Kuaza
       
ARA
giris
ÇAMUR AT İZİ KALSIN

- SPONSOR REKLAMLAR -

ÇAMUR AT İZİ KALSIN

Körle yatan şaşı kalkıyor. Gençliğinde! sol ideoloji içinde yer alıp daha sonraki yıllarda hızla sağa kayan ve bu yazdığı gazeteden de anlaşılan Hilmi Yavuz Bey 18/02/09 tarihli Zaman gazetesinde yayımlanan yazısında Attila İlhan hakkında yarım asır öncesine dayanan bir ithamda bulunmaktadır. Bu ithamdan yola çıkarak da gündemdeki bazı davalarla Attila İlhan Bey’in ilgisini çağrıştıracak şekilde kafa karışıklığına yol açmaktadır.

Bahsi geçen protesto eylemini Attila bey düzenlemiş olsa ne değişecek? Bu Attila İlhan’ın zaten bildiğimiz siyasi ve edebi görüşlerine ters düşmeyen bir eylemdir ve zamanın şartlarına göre normaldir. Yani Attila İlhan bazıları gibi eskiden başka şimdi başka şeyleri savunuyor değildir.

Ayrıca bu lüzumsuz olayı anlatarak Attila İlhan’ı provakatör ve eylem organizatörü olarak gösterip bazı davalarla ilişkilendirmek, en azından akıllarda soru işareti uyandırmak Hilmi Bey’e yakışmamıştır.

İlgili yazıyı aşağıda sizlere sunuyoruz.

Hilmi Yavuz

Attila İlhan ‘Ajitprop’ dersleri aldı mı?
Aslında, hikâyenin neredeyse 55 yıllık bir geçmişi var. 1956 yılında Edebiyatçılar Birliği’nin Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nda düzenlediği geceden söz ediyorum.

O gece, benim de aralarında bulunduğum bir grup yeniyetme edebiyatçı (adayı), Dram Tiyatrosu’nda, başkanlığını Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yaptığı Edebiyatçılar Birliği’ni, üyelerinin edebiyat alanında oluşturdukları iktidar dolayısıyla protesto etmişlerdi. Basit ve masum, ama edeb dozunu kaçırıp işi yuhalamaya vardırdığımız bir muhalefet gösterisiydi bizimkisi. Bu protesto, gürültülü olmuş, Edebiyatçılar Birliği yönetimi polis çağırarak, gençleri susturmak istemişti. Polis o gece iki arkadaşımızı, Hasan Pulur ve Demirtaş Ceyhun’u gözaltına almıştı.

Ertesi gün, Mithat Perin’in çıkardığı ‘Ekspres’ gazetesi şimşir puntolarla ‘Dram Tiyatrosunu Komünistler Bastı’ başlığıyla çıktı. Bir sonraki gün, ben de Fatih, Kıztaşı’ndaki evimizden alındım, Sansaryan Hanı’na götürülüp, 1. Şube’de (‘Siyasi Şube’) sorguya çekildim. 20 yaşındayım ve Hukuk Fakültesi’nde öğrenciydim.

Okurlarımdan bilenler çıkabilir: O geceyi ben ‘Ceviz Sandıktaki Anılar’ kitabımda uzun uzun anlatmışımdır. Ancak, bir konu vardır ki, yeterince açıklığa kavuşmamıştır. O gecenin protestocu gençlerinin örgütlenmesinde Attila İlhan’ın bir rolü var mıydı? Vardı elbet ve İlhan’a göre bu protesto, bir Ajitprop denemesi olacaktı! Ben Attila İlhan’la Baylan Pastanesi’nde yaptığımız bir konuşmayı aktarmış, onun Paris’teyken Fransız Komünist Partisi’nin düzenlediği Ajitprop (Ajitasyon ve Propaganda) derslerine katıldığından söz ettiğini yazmıştım. Kısaca, bu işin uzmanıydı Attila İlhan…

‘Ceviz Sandıktaki Anılar’ yayımlandığında küçük bir kıyamet koptu. Attila İlhan doğrudan yanıt vermedi, ama bu konuda düşüncelerini soran bazı yazarlar aracılığıyla, Fransa’dayken o sırada, Fransız Komünist Partisi’nin genel sekreteri ya da üst düzey görevlisi olan Waldeck Rochet’nin verdiği Ajitprop dersleriyle hiçbir ilgisi olmadığını söyleyip, dolaylı olarak beni yalanladı. Ona göre, böyle bir şey yoktu; ders falan da almış değildi…

Attila İlhan, Zeynep Aliye’nin kendisiyle yaptığı ‘söyleşiler’i derlediği ‘Mavi Adam’ kitabında bu konuya bu defa doğrudan temas ediyor. Benim ‘saçmaladı[ğımı], bu protesto gösterisini onun örgütlediğini iddia ederek ‘aklı[m]ca’ onu ‘karal[amaya]‘ çalıştığımı söylüyor; ayrıca, Paris’teyken Ajitprop dersleri almadığını da ısrarla vurguluyor.

Elbette Attila İlhan’la, Dram Tiyatrosu protestosundan önce ne Baylan’da bu protesto meselesinin konuşulduğunu ne de onun Ajitprop dersleri konusunda bana söylediklerini kanıtlama imkânım yoktu. Ama işe bakın ki, internette dolaşırken, tesadüfen, Attila İlhan’la 12 Ağustos 1997′de yapılmış, ama geçen yıla kadar yayımlanmamış bir söyleşiye rastladım. Genç bir akademisyen, Cafer Vayni’nin, Mehmet Nuri Yardım dostumuzun kurduğu www.sanatalemi.net sitesinde yayımladığı bu söyleşi, meseleyi hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde ortaya koyuyor.

Cafer Vayni, Attila İlhan’la olan “hukuku[nun] o sıralar İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde hazırladığı yüksek lisans tezinden dolayı başladı[ğını]” belirtiyor ve “tez olarak ‘Gerçek’ Gazetesi’ni ve dolayısıyla Türkiye Sosyalist Partisi’ni” çalıştığını belirtiyor. Hiç şüphesiz, Esat Adil Müstecaplıoğlu’nun kurduğu Türkiye Sosyalist Partisi ile partinin organı ‘Gerçek’ Gazetesi hakkında öncelikle başvurulması gerekenlerden biri de Attila İlhan’dır. Nitekim Cafer Vayni de, Attila İlhan’a şu soruyu soruyor:
‘Şimdi Türkiye Sosyalist Partisi’ne yönelmek istiyorum. Sizin TSP’deki göreviniz neydi?’ Attila İlhan’ın cevabına dikkatinizi çekerim. Kelimesi kelimesine şöyle diyor Attila İlhan: ‘Benim Türkiye Sosyalist Partisi’ndeki konumum şuydu: Partinin üyesi ve Vilâyet Komitesi’nde görevliydim. ÇÜNKÜ SOSYALİST HAREKET İÇERİSİNDE BENİM UZMANLIK DALIM, AJİTASYON VE PROPAGANDADIR: BU KONUDA UZMANDIM BEN…’

Ne dersiniz, Attila İlhan ‘AJİTPROP’ (Ajitasyon ve Propaganda) alanındaki ‘uzmanlık’ını nerede edinmiş olabilir?

18 Şubat 2009, Çarşamba

h.yavuz@zaman.com.tr

Yorum Yap



ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM