Kuaza
       
ARA
giris
40 Gün 40 Gece Alışveriş

- SPONSOR REKLAMLAR -

40 Gün 40 Gece Alışveriş

Pazartesiden cumaya, işe giderken yaptığım değişmez yolculuk; sıcak çayıma kavuşabilmek için 7:25 otobüsünde, kimi zaman arka koltukta oturan Semih Gümüş ile, elimde o gün okumam gereken kitabımı aceleyle açarak 30 dakikalık seyahat, ardından on dakika da yürüyüş.

Fakat yürüyüş sırasında bir süredir gördüğüm iki ilan beni öldürecek: Önce pembe zeminde beyazla yazılmış “4 Mart’ta Merhaba İSTANBUL” yaratıcı başlığı dikiliyor karşıma. Önemsediği şeyi büyük yazmak, ilkokul üç seviyesine işaret; hani okur öküzdür, anlamaz durumu. Başlığın altı daha da beter: “alışveriş çılgınlığınaHAZIRMISIN!” Soru işareti konsa daha şık olurdu, ünlem koydun, belli ki alışveriş için delirmişsin tamam da; o ‘çılgınlığına’ ile ‘HAZIRMISIN’ arasında olması gereken boşluk nerede? Hadi geçtik, bunca para verip ilan yaptırıyorsun, ayrı yazılması gereken MISIN’ı niye bitişik yazdın? Nasıl bir alışveriş deliliği ki bu dibe batmışsın.

Devam edelim: “% 70’ varan indream 4. Levent’te Sapphire AVM’de -4. Kat”

Gerçekten dibe batmışlar, -4. kattalar. Alışveriş merkezinde ofisimiz olsun da yerin dibinde olsun durumu. Kaçırılmayacak diğer detay şu “indream”! Dünyanın hiçbir dilinde olmayan bu sözcük firma sayesinde her sabah gözümün önünde. İndream nedir be! Rüya indirimler bizde mi demek istiyorsun, artık rüyanda bile indirim görecek denli hasta mısın?

Belki de gerçekten hastalar. Malumunuz, taşı toprağı AVM ile dolu İstanbul’da (sadece Maslak’tan Taksim’e gelirken Kanyon, Metrocity, Akmerkez, Astoria, Sapphire, Cevahir, Profilo, Demirören!!!) gelişmişlik düzeyimizi belli eden yeni bir etkinlik başladı: Shopping Fest. 40 gün 40 gece alışveriş ve eğlence… Hadi eğlenceyi anladık, eğlensinler, bana ne! Hem haber bültenlerine göre tek derdimiz Tatlıses’in vurulması değil miydi; bak o da iyileşiyor; İstanbul gecelere, eğlencelere akabilir. Hepsi tamam da 40 gün 40 gece alışveriş neden?

Her şeyin büyük indirimle satılıyor olması niçin sevindirici? İndirimde olan her mal alınmalı mı? Bir şeyin indirimde olması alınması için yeter sebep mi? Hem bu eşya edevatın böyle ucuz satılması mümkünse yılın diğer günlerinde niye o kadar pahalı? Bunu düşünmezler mi? Sinema festivaline dair tek afiş göremediğimiz Beyoğlu’nda adamlar halkı bayraklar, flamalar eşliğinde alışverişe çağırıyor. Sorsanıza kendinize: Her aldığınız cidden gerekli mi? Üstelik yüzde 30’luk indirimin neresi çılgınlık? Bu ürünleri bedava ver ki sana o zaman çılgın diyeyim. Asıl çılgınlık, nüfusunun büyük kısmı yoksulluk sınırında yaşayan bir şehirde AVM’lerin alışveriş için gece 2’lere kadar açık kalması değil mi?

