtmak istiyor,ergenekondan kurtulmak istiyor,susurluktan kurtulmak istiyor.Bu kirli savaşı bitmesini istiyor.Bu savaşın bitmesini istemeyen hem Kürt hem Türk insanlar var.Ama bitirmek istemiyorlar.Bu bürokratik despotizm varlığını sürdürmek için bu savaşı sürdürmek istiyor.Ama bu böyle gitmez..Hiçbir halk intihar etmez..! Sonuçta sağduyu galip gelecektir.Öncelikle ve acilen silahların susması gerekiyor.Oturup masaya demokratik ve tc nasıl kurulur,eşit haklar nasıl verilir konuşulması gerekiyor.Kimsenin bu ülkenin esas sahibi olmadığının,bu ülkede doğan herkesin eşit haklara sahip olabildiği,ana diliyle eğitimini yapabildiği,kimsenin kimseye dili ve etnik kimliği yüzünden aşağılamadığı bir Türkiye’yi kurmanın derdinde olmalıyız.Bu büyük bir değişim sancısı. Özgür,çoğul ve çok kimlikli bir Türkiye doğuyor..Ben ayrılmaktan çok rahatsızım.Yani birlikte yaşamanın yolları varken bu ayrılıkçılık,ayrımcılık bizi felakete sürükler.Türkiye’de müthiş bir entegrasyon yaşanmış Türk ve Kürt halkları arasında.Bunu koparamazsınız.Müthiş bir kıyamet kopar ve ben şunu söyleyim “milyonlarca insan ölür!” Oluk oluk kan akar eğer böyle bir şey olursa.. İsmail Sürücüoğlu: Bosna’ya benzeriz değil mi abi? Cezmi Ersöz: Kesinlikle..Bosna’yı geçeriz.Bosna solda sıfır kalır.Ben Türk milliyetçiliğini de biliyorum Kürt milliyetçiliğini de biliyorum.Önünü alamazsınız. Şu an da Pkk ve Ergenekon bu büyük riski göze almış durumdalar.İç savaş kartına oynuyorlar..Ne acı..! Reşadiye baskınından tutun da diğer saldırılar vs. bütün bunlar iç savaşın tetiklenmesi için yapılmış eylemlerdir.Bunları atlatıp olaya güvenlik politikasından değil de olaya sosyal olarak bakarsak virajı kolay geçeriz.Yok eğer olayı salt güvenlik boyutuyla(özel birlik vs) görmeye devam edersek bunun sonunu kimse alamaz. Barış Arseven: Peki hocam ya olumsuz olursa ya uçuruma yuvarlanırsa? Cezmi Ersöz: O zaman düşünmek dahi istemiyorum. Barış Arseven: 8 yılın sonunda yapılan işler bunlar.Yıkılmak istenen oligarşinin yerine yeni bir oligarşi gelirse ne yapıcağız peki? Cezmi Ersöz: Ona karşı da mücadele veririz.Her türlü oligarşiye tepki koymalı insanlar. Barış Arseven: Bu anayasa değişikliği neden 8 yılın ardından yapılıyor, bunda ki niyet biraz da kendilerini kurtarmak olabilir mi? Bu ne perhiz bu ne turşu diyeceğimiz durumlarla karşı karşıyayız.
AKP KENDİ AYAĞINA KURŞUN SIKTI !
İsmail Sürücüoğlu: Samimi gelmiyor Akp. Cezmi Ersöz: O da olabilir ama, işte bu Akp’nin yapısından kaynaklanıyor.Akp duruşu olan bir parti değil.Kendi varlığını korumak adına şekil değiştiren,duruma göre pozisyon ve görüş alan bir parti.Pragmatik bir parti.Sistemle mücadele ederken zaman zaman sistemle uyuşuyor ,zaman zaman tırsıyor,kendi milliyetçi tabanından çekiniyor.Dolayısıyla pragmatik,korkan,bir söylediği diğeriyle uyuşmayan bir parti. Açılım konusunda güvenilirliği kalmadı.Kürt ve Türk halkının güvenini kaybetti. “Kendi ayağına kurşun sıktı Akp..!” Dolayısıyla, demokratik güçler, sol Kemalistler,devrimci güçler,sendikalar vs her daim uyanık olmalı Akp karşısında.. O yüzden birleşik bir muhalefete ihtiyacımız var.. Türkiye bu kritik virajı ya dönecek ya şaranpole yuvarlanacak.Ama ben biraz daha iyimser taraftayım.Çünkü “Hiçbir Halk Kolay Kolay İntihar Etmez!”
İsmail Sürücüoğlu: Bu güzel spot cümle ile röportajı bitirelim.. Düşeyazanlara vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Cezmi Ersöz: Ben teşekkür ederim çocuklar,keyif aldım.. DÜŞEYAZANLAR İsmail Sürücüoğlu Barış Arseven Miray Akdemir 02/08/2010 |
|
Düşeyazanlar yapmış olduğu röportajlarla mütevazi fakat sabırlı bir biçimde yoluna devam ediyor, tebrikler..