- SPONSOR REKLAMLAR -
Giriş
Çanakkale Savaşları sadece kazandığımız bir savaş olarak değil, mazlum bir ülkenin düvel-i muazzamaya karşı istediği takdirde nasıl teslim olmayacağını göstermesi bakımından da tarih açısından önemlidir.Türk halkının doğulu bir halk olması sebebiyle sahip olduğu “ölebilme yetisi” ile Mustafa Kemal gibi genç ve akıllı komutanların dirayeti birleşince olmaz denilen olmuş ve Çanakkale Savaşları tarihimize altın harfler ile kazınmıştır.
HURÂFELER
1.Bulut İçinde Kaybolan Düşman Taburu ve Sarıklı İlahi Askerler
Gelibolu Muharebelerinde uydurulan pek çok hurafe vardır.Bunlardan biri de İngiliz Taburunun beyaz bir bulut içinde kaybolduğudur.İçimizdeki cahil insanların uydurup temiz kalpli insanlarımızın inanmalarına yol açan bu hurafede kaybolan tabur İngiliz Norfolk Taburudur.Bu olay hakkında roman yazılması, rehberlerin bunu turistlere anlatması içler acısı halimizi göstermesi bakımından önemlidir.Edebiyatçıların bunu kullanması bağışlanabilir ancak tarih yazıcılarının ( birtakım dini kesimin maaşlı tarihçilerini kastediyorum) bu hurafeye sarılmalarını bağışlayamayız. Bulut olayına yazımızın konusu olmadığı için fazla girmek istemiyorum ancak konuyu kısaca özetlemek gerekirse, General Hamilton’un sorumlu olduğu tabur –ki kralın en seçkin adamlarından ve arkadaşlarından oluşan bir taburdur- yanlış sevk ve idare sonucu Türk tugayının içine düşmüş ve yok edilmişlerdir.Kraldan korkusu sebebiyle hatasını gizleyen Hamilton ise krala bu olayı mit şeklinde anlatmıştır.Konu ile ilgili İngiliz tarihçiler Steel ve Hart, ayrıca çavuş Tom Williamson,Yarbay Bursalı Mehmet Nihat ve bilahare olayın aktörlerinin yazı ve anılarından doğrular açıkça öğrenilebilir.
2. Tıbbiye Fakültesi’nin Savaş Sebebiyle Mezun Vermediği Doğru Mudur?
Bir başka hurafe de Tıp Fakültesi öğrencilerinin tamamının savaşta şehit olması sebebiyle fakültenin o yıl mezun vermeyişidir.Oysa Dr.Fatma Özlen’in araştırmaları hem askeri hem de sivil tıbbiyenin 1921 yılında mezun verdiğini ortaya çıkarmıştır.Mezun verilmeyen yıl 1921 değil 1915’tir.Bunun da sebebi öğrencilerin şehit olması değildir.1914’te tatil dönemi olan Ağustos ayında silah altına alınan Tıbbiye öğrencileri savaşın uzaması yüzünden çeşitli cephelere verilmiştir.Bu sebeple 1 yıl kaybetmişlerdir ve 1915 yılında mezun verilmemiştir evet ancak bunun sebebi öğrencilerin şehit olması değil hepsinin askerde olmasıdır.1 yıl gecikmeli de olsa 1916’da bahsi geçen sınıf mezunlarını verebilmiştir.
3. Çanakkale’deki Gerçek Şehit Sayımız Nedir?