Nasıldı o reklam? Çıtır kızımız kırlık yerde piknik yapmakta, elinde bilgisayarı havale ödüyor; bu durum reklam içerisinde özgürlük olarak tanımlanıyor. Behzat Ç. gibi söyleyelim “havale ödemenin neresi özgürlük la”; anlayan beri gelsin! Gece 2’ye dek AVM’de çalışan tezgâhtarın özgürlüğü ne oldu? Bu alışverişler onun için de çılgınlık mı? Hiç yoktan yaptırılan bu gereksiz fazla mesai maaşını etkilemiyorsa, bir asgari ücretin iki katını tek seferde paltoya harcayabilenlere o saatte hizmet edip, eziyet çekmek özgürlük mü?

Shopping Fest’in açılışında Cevahir AVM’de döndürülen semazenler? Eh tabii, Ertuğrul Günay bir açılış yapıyorsa ‘her şeye döndürülen’ semazenler olmazsa olmaz? Bir lokma bir hırkanın bayrağını taşıyan insanlarla; hiçbir şeyin yetmediği, elindeki çoksa az olanla paylaşmaktan zerre nasibini almamış hayvanları bir araya getirmek ancak Türkiye’deki burkulmuş aklın ürünü olabilir; yani kapitalizmin aklının… Bu akıl en çok AVM’lerde çalışır. Dört büyük dinin nasıl ayrı mabedi varsa kapitalizm de paraya iman ettiği için mabedini yüksek kuleler, AVM’ler üzerinden bina eder.

Öyle ya, kapitalizme para, sermaye lazım; kişinin yalnızlığına deva olacak kimlik arayışını tüketimle tanımlamak lazım. Boktan AVM’lerin daha boktan yemek katlarında bol kızarmış yağ koklayıp büyük brand’lerin özel stratejilerle belirlenmiş çiğ ışıklarına bakmak lazım. Orta sınıf çocuklu ailelere vitrin gezip ucuz hamburger yemek için alan lazım, gözü dönmüş delikanlıya çanta arayan ciciş kız lazım, birbirine katlanamayan çiftlerin zaman geçirebilmek için ayakkabı bakması lazım, arabayı park edip bulamamak lazım, girişte çıkışta bir sürü asık yüzlü mutsuzla karşılaşmak, tüketmek, tükenmek lazım; modern çağ bu!

Gelin deneyelim, herhangi bir AVM’de yangın merdiveni dışında sizi kestirmeden çıkışa götürecek bir yürüyen merdiven arayın, bulamazsınız. Zira merdivende bile satın alacak şeyler görmeniz lazım. Gözünüz değmişken iyice bakın, AVM etiketinin yanına neden artık ‘yaşam merkezi’ de yazılıyor? Siz bunu düşünedurun, yazıyı bitirelim.

Gazete kapatılmazsa haftaya görüşürüz!

ONUR CAYMAZ

1 Yorum Yapin “40 Gün 40 Gece Alışveriş”

  1. Papatya diyor ki:

    O kadar geriye atılmış gerçekler var ki,neredeyse hepsi özetlenmiş bu yazıda..Sözün bittiği yer aslında,her şey net ve karşı gelinemeyecek türden sözler…Tek diyebileceğim;evet bunlar gerçekler,fakat insanlar,duyguları,duyarlılıkları,merhametleri gerçek mi ki bu söylenenlere kulak verilsin..?
    Her şeyin sadece anlık heves ya da lüks,ego olduğu şu zamanda hangi genç kız genç delikanlı,daha gülümseme zamanında olan bir çocuğun dışarda aç susuz gezdiğini..?
    Evet malesef modern çağ bu ! Dışarda yaşam mücadelesi veren ufacık insanlar varken,duyarsız insanların yaşam merkezlerine gidip hamburger yemeleri kadar çağa dışı bir varoluş bu modern çağ !
    Oldukça yazık…

Yorum Yap



ANASAYFA | GÜNCEL | SPOR | MÜZİK | EĞİTİM | FOTO GALERİ | VİDEO İZLE | SİNEMA | DÜNYA | REKLAM VER | İLETİŞİM