Çanakkale Savaşları’nın yemek mönüsü konusundaki yanlış bilgilere değinmeden önce bir hatayı daha düzeltmek isterim.Milletçe yuvarlamayı çok severiz.Bir de abartarak –haddinden fazla abartarak- yuvarlarız.Çanakkale Savaşları’ndaki şehit sayımızın 250 bin olduğu yıllardır herkesin dilinde peleseng olmuştur.Oysa bu gerçekten böyle midir?Tarih belgelerle yazılır. Zahmet edip arşiv araştırsaydı birtakım kesimler gerçeği çok basit bir şekilde görebileceklerdi.Konu ile ilgili en iyi korunan ve en bilimsel arşiv olan Genelkurmay’ın ATASE arşivlerine göre savaşa Türk tarafından 310 bin, İngiliz tarafından 411 bin,Fransız tarafından ise 79 bin asker katılmıştır.Türk tarafının toplam şehit sayısı 57.263’tür. Peki 250 bin şehit sayısı nereden çıktı? Bunun sebebi de yaralı,kaçak,hasta,esir,gazi askerlerin sayılarının da şehit sayılarına dahil edilmesidir.Arşivler açıktır,zahmet edebilirseniz gidip görebilirsiniz.Konu ile ilgili Şevket Süreyya Aydemir “Enver Paşa” isimli eserinin 3.cildinde çok aydınlatıcı bilgiler veriyor :
“Kayıplar bilançosu iki taraf için de ağırdı.Osmanlı cephesinin kayıpları üzerinde rakamlar hala birbirine uymaz.Ama biz aşağıdaki rakamları,bunları verenin(İstihbarat şubesi sorumlusu Deniz Kurmayı Hüsamettin Bey’in 1917’de yayınlanan Çanakkale Tahliyesi adlı eserinden alınmıştır.) Birinci Dünya Harbi’nde Enver Paşa’nın Umumi Karargahı’nda çalışmış olması dolayısıyla hakikate en yakın olarak kabul edebiliriz.Şehit:55.177 – Yaralı:100.177 – Muhtelif hastalıklardan ölen:21.498 – Kayıp:10.067 – toplam : 186.919 ediyor. Harp esnasında bu cepheden geriye sevk edilen hasta ve yaralıların sayısı da 64.4400 olarak alınınca umumi yekun 251.359 olur.”
Konu net ve açıktır.Sayıları şişirmeye gerek yoktur.57 bin şehit çok mu az ki sayıyı şişiriyorsunuz?
4. Çanakkale Savaşı’nda Türk Askerinin Yemek Listeleri
Son dönemde internette,ondan önce de elden ele dolaşan, yakın zamanda da Çocuklar Duymasın isimli tv dizisinde okunan Çanakkale Savaşı’ndaki askerimizin yemek listesi ne derece doğrudur.Önce şunu belirtmeliyiz ki kesin olan tek şey o listenin yanlış olduğudur.Çünkü hiçbir arşiv kaydında ya da belgede böyle bir liste yoktur.Bizler konuyu savaşan askerlerin ve komutanların anı ve günlüklerine başvurarak anlamaya çalışacağız.
Türk resmi kaynaklarından “Tayinat ve Yem Kanunu’na” göre savaşta her askere günlük 600 gram un,250 gram et ya da 125 gram kavurma,pastırma sucuk vb, 86 gram pirinç,10 gram yağ,20 gram soğan ve tuz verilmesi emrolunmuştur.Ancak bazı çetin günlerde bunlar sekteye uğruyor,günlük 250 gram verilmesi gereken et önce 62 grama sonra da 31 grama kadar düşürülmüştür.
Savaş döneminde bu kanunun ne kadarının uygulanıp ne kadarının uygulanmadığını bilemiyoruz. Başvuracağımız ilk anı-günlük kahramanca çarpışan askerlerimizden biri olan Mehmet Fasihi Bey’e ait “Kanlısırt Günlüğü” :
“ 19.10.1915… Fena halde acıktım.Çünkü sabahleyin çay içmemiştik.Yemek geldi.Kemali iştahıyla dört arkadaş yemek yedik.Tabur komutanının yanına giderek bayramlaştık.Bugün bayram ancak bombalar yağıyor.
Saat 17.00.. Yemek için aşağıya indik.Güzelce,arkadaşlar ile yemek yedik.Mektuplarımı göndermek için yukarıya çıktım.”
“ 21.10.1915… Saat 12.00’de yemek için kaldırıldım. Ben de nargilemi getirtmiştim.
Saat 17.30.. Akşam yemeği geldi.Hep beraber toplanarak yedik.Tek tük piyade atışı var.Suriye’den alaya bir gurup gazeteci gelmiş ve subaya Şam baklavası göndermişler.Askerlere ikram ettiler,birer dilim yedik.
Saat 18.20.. Yerime geldim.Bir kahve ve pipo içtim.”
“ 22.10.1915.. Ateş geldi,yataktan kalktım.Bir kahve ve pipo içtim..Bölük karavana yemiş.Güzel bir konserve çorbası içtim.”
Örneklerimize devam ediyoruz.Siperlerde mutfak teşkilatı kurulmuş,sıcak yemek dağıtılıyormuş.Akşam yemekleri de saat 17.00’de dağıtılıyormuş.Gecenin hangi saati olursa olsun çay kahve pişirilebiliyor.
“ 26.10.1915… Saat 12.00.. Yemek yedik.Güzel bir imambayıldı.. Bir nargile,bir kahve ile keyif yaptım.
Saat 17.30..Akşam yemeği geldi.Bir nargile ve kahve ile yemeğin üstünü güzel tamamladık.”
“ 2.11.1915… Saat 18.30.. Biraz sucuk kızartıp yedim..”
“ 25.11.1915.. Yemeği yedik..Tam beş türlü yemek.. Saat 14.30.. Kapalıçarşı’ya geldim.Gezdim.Yeni açılan yolu gördüm.İçine patlamamış bir bomba düşmüş.Portakal aldım.”
-Mehmet Fasihi Bey’in Kapalıçarşı dediği yer siperlerin içinde kurulan ve içinde yiyecekten giyeceğe bir çok şeyin bulunduğu siper çarşısıdır.-
“ 26.11.1915… Saat 17.30..Oturup yemek istediysem de canım istemiyor.Sucuk ve bulgur pilavından birkaç kaşık aldım.”
Mehmet Fasihi Bey’in anılarından örnekleri çoğaltabiliriz.Pırasadan kavurmaya kadar pek çok örnek ile dolu. Ancak en düşük rütbeli erlerin de bu yemekleri yedikleri konusunda elimizde kesin bilgiler mevcut değildir.
Yemek konusunda Cemil Conk’un hatıraları,Ali Canip Yöntem’in anıları ve General Naili Gökberk’in anıları yukarıdaki Mehmet Fasihi’nin dediklerini doğruluyor.Hepsini buraya alarak okuyucuyu sıkmak istemedim.
Konuyla ilgili birbirine zıt anılar da mevcuttur.Bunlardan biri cephedeki düzensiz beslenmeden şikayet eden 3 Ağustos 1915 tarihli Mirliva Vehip Paşa tarafından Genel Levazım Dairesi’ne gönderilen telgraftır :
“ Et yasal ölçüsünün dörtte biri olan 60 gram üzerinden hesaplanarak haftada ancak iki kez veriliyordu ki, günlük 16 gram düşer.Ekmek,yarısı un ve diğer yarısı toz haline dönüşmüş peksimet kırıntılarından olmak üzere verilebiliyordu.Ambarlar bomboştur.Birçok birlik,demirbaş erzakını yemiştir.Yazılı olarak bulunduğu emredilen erzak, hüsnüniyetten ibarettir.Yedirip içirme bu biçimde giderse , güçsüz kalma erlerin niceliğiyle beraber moralini de kemirecektir.Ne yazık ki erlerde görülen hastalıkların kökeninin gıdasızlığın oluşturduğunu bildirmek zorunda ve Başkomutanlığımızca durumun,gereğine göre yoluna konulacağı kanısındayım. “
Görüldüğü gibi konu kesin değildir.Ancak kesin bir şey var ki o da ortada dolaşan yemek listesinin gerçekle hiçbir ilişkisinin bulunmadığıdır.
Tahmin edebiliyorum ki bu yazıyı okuduktan sonra pek çok arkadaş beni acımasızca eleştirecek hatta daha da ileriye gideceklerdir.Benim Türk askerinin çektiği zorlukları küçük göstermeye çalıştığımı öne süreceklerdir.Beni tanıyan ya da tanımayanlar geçmişimizle ne denli gurur duyduğumu ve bunu her pılatformda yücelttiğimi yazılarımdan öğrenebilirler..Bu kadar şanlı bir geçmişe sahip olan bir milletin geçmişi hakkında bazı konuları saptırıp yalan söylen tarihçilere ve cahillere rağmen soylu tarihi hala dimdik orada durmaktadır.Koca Seyyid’ler,Yahya Çavuşlar ve orada can veren binlerce Mehmetçik bizim ve bu toprakların namusudur.
Ben tarih ve şehitlerimin huzurunda her türlü hesabı vermeye hazırım. Ancak yarın tarih ve şehitlerin huzuruna çıktıklarında Çanakkale’de en fazla şehidin verildiği yer olan Bombasırtı’nda şehitlerin yattığı yere ve siperlere otopark yapılmasına göz yumanlar nasıl hesap verecekler , bunu nasıl açıklayacaklardır ? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum !
* Erol Mütercimler – Gelibolu- Alfa Yayınevi 4.baskı 2005 –
* Mehmet Fasihi Bey – Kanlısırt Günlüğü 3.baskı nisan 1999-
* General Şükrü Naili Gökberk – Yakın Tarihimiz cilt 1 , sf 76 –
* Ali Canip Yöntem – Yakın Tarihimiz, cilt 1 sf 5-
* Genelkurmay ATASE Arşivleri ( konuyla ilgili 14 eser)
* Ian Hamilton – Gelibolu Günlüğü, Çeviri Osman Öndeş, İstanbul 1972-
* Şevket Süreyya Aydemir – Enver Paşa, cilt 3 İstanbul 1978 -
ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM |
Tarihi olabildiğince iyi bilmek önemli, tarih tekerrürden ibaret olmasın diye… Ancak tarihinle sadece övünülerek bir yere varılamaz, olan ve hatta hiç olmamış kahramanlıkları şişirmek de bir milleti ileriye götürmemekle birlikte geçmişe takılıp kalmasını sağlar ve ilerleme yolunda önünde bir set oluşturur. Ben politik açıdan sanırım senden biraz daha farklı bir ideoloji güdüyorum, mesela fazla milliyetçi olduğum söylenemez. Ancak araştırmaların bağlamında güzel bir çalışma ortaya çıkarmışsın. Güçlü bir kalemin var… Emeğine ve kalemine sağlık…
tam bir dosya haber.. ajansların verdiği haberler dışında haber okuyamayan memleketimin muhakkak bir kenara not etmesi gerekiyor. tebrikler, başka söze ne hacet…
Hurafeleri sadece dinciler çıkartmıyor, bu yazıda bunu anlamış oluyoruz.Bazen nispeten daha aydın sayabileceğimiz insanlar bile hurafelere inanabiliyorlar.Bu yüzden sizi tebrik ediyorum iyi bir çalışma olmuş.
Burdaki bilgiler kesinlikle yalan. Siz nasıl bir araştırmacı nasıl bir yazarsınız ? Çanakkale savaşı ne zaman başlamıştır ne zaman bitmiştir bilmez misiniz ? Kasım 1914 başlayıp Mart 1915 te bitmiştir lakin bu yazıyı yazan vatandaş yemek listesinin yalan oldugunu ispatlamak için kullandığı günlük tarihlerine bakar mısınız ?? Türklüğünüzden şüphe ederim !!
1916 ya kadar süren boğazdaki muharebe ise devletin ve milletin gücünün azaldığını yiyecek ekmeğe muhtaç halde kaldığı ölecek asker kalmayınca çocukların bile savaşa gittiği savaştır bu. Böyle yalan yanlış yazılarla milleti kandıramazsınız
çanakkale’de gemilerin önüne bombaların altına gönderilen savunmasız medrese öğrencilerine ne demeli?elindeki tüfekle gemiyi engelleyebileceğini mi düşünmü büyük komutanları?karaya çıkmaları beklensin!biz akrada iyi değil miydik!ingiliz hatıralarında aşcılarının bile bomba atışına katıldığı bu öğrencileri vurabildiği söyleniyor,bir bomba ile onlarca şehit!bence osmanlının geleceği olan o alim seviyesindeki öğrenciler bilerek katledildi bu savaşta